03 Aralık 2016

Sizi anlamak kolay değil Atam

Haber İçi Üst

Siz olmasaydınız 624 yılın gerici eğitim sistemi Türk Ulusu’nu kanser gibi esir alıp, yok edecekti. Milattan önce hayat bulmuş İdealizm ve Realizm ulusun başat felsefesi olarak kalacaktı. Bu eski ve tutucu felsefik kuramların temellerini attığı Esasicilik ve Daimicilik eğitim kuramları Orta Çağ’ın dogmatik anlayışına eğitim sistemini esir alacaktı.
Öğrenciler eğitim sisteminde bilginin yüzde yüz doğru olduğuna inanacaktı. Bilginin doğuştan getirildiğini kabul edecekti. Öğretmenlerin görevinin doğuştan getirilen bilgilerin bilince çıkarılması olduğuna inanılacaktı.
Öğretmenlerin tek otorite, söylediklerinin kesin doğru ve asla tartışılmaz olduğu bilinecekti. Onların söyledikleri aynen ezberlenecekti. Okulda, sadece ders kitaplarında yazılanlar aktarılacaktı, onun dışına çıkılmayacaktı.
Okulda okutulacak derslerde Fıkıh, Kelam, Peygamber’in Hayatı, Din, Kuran temel dersler olacaktı. Öğrenciler canlılar dünyasına Darwin’in penceresinden hiç bakmayacaktı, ona karşı olumlu tutum geliştirmeyecekti.
Ahlaklılık ölçütü olarak insan hakları, hayvan hakları, çevreye saygı yerine nefsine hakim olma kullanılmaya devam edilecekti. Ali Kuşçu örneği gibi astronomi bilimcilerinin araştırmaları cinlerle ilgilenmek olarak kabul edilip, bir güzel dar ağacında sallandırılacaktı.
Öğretim programlarında öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınmayacaktı. Onların bu anlamda yeterli olgunlukta olmadıkları kabul edilecekti.
Öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediği öğrencilerin, öğretmenlerin söylediklerini veya ders kitaplarında yazılanları ezberleme düzeyleriyle ölçülecekti. Ceza, fiziksel olanlar da dahil öğretimde ana unsur olarak kalacaktı; eti senin kemiği benim misali.
Öğretimde yaşamın gerçeklerine yer verilmeyecekti. Toplumsal yaşamın problemleri sınıfta öğrencilerle tartışılmayacaktı. Gerekirse problemlere çözüm aramaya kalkışılmayacaktı. Hatta gerekirse öğretmenlerle birlikte eyleme geçip, problemlere çözüm üretmek hayal olarak kalacaktı. Kağıt üzerinde olsa bile bunlar asla düşünülmeyecekti.
Öğrenciler derslerdeki içeriğin pasif alıcısı olarak kalacaktı. Araştırma, deney, gözlem kısaca bilimsel yöntem bilgiye ulaşmanın yolu olarak değil, çıkmaz sokağa götüren yol diye görülecekti.
Siz bütün bunların Türk ulusunu çağdaşlığa götüremeyeceğini çoktan gördünüz. Esasicilik ve Daimiciliğin çıkmaz sokak olduğunu, Pragmatizm’e dayalı İlerlemecilik ve Yeniden Kurmacılık eğitim akımlarının çare olduğunu 1924’te fark ettiniz.
Ama cumhuriyeti emanet ettikleriniz 1949’da TBMM’de yasayla Pragmatizm’e geçilmesi gerektiğini anlamışlar. Sizin düşündüklerinizi düşünmeleri 25 yıllarını almış.
Sizin gibi düşünmek kolay değil, Anıtkabir’deki kitaplarınızı değil okumak görmek bile bunu anlamak için yeterli. Cumhuriyeti teslim ettiklerinizin ise kitap okuma oranı “yılda on iki kişiye bir kitap”ta kalmış. Sizi anlamaları kolay değil.
Siz 1924’te gerçek kurtuluşun adına, Pragmatizm’in eğitim sistemine entegre edilmesi amacıyla Jhon Dewey’i TC’ye davet ettiniz. Dört yıl sonra yapılması gerekenleri yazıp teslim etti ve gitti. Ama ne yazık ki önerileri uygulanmadı. ABD Siz’den çok sonra Dewey’i davet etti ama onlar önerdiklerini yaptı. Sonuç ortada ABD süper güç.
Sizin öngörünüze hayran olmamak elde değil. Başkaları öngörülerinizi hayata geçiremedikleri için şimdi ne kadar dövünseler azdır. Cumhuriyeti ne hale soktuklarıysa ortada. Sizin gösterdiğiniz yolda değil, yıkmaya uğraştığınız bütün değerleri en yüce değer olarak kabul eden bir Cumhuriyet. Cumhuriyet demeye bin şahit ister. Sizin ilkeleriniz ne yazık ki hayat bulamamış. Her alanda pasiflik, bilimin ilkeleri yerine dini kurallar. Sizin gibi düşünenlerse sadece adınızı saygıyla anmakta ATAM; çünkü azınlıktalar. Sizi anlamak kolay değil.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam