03 Aralık 2016

Siyasetin gittiği yön: “Little little from everthing in the middle

Haber İçi Üst

Bu hafta iş yoğunluğundan yazı yazmak için düşünmeye vakit bulamadım.

Bir taraftan işteki görev değişikliğinin getirdiği sorumluluklar, diğer taraftan evden gelen ne zaman tatil yapacağız baskısı.

En nihayet işi bir düzene sokup bu yaz ilk defa, bayramdan da faydalanarak, bir hafta izne çıkmaya vakit buldum.

Buldum bulmasına da bir de kara sevda gibi haftada bir, dört senedir aksatmadan kendi kendimize biçtiğimiz yazı yazma sorumluluğumuz var.

Yazı yazma hastalığına yakalananlar bilir.

Bu yazı yazma hastalığına yakalanmak belki zordur ama yakalandıktan sonra kurtulmak çok daha büyük ikilemleri beraberinde getirir.

Dedim ya bizimkisi kara sevda.

Kıbrıs’ın dışında olsak da Kıbrıs hep içimizde olduğu için her yazdığımızla adaya haftada bir de olsa kendi kafamızda gidip geliyoruz.

Cumartesi (dün) öğlen ailecek Çeşme’ye geldik ve ben bizimkilerin deniz-havuz muhabbetine katılmayıp gölge bir yerde Çeşme’nin o her zaman sert esen rüzgarını arkama alarak bu yazıyı yazıyorum.

Plansız bir şekilde ortaya karışık bir yazı yazmak için oturdum.

Bir bizden bir de Türkiye ile ilgili iki kısa yorumla bu haftaki yazıyı geçiştirelim diye niyet ettim.

***

Bizde seçimler bitti mi?

Yok yok bir sonraki seçimlere hazırlık başladı bence.

Resim ortada.

UBP, ders almadım ben dercesine Küçük sonrası bölgeciliğe dayalı aday olma yarışına girdi bile.
UBP de son bir yılda tüm yaşananlara rağmen oturup enine boyuna düşünmeden verilen demeçleri ilgiyle izliyorum. Bayılıyorum aday olmak için kulis yapanların demeçlerine.

“Tabandan baskı var” diyorlar. 

Hadi canım sen de.

Bunu söyleyeceğine ortaya bir görüş, bir projeyle çık. Seni lider seçmeleri için ezber bozacak görüşleri ortaya koy, çekim gücü yaratacak projeleri ortaya koy. Baskıyı yalnızca parti delegesi için değil, tüm seçmen üzerinde sen kur. Bunu görürsen de aday ol.

UBP parti içi mücadelesi ve koalisyon olasılıklarından ziyade dikkatle izlenmesi gereken CTP’de basına yansıyan parti içinde oluşan fay hattıdır. Bu fay hattının kırılması Türkiye’de geçmişte uygulanan toplumsal mühendislik projesinin parçası olarak ANAP ve AKP’yi ortaya çıkaran dört eğilim benzeri oluşumları gündeme getirir.

“Her şeyden az az ortaya karışık” misali.

İngilizcesini de Cem Yılmaz söylemişti. Biz de ondan çalmış olduk.

“Little little from everything in the middle”

Bizdeki siyasetin geldiği noktayı ve çıkış yolunu ortaya koyduğu için yazının da başlığına aldık.

En son seçimlerden çıkan sonuç da bence bu yöndeki bir oluşuma seçmenin çok da soğuk durmayacağı yönündedir.

Sandığa gitmeyenler artı gidip de 25%-30% civarında karma oy kullananların verdiği mesaj budur.

Tüm partilere verilen güçlü bir mesajdır bu.

O mesaj da siyaset pazarının küçüldüğü yönündedir.

Küçülen bu pazar içerisinde hala daha büyüdüğünü söyleyen partiler var.

Esas mesaj siyaset pazarının küçülmesi ve seçmenin buna giderek daha da meyilli hale gelinmesidir.

Siyah-beyaz televizyon pazarında pazar lideri olmanın artık bir esprisi kaldı mı? Bizimkilerin durumu biraz buna benzemeye başladı ama inkar sürecinden çıkmaya niyet yok.

Seçimleri boykot etmeye ve mühür yerine karma oy verme yönündeki çağrılara çok doğal olarak ağız birliği etmişçesine karşı çıkan parti liderleri, boykot ve karma oyların bu derece arttığı bir seçim sonrası, tüm partilerin destek vereceği bir hükümet modelini niye dile getiremiyor?

Türkiye’yi uygulamaya çalıştığı program içeriğinde eğer başarılabilecekse bundan başka bir hükümet modeli ile ikna etmek mümkün değildir.

Türkiye’nin gündemi ile ilgili yazacaklarımı da sonraki haftalara bırakıyorum.

Konuyu o kadar da karıştırmayalım.

“Little little from everthing in the middle” olmasın.

Az ve öz kalsın.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam