08 Aralık 2016

Siyasi kriz fırsat olur mu?

Haber İçi Üst

Ülkede değişimi kaçımız gerçekten istiyoruz?
Mevcut yapının değişmesi gerektiğini herkes dillendiriyor ama bunun olabilmesi için gereğini yapma söz konusu olunca iki kere düşünüyor.
28 Temmuz’da yapılacak seçimleri değişim için bir fırsat olarak görenlerin sayısı hiç de az değil.
Ancak bunun ne kadarının sandığa yansıyacağını doğrusu merak ediyorum.
28 Temmuz seçiminde mühür vurulmaması, karma oy kullanılması konusunda çağrılar yapılırken, bazı siyasi partiler mühür konusunda partililerini ikaz ediyor.
Bu arada sandığa gidilmemesi yönünde de çağrılar yapanlar da var.
Tüm bu çağrılara vatandaşın nasıl bir yanıt vereceğini görebilmek için 28 Temmuz’u beklemek durumundayız.
Bu aşamada ne söylesek tahminin ötesine gidemeyiz.
Ancak Kıbrıs Türk insanının muhafazakar bir yapısı olduğunu da bir tarafa not etmekte fayda var.
“Alıştığı, tanışık olduğu isimler dururken bunların yerine yenilerini tercih eder mi” sorusu da gündemde yer almaya devam ediyor.
Sonuçta Meclis’in yapısının bir şekilde değişeceği ve eskisinden farklı olacağı da kesin.
Değişimin oranı ve niteliği tabii ki çok önemli.
Günün sonunda kararı halk verecek.
Sandıktan çıkacak karardan şikayet etmek istemeyenler sandık başına gidip bir şekilde tercihlerini ortaya koymak durumundadırlar.
Çünkü katılım oranı ne olursa olsun sandıktan mutlaka bir sonuç çıkacak.
Çıkacak sonucun en iyisi olabilmesi katılımın bilinçli bir şekilde yapılması ve yüksek olmasına bağlıdır.
Seçimler halkın demokratik hakkını kullanması için en önemli fırsat ve araçtır.
Bu nedenle de bence bu fırsat kaçırılmamalı, ne isterse olsun sandığa gidilmeli ve bir şekilde tercih yapılmalıdır.
Yapılmalıdır ki çıkacak sonuç halkın ekseriyetinin iradesini yansıtabilsin.
Seçim süreçleri doğru kullanılırsa bundan hem halk hem de siyasi partiler kazançlı çıkar.
Siyasi partiler ve vatandaş arasında sağlıklı bir ilişki biçimi kurulması ve demokrasinin ileriye gidebilmesi seçim dönemlerinin doğru ve dürüst bir şekilde kullanılması ile mümkündür.
Partiler sandıktan iktidar partisi olarak çıkmaları halinde temel meselelerde nasıl bir siyaset izleyeceklerini seçim dönemlerinde halka en iyi ve anlaşılır şekilde anlatmalıdırlar.
Ve seçimden sonra iktidar olma şansı yakalamaları halinde de ortaya koydukları politikaları uygulamak için adımlar atmak durumundadırlar.
KKTC’de genelde bugüne kadar seçim zamanlarında halkın duymak istediklerinin söylenmesi anlayışı egemen oldu.
Bu anlayışa göre “Seçim meydanlarında söylenenler orada kaldı”.
Seçim geride kaldığında seçim dönemlerindeki vaatler unutuldu.
Bu artık 28 Temmuz seçimi ile değişmelidir.
Partiler seçim sonrasında ne yapacakları konusunda söylediklerinde samimi olmalı, ayakları yere basacak şekilde ülke sorunlarına çözümler üreterek halka bunu anlatmalıdırlar.
Halka karşı dürüst olmalı ve siyasete karşı yaşanan ciddi güven erozyonunun durmasını sağlayacak şekilde davranılmalıdır.
Umalım bu seçim süreci böyle olsun ve seçim sonrasında ülkede siyaset güven kazanarak yoluna devam ederken bundan ülke kazançlı çıksın.
Gelinen aşamada ülkenin ihtiyaçları ortadadır.
Siyasi partiler ülke ihtiyaçlarına dönük seçim manifestolarını bir bir kamuoyu ile paylaşmaya başlıyorlar.
Halk bunları çok sıkı bir şekilde sorgulamalı, bunların takipçisi olunacağı mesajını net bir şekilde vermelidir.
Ve seçim sonrasında da gerçek anlamda ısrarlı bir şekilde takipçisi olmalıdır.
Bugüne kadar işler böyle olmadı.
Seçim kampanyalarında 10 binlerin istihdamının yapılacağı, milli gelirin uçurulacağı söylenip, iktidarda başka şeyler yapılan dönemler artık geride kalmalıdır.
Son dönemlerde yaşanan siyasi krizler, ülkede bazı şeylerin değişmesi için bu kez bir fırsat olarak kullanılmalıdır.
Bu fırsat da kaçırılırsa bir sonraki dönemde işler daha da zor olacaktır.
Tahribat daha da büyüyecektir.
Umalım öyle olmasın…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil