11 Aralık 2016

Sıra Dışı Bakan

Sıra Dışı Bakan
Haber İçi Üst

“KARAR VERDİM, DÖNÜYORUM”… “Karar verdim, aktif siyasete döneceğim. Bu seçim sonuçları bizim de alacağımız siyasi kararların büyük belirleyicisi olacak”

GİDERKEN… “Anlım açık çıkmak isterim buradan. Çıktığımda ‘Bu Harmancı keşke biraz daha kalsaydı ve bu işleri biraz daha yoluna koyabilseydik’ denmesini isterdim. Ama bu ‘kalmak isterim’ ile aynı şey değil”

KARPAZ KONUSU… “Karpaz’da Altın Kum’a yapılan kaçak yapılar konusunda eski hükümet 3 bakanlık arasında protokol imzalandı, ancak bu protokol kamuoyundan saklandı. 2014 yılında koruma alanının dışına bu yerlerin taşınması öngörülüyor ama protokolde anlamsız şeyler var”

“KARARSIZIM”… “Altın Kum’a yapılan tahta evler konusunda ne yapılacağı konusunda kararsızım. Doğrunun ne olduğuyla ilgili ikilemdeyim. Çünkü gerçekten siyasetçi karar alır yürür ancak ama birçok şeyi de düşünmek zorundayım. Orada kalan birçok turist var şu an”

MAĞUSA SERBEST LİMANI… “Orada birebir insan hayatına nükseden bir kirlilik var. Açık çimento dökümü yapılıyor, çimento toz bulutu kaplıyor orayı. Yeni sistemle bu işin yapılması için sonuna kadar mücadele edeceğim” 

Selda İÇER
Mehmet Harmancı, bu mesleğe başladığımdan itibaren nerede ise tanıdığım bir kişi. Uzun zamana dayanan bir arkadaşlığımız var. TKP’deki gençlik kollarındaki aktif siyasi bırakıp turizm dalında çalışıyor iki yıla yakındır. Ancak bu geçiş hükümetinde Mehmet Harmancı kabinede en genç bakan olarak yerini aldı ve Turizm Çevre ve Kültür Bakanı oldu. Hemen hemen bu kabinenin en aktif bakanı diyebiliriz kendisine. Kesinlikle makam aracı kullanmıyor, her öğen “sandviç” yediği için de bakanlıkta hayretle kendisine bakıldığını anlatıyor. “Sıra dışı” bir bakan kendisi. Makam koltuğu ile 1değil, beyin ile iş yapılacağını gösteriyor bizlere. Fotoğraf çektirirken de verdiğimiz poz, bunu gösteriyor. Genç nesiller olarak sorunlara siyasi pencereden bakmayıp pratik olarak nasıl çözüleceğine odaklanıyorlar. Her zaman gülen yüzü ve ülke siyasetine olan yakın ilgisi ile Harmancı’yı bundan sonra aktif siyasetin içinde göreceğiz. Çünkü bu süreç ona bu kararı aldırmış. Biz de ona “yolun açık olsun” diyoruz ve bizimle paylaştıklarını sizlere aktarıyoruz.
Harmancı, “Tüm kamu sisteminin, tüm vatandaş, devlet ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi lazım. 5 yıllık, gözü kara, siyasi menfaatlerini ve sandıkta gömülmeyi göze alan bir iktidar. İlk 3 yıl ne kadar eleştirilse de düşmeyecek bir iktidar. Çünkü artık toplum da buna alıştı. Toplum ilk 3 yıl buna adaptasyon süreci geçirecek ve son 2 yılda da bunun meyvelerini alacak” diyerek mevcut durumu özetledi.

HAVADİS: Sohbetimize Karpaz bölgesi ile başlayalım isterseniz. Karpaz bölgesinde “Altın Sahil” diye bilinen bölgede yapılan kaçak tahta evler konusunda son durum nedir. Önce bakanlık bunların kapatılmasına karar verdi ancak daha sonra anlaşılmayan bazı nedenlerden dolayı bu yerler yeniden açıldı. Şu an bölgede durum nedir?
HARMANCI: Seçim öncesi yaşanan dram, siyasetin ülkede geldiği noktayı gösterir.” Siyasetteki kirliliğin” birebir örneğidir burada olan. Düşünün ki siz, bakanlıktaki bazı bürokratlar orada farklı bir yapılaşma gördükten sonra bunların önünü almak için bölgeye gidiyorlar. O işletmeler tarafından tehdit ediliyorlar, buna rağmen bu kararlılığı bu bürokratlar gösteriyor ki bunlar, savunmasız insanlardır aynı zamanda. Bir gün sonra telefon ediliyor bazı yerlere ve dönemin İçişleri Bakanı ve kaymakamı ki şimdi bunlar bölge adaylarıdır; gidiyorlar ve bu bürokratları ezerek bu yerleri açtırıyorlar. Bu yerlerin kapanma nedeni ne idi. Çünkü o bölge, özel çevre koruma bölgesidir. Bu bölgenin içine normalde 20 metre karelik büfe tarzı yerin dışında hiçbir şey yapılamaz. Ancak gelin görün ki, zaman içerisinde oradaki insanlar tahta kulübeleriyle ki bana göre hiçbir alt yapısı olmayan, bölgenin çevre etki değerlendirilmesi hiç düşünülmeden septik kuyuların hangi derecede yapılması gerektiği, burada oluşacak kirliliğin nereye gittiği değerlendirilmeden bir yapılaşma var. Bu, masum sınırlar içinde uzun yıllar kaldı. Hiç kimseye tahsis yok. Kira yok, gecekondudur aslında oradaki yapılar an itibarı ile. Seçim yatırımı olarak da başka bölgeler de insanların kullanımına verilmeye başlandı. 3 tesis şu an, 5 veya 6 tesise çıkarıldı. İçişleri Bakanlığı veya kaymakamlığın izin verdiği yeni yapılar kimi tetikleyecekti, tabii ki kaymakamlık ve İçişleri Bakanlığı’nı. Ama bunun sonunda bir de protokol imzalandı bu insanlarla. Ama kamuoyu bunu bilmiyor. Oradaki yapıların 2014 yılında tüm alt yapıları tamamlanarak belirlenen yere geçişleriyle ilgili. Devlet kaçak yapılarla protokol yapmıştır ve bu kamuoyundan saklanmıştır. Altın kumsal bölgesinin sahibi Orman Dairesi’dir. Orman Dairesi ve izinsiz konaklama üniteleri inşa eden işletmeler ve Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı arasında bir protokol imzalanmış 26 Mayıs tarihinde. Buna Nazım Çavuşoğlu, Ali Çetin Amcaoğlu ve Ünal Üstel imza atıyor. 4 maddedir protokol. “Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı, işletmelerin kira yöntemiyle kullanımına vermek suretiyle ve yerel yönetimler tarafından karpaz emirnamesinde mevcut turizm gelişim alanının genişletilmesini talep ederek, mevcut KKTC malı olan hazine veya hali türündeki araziler üzerindeki tüm mefruşatları ile birlikte, yasal mevzuata uygun birer yatak odalı, çevreye uygun ahşap konaklama ünitesi ve birer adet içinde restoranın da bulunduğu idari ünitelerin, yol, elektrik, arıtma su gibi alt yapı hizmetleriyle birlikte, en geç 30 Nisan 2014’e kadar kaynak yaratacak.” Yani bizim Turizm Bakanlığımıza “kaynak yarat” diyor bu protokol. Bu taşınılacak yer için. “İçişleri Bakanlığı, işletmecilerin en geç 30 Nisan 2014 tarihine kadar bakanlığın konu yatırımları tamamlamasının ardından şu anki işletmelerini, hiçbir hak talep etmeden taşımalarını ve mevcut tesislerin yıkılmasını sağlayacaktır” diyor protokol. Bununla, bir geçiş dönemi öngörülüyor bir yıllık. “Yeni projenin tüm maliyeti Turizm, çevre ve Kültür Bakanlığı tarafından karşılanacak” ifadesinden benim anladığım oradaki binaları, tüm altyapıyı biz yapacağız ve insanları oraya taşıyacağız. 26 Mayıs tarihinde imzalanmış bu protokol. 14Haziran’da biz göreve geldik, yani biz göreve gelmeden 15 gün önce bu protokol imzalandı. Bu yerlerin özel çevre koruma bölgesinin dışına taşınmaları ön görülüyor. Tabii işletmecilerin buna ne oranda müdahil olduğu konusunda çok fazla bilgim yok. Büyük ihtimal oradaki insanlara anlatılmıştır bu. Benim inancıma göre bu, geçici bir şeydir. Yürürlüğe de girmeyecektir.

HAVADİS: Sizce zamanı kurtarmaya yönelik mi idi bu protokol?
HARMANCI: Bence odur. Doğrusu nedir peki? O bölgenin yapılandırılıp altyapısının Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı tarafından yapılması ve insanların hala hazırda olan mobil binaların taşınmasıdır. 20 bin TL civarıdır bunların her birinin yapımı. Ve on tane ile başlayanların 20 taneye çıkmıştır an itibarıyla. Kaçak olan bu yapıya göz yumulmuştur, içki satma izni verilmiştir. Su, elektrik bağlanmıştır bazısına. Ama işin daha vahim boyutları vardır. Ben bölgenin turist sağlığı ve konaklama sağlığı açısından şu an için doğru işlemediğini düşünüyorum.

HAVADİS: Sizi böyle düşünmeye iten nedir?
HARMANCI: Suyun kalitesi nedir, çünkü bunu denetleyemiyorsunuz. İkincisi, gerçekten o septik kuyulardan denize nasıl bir akış vardır. Göz bebeğimiz olan altın sahil umarım hale daha temizliğini koruyordur. Ben bu konuda çıkacak tahlil sonuçlarını bekliyorum. Bölgeye ben iki gün önce gittim. Çevrenin ne kadar felaket şekilde olduğunu görme fırsatını da yerinde bulmuş oldum. Ciddi anlamda içler acısıdır tablo. Böyle “gönüllü seferberlikle gidelim de temizleyelim” diyebileceğimiz aşamanın çok ötesine geçmiştir. 2005’de en son bölgede temizlik yapılmış. Ayfilonun doğu tarafından bahsediyoruz. Burası vatandaşlar tarafından da çok bilinmez ve bilinmemesi de bizim işimize gelir çünkü oraları doğal yaşam alanlarıdır kaplumbağaların ve ciddi korunmaya muhtaçtır. Bölgeye gittiğimde oradaki işletmecilerin gerçekten tedirgin olduklarını gördüm. Bölgeye gidiş nedenlerimden birisi de bu bölgelerde turist olup olmadığını görmekti. Çünkü, bu yapılara müdahale edersek orada bir komplikasyon yaratıp yaratmayacağımı görmek istedim. Evet, yaratacağız, bu da bir gerçek. Bu konu beni inanın uyutmuyor. “Yasaları uygulayın” deniyor, tamam uygulayalım burada bir sorun yok ama yıllar içinde oluşmuş, kendi hukuku olan bir yerden bahsediyoruz. Tam da maalesef doğru dönemde kapatılmış, yanlış dönemde açılmış ve kucağımızda bir bomba halinde duruyor şu anda. Ben bu ülkenin imajını düşünmek zorundayım. Düşünün ki siz, bir Finlandiyalısınız ve orada kalıyorsunuz, bir sabah ben de gelip orayı mühürledim. “Bu insanı nereye taşıyacağım, parasını ödedi mi, ödemedi mi” çünkü orada resmi bir kayıt sistemi de yok. Çevre Platformu da bizi bu konuda ciddi şekilde eleştirecek, çünkü bu konu onların ilk taleplerinden birisi idi. Ben de anlatmaya çalışıyorum kendilerine. Eylül, ekim ayına kadar orada ciddi bir insan potansiyeli var ve oradaki imajı da korumak zorundayız. BU arada, bizden sonra gelecek hükümete bu yeri ikna edelim, yeni taşınacak yerin altyapısının oluşturulmasıyla ilgili olanakları yaratalım ama ben taşınmayla ilgili bu protokolün çok yanlışlıklarını görüyorum. Protokolün kamuoyundan saklanması da açıkçası beni rahatsız ediyor. İşletmelerin de bu protokolden tam anlamıyla haberi yok. Doğru Proje pansiyonculuk projesi idi. Dipkarpaz’da kalan turistler yüzmek için altın sahile gidip dönerlerdi. Orada konaklamaya hiç gerek yoktu. Doğrunun ne olduğuyla ilgili ikilemdeyim. Çünkü gerçekten siyasetçi karar alır yürür ancak, birçok şeyi de düşünmek zorundayım. Henüz karar almış durumda değilim bununla ilgili.

HAVADİS: Sezon kapandıktan sonra ne yapılacaksa yapılır gibi mi görünüyor?
HARMANCI: Tüm Bayrama rezervasyonlar dolu. Çevreciler de bana diyor ki “ yasaları uygulamazsan sen da suçlusun” Yani oluşan bunca yıllık hukuku 3 günde yok edebilmek ne kadar mümkün bu da ayrı bir tartışma konusu. Altın sahil tüm toplumun değeridir. Ya çok radikal ilerlemek zorundayız, ya da bu geçiş döneminde Çevre Platformu ile de uzlaşmak zorundayız. Yani benim dün bu yerleri mühürleyen arkadaşlarım, bugün buna taraftar değil.

HAVADİS: Neden peki?
HARMANCI: Çünkü onlar da aynı şekilde düşünüyorlar. İçerde insan konaklarken, sezon başladıktan sonra bunun yapılması ne kadar doğru olacak kaygısı var onlarda da. Çünkü doğru yapılan bir şeyi siz yanlış bir zamanda iptal ediyorsanız başka bir sonuç doğuruyorsunuz maalesef. Ben, Başsavcılıktan görüş alacağım. Kişilere dava açabilir miyim diye. Burada görmezden gelen, bunların yapımına imkan veren bürokrat, ilgili ita amirleri. Bunlarla ilgili hukuki sürecin başlaması gerekiyor. Burada çevrecilerin de yerelle iletişim halinde olması lazım ki bölgeye yapılanları anlatsın, onları karşımıza alarak hiçbir konuda başarı sağlayamayız. Diyalog çok önemlidir, çevrecilerin ikna edici olması şart.

HAVADİS: Gazetelerde tartışma konusu oldu. Karpaz bölgesinde bir arazinin bir şirkete kiralanmasının iptali konusunda isimler ortaya atıldı. Siz bununla ilgili neler söylersiniz?
HARMANCI: Ben sadece şirketin adını bilirim. Nefüz diye bir şirket. Karar son bakanlar kurulunda alındı. Başbakanlık tarafından araştırıldı ve bu bilgimize getirildi. Başka başka araziler de var ancak onların hukuki süreçleri bitmediği için bakanlar kuruluna gelmedi. Bununla ilgili kesin bilgi geldiği için Başbakanımız konuyu bilgimize getirdi. Bizde ilginç bir durum var. Devlet alan belirlemiyor. X yerde güzel bir hali arazi vardır. Bununla ilgili ben yatırımcı aramıyorum. Yatırımcı, bir yer buluyor, gidiyor onu bunu araya sokuyor, ansızın Bakanlar Kurulu’nun önüne geliyor. Burada sözü edilen şirket zaten iki ay önce kurulmuş ve bize bakanlık olarak herhangi bir yatırım için başvurusu yoktur. Arazi de kendisine UBP hükümetinin son Bakanlar Kurulu’nda verilmiş. Ancak devri yapılamadığı için de iptali söz konusu olabildi. Zaten biz şu an bakanlığımızda ilgili bir tüzük çalışması başlattık. Bu tarz arazilerin kiralanmasında tümünde “açık artırma ve televizyondan canlı yayını” ön gören bir sistem. Yani devlet belirleyecek yatırımcıyı. Araziyi yatırımcı bulmayacak, ben yatırımcıyı bulacağım.

HAVADİS: Bu arazi tam olarak nerede idi?
HARMANCI: Burasının Karpaz’da değil Erenköy, hatta daha da geride olduğunu biliyorum. Bu konuda medyada yanlış bilgi var. Biz Bakanlar Kurulu’nda arazilerin kime ait olduğuna bakmamaya kadar verdik. İsimler üzerinde durmuyoruz. Hukuksuzluğa bakıyoruz sadece.

HAVADİS: Sizin Mağusa serbest limanı konusunda da bir hassasiyetiniz olduğunu biliyoruz. Bu konu hakkında nedir sıkıntı?
HARMANCI: Orada bire bir insan hayatına nükseden bir kirlilik var. Açık çimento dökümü yapılıyor, çimento toz bulutu kaplıyor orayı. Orada çalışanların bire bir nefes aldığı havadır bu. Hem de çevredeki tüm o eski eserlerin üzerlerinin yıpranmasına yol açıyoruz. Aynı zamanda tahıllar da bu şekilde boşaltılıyor. Neden, ucuz olduğu için. Aynı zamanda serbest limanın içinde kara yollarının bir tesisi var, buradan katran akıyor yaz aylarında denize ulaşan. Yine serbest limanın içinde “ yüzer tersane” denen bir şey var. Denizin içine, boya, kimyasal türlü şeyler akıtılıyor buradan. Ben gittiğimde serbest limana şoklarımı yaşadım. Bununla ilgili bir komisyon kurduk biz, üç bakanlık arasında, Maliye ve Ekonomiye bakanlığı olarak. Ama ben hiçbir şekilde bu konunun peşini bırakmayacağım. 20 bin TL’dir o kapalı dökme standartlarını getirebilmek buraya. 5 tane getirirseniz iş çözülür. Ben aldım inceledim. O bölgedeki şirketler hep zarar gösteriyor. İnsan zarar gösterdiği bir işi neden yapar anlamış değilim. O zaman zarar da ediyorlarsa insan sağlığına hükmetmesinler. Demek ki kapatırsak da kendilerini bir sıkıntı olmayacaktır. Bugün çıkacak olan raporda arkadaşlara şunu söyledim. “İnsan hayatı hiçbir ekonomik hayatın önünde değildir.” Eğer bu insanlar buradan para kazanmıyorlarsa zaten fizible bir iş yapmıyorlar demektir. Eğer tedarikçiler zarar görecekse, benim önerim olur Maliye Bakanlığı’na. Bunların Güney Kıbrıs’tan ithalatını serbest bırakır. O zaman görürüz bu koşullarda çalışıyorlar mı. Ben bu konunun bire bir ısrarcısı olacağım bu modern tekniklerin buraya gelmesi için. Orada çalışan tüm personel bu havayı soluyor. Eğer modern aletleri almazlarsa, ben her gün ceza yazacağım ve bu konuda da kamuoyunu bu yönde oluşturmaya çaba harcayacağım ve lisanslarının iptaline kadar çalışacağım.

HAVADİS: Teknecik Elektrik Santrali’nin bir ünitesinden çıkan yoğun dumanın zararları konusunda tartışmalar var. Yaptığınız açıklama da eleştiri aldı?
HARMANCI: Ben açıklamamda, patlama sonrası oluşan durumun tespitini yaptım. İlk andaki veriler çok olumsuzdu ve kabul edilebilir normların çok üzerinde idi. Benim açıklama yaptığım saatte kabul edilebilir sınıra gelmişti. Yani o filtresiz bacadan çıkabilecek normal zehir aşamasına gelmişti. Ben çok da panik yaşanmamasını da düşündüm. O anki durum tespiti yaptım. Bu gecikmiş bir adalettir aslında ve gecikmiş adalet, adalet olmayacaktır ve bir sürü insanın bence devlete tazminat açma hakkı da vardır. Devlet bir tesis yapıyor ve sizi kanser ediyor. Toplum belki de “yapamıyorsa benim devletim” diyerek artık olaya el atmalıdır. Yardım konserlerinden tutun da birçok şey yapılıyor dünyanın her yerinde. Sivil toplum devlete utancını yüzüne vurarak ve bu 11 milyon TL civarında olan miktarı halk toplayabilir. Bunun ödenemeyecek bir rakam olduğunu düşünmem. Devlet bu parayı bir şekilde bulabilir isterse.

HAVADİS: Siyaseti değişmek için genç ve değişik yüzlere ihtiyaç olduğu ve eskilerin artık eve gitmesi konusunda neredeyse herkes hem fikir. Partilerin çıkardığı adaylara baktığınızda siz bu konuda umutlu musunuz?
HARMANCI: Ülkemizde bir milletvekili veya belediye başkanının seçilme oranına baktığınızda ortalama 2-2,5 dönemdir. Bu da demek oluyor ki vatandaşımız eleştiriyor, eleştiriyor ama yine bu arkadaşları seçiyor. Bence bu mevcut hükümet bu yeni arkadaşların seçilebilmesinin önünü açıyor. Bence biz büyük bir şansız.

HAVADİS: Neden peki?
HARMANCI: Bence insanlarda farklı bir algı oluştu bu hükümete karşı. “Çok genç, cesur, hiçbir siyasi kaygısı yok, bak neler yapıyorlar” deniyor. Bir sempati oluşmaya başladı insanlarda ve bu doğal olarak seçim sürecine yansıyor. Ben bu seçim sürecinde yeni yüzlerin gireceğini düşünüyorum Meclis’e. Yüzde 20 yenilenecektir Meclis. Seçim ve Halk Oylaması Yasası ile siyasi partiler yasasının değişmesi çok daha fazla yenilik getirecektir siyasete. Bizler kimsenin siyasi kimliğine bakmadan iş yapıyoruz. İşleri küçük, büyük ayırmadan görüşüp sorunları çözmeye çalışıyoruz. Sponsorlarla bazı işleri hallediyoruz.

HAVADİS: Hiç hayal ettiniz mi bir gün uyandığınızda bakan olacağınızı?
HARMANCI: Hiç hayal etmedim, ama ben hayallerle hiçbir zaman yaşamam. Ama bir gün bu siyasi hayatın bir yerinde olacağımı hep hayal etmişimdir. Siyasette yönlendirici yerde olacağımı düşündüm ama bunu “x” veya “y” konum olarak düşünmedim.

HAVADİS: Geride ne bırakmak istersiniz bakanlıktan giderken?
HARMANCI: Anlım açık çıkmak isterim buradan. Çıktığımda “Bu Harmancı keşke biraz daha kalsaydı ve bu işleri biraz daha yoluna koyabilseydik” denmesini tabii ki isterdim. Ama bu “kalmak isterim” ile aynı şey değil.

HAVADİS: Bu durum sizi siyasete dönmek için motive etti mi?
HARMANCI:
Döneceğim, buna karar verdim, evet aktif siyasete döneceğim.

HAVADİS: Ne zaman göreceğiz sizi siyasette?
HARMANCI:
Bu seçim sonuçları bizim de alacağımız siyasi kararların büyük belirleyicisi olacaktır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil