02 Aralık 2016

Şimdi sıra sizde…

Haber İçi Üst

 

Seçim, sadece birilerini iktidara getirmek, başka birilerini mahalleye yollamak kadar basit olmamalı. Bir şeyleri kökten değiştirebilmeli. Çünkü bu şans bize her zaman verilmiyor. Verildiğinde de gözü kapalı sandığa gittik,  takım tutar gibi oy verdik ve ne yazık ki çoğu kez bu fırsatı heba ettik. 

Yıllardır kapılarında ömür tükettiğiniz, sorunlarınızı aktarabilmek için kapılarında yattıklarınız, siz kapı önünde beklerken, dostlarını yan kapıdan içeri alıp, sizi adam yerine bile koymayanlardan hesap sorma zamanı geldi.

Eskilerin dediği gibi “tekerlek döndü.” Artık güç onların değil, sizin elinizde. Dün sizi kapısında bekletenlerin, şimdi sizin kapınızda bekleme günü… Geçen seçim emaneten verdiğiniz vekalatnemenizi ya uzatacak, ya da “Tamam” deyip bir başkasına vereceksiniz. Karar sizin…                                  

Ama bu kez “kime oy vermeliyim?” sorusunu kendinize iyice bir sorun…

Unutmayın ki, yıllardır Meclis’in yolunu unutanlar, seçildiği günden beridir, yemini dışında kürsünün yolunu bilmeyenler, tek görevlerinin, eş dost ve akrabanın işlerini yapmak olduğunu sananlar ve arada bir de başkanının verdiği ama, ne olduğunu anlamdığı emir doğrultusunda, parmak kaldırıp indirenler, yarın yine kapınıza gelip, “Bizi seçin size şunları, bunları yapacayık” diyecekler. Yolda yüzüne bakmadığı Ayşe teyzeyi, kahvede selamını esirgediği Ahmet dayıyı, ne kadar çok sevdiklerinden bahsedecekler…

Yine çok cazip şeyler söyleyip, her seferki gibi güzel vaatlerde bulunacaklar. Ama verdikleri vaatlere bir defa kendileri inanıyor mu, ya da bunları yapmaya güçleri yeter mi, verdikleri sözleri yerine getirmeye imkanları var mı diye kendi kendinize bir sorun. Cevabınız HAYIR ise, yine yapamayacakları şeyleri söylüyor, yerine getiremeyecekleri vaatlerde bulunuyorlar demektir. Kime güvenip, kime güvenmeyeceğinizi anlamış olmalısınız. Çünkü onlar bunu her defasında yapıyorlar, her seçimde de ne yazık ki, bizleri aldatmaya muvaffak oluyorlar… Bu defa aldanan onlar olsun, siz değil.
Madem ki bu ülkedeki tüm vatandaşlar eşit, o zaman rüşvetin, adam kayırmanın, iltimasın son bulmasını istemek en doğal hakkımız değil mi..? Torpilli vatandaşlar niye var? Onlar bu ülkeyi sizden, benden daha mı çok seviyorlar, bizlerden daha fazla mı vergi ödüyorlar..? Yeter ki, partizanlıktan, torpilden, adam kayırmacılıktan menfaat ummayalım. O zaman herşey bir anda değişir.

Ben, beni sadece bir gün değil, hergün adam yerine koyacaklara oy vermek istiyorum derken, çok mu şey istiyorum acaba..?

Sosyo ekonomik durumunuz ne olursa olsun, her zaman hak ettiğiniz saygıyı, güveni, huzuru ve toplumsal barışı sizden esirgeyenlere bu defa oy vermeyiniz. Eş-dost, arkadaş, meslektaş, akraba gibi sübjektif sebeplerle verdiğiniz oyların, aslında adaya değil, partiye gittiğini asla unutmayınız. Böyle bir durumda da, oy verdiğiniz adayın, mensubu olduğu parti politikasına, ülke sorunlarına üretilecek çözüm politikalarına ve kararlara katkısı, ya hiç, ya da çok az olacağından emin olabilirsiniz…

Yıllardır iktidara kim gelirse gelsin sistemin adamı oluyor, mevcut statükoya ayak uyduruyor.          
Artık bu ezberi bozma zamanı geldi. Seçmenler olarak, huzurlu bir ortamda yaşamamız için gayret gösterecek, hayat standartlarımızın yükseltilmesinde rol alabilecek, ülkenin her bölgesinden insanların sorunlarına çözüm üretebilecek, kapasite sahibi, geçmişi karanlık olmayan, koltuk sevdalısı değil, hizmet sevdalısı olduğuna inandığımız, kendini değil, toplumu düşünen kişilere oy verelim… 

YERİN KULAĞI VAR

İNSAN KALİTESİNE DİKKAT:                                                                                                           Toparlanıyoruz Hareketi, siyasal hayatımızın temel yasaları değişmediği için, bu seçimlerin de beklenen sonucu vermeyeceği düşüncesinde. Hareketten sün yapılan açıklamada, bir süre önce bizim de üzerinde durduğumuz “Temiz adaylara oy verme” görüşünü vurguluyor. Yani karma oyu teşvik ediyor. Biz bunu  seçmenin kendi partisi içinde de yapabileceğine inanıyoruz. Madem ki sistemi değiştirmeyi başaramadık, hiç olmazsa temiz bir liste çıkaralım. Yaşanan rezillikler ortada, yani henüz unutulmadı. Merkezlerin ya da delegelerin önümüze süreceği sıralamalara kulak asmadan seçici olabiliriz…                           

SİZİN OLMADIĞINIZI BİLİYORUZ:                                                                                                                          Gazimağusa Milletvekili Ahmet Kaşif, “DP’ye dönmek için plan yaptığım yönündeki görüşler hayal ürünüdür” demiş. Zaten kimse Demokrat Parti’ye dönme planını sizin yaptığınıza inanmıyor. Planın ardındaki siyasiyi siz bizlerden çok daha iyi biliyorsunuz…
TARİHTEN BİR DİPNOT:                                                                                                                                                   Tarih, 12 Ağustos 2010… DP Parti Meclisi Ertuğrul Hasipoğlu ve Mehmet Tancer’i disipline verme kararı alıyor. Ancak bu iki milletvekili de o günlerde  UBP ile pazarlıktalar. Yani ÖRP’den sonra DP’ye ikinci darbe. Bakın Serdar Denktaş o gün ne diyor; “UBP henüz partisinden istifa etmemiş DP milletvekilleri ile pazarlık yapmışsa, 2006 yılında CTP’nin UBP’den ve DP’den kopardığı milletvekillerine zamanında göstermiş olduğu tepkiyi şimdi UBP tabanı hükümetine gösterecek mi? UBP bir koalisyon yerine tek başına bir iktidar yapma yönüne gitmişse 4 yıldır suçlamış oldukları herkesten özür dilemek durumundadırlar.” Acaba Serdar Denktaş şimdi intikam mı alıyor..?
DANIŞMA KURULU AYNEN:                                                                                                                           Güvensizlik önergesi ve erken seçim süreci başladığında, özellikle Serdar Denktaş’ın “Gerekirse Danışma Kurulu’nu değiştiririz” şeklinde bir söylemi vardı. Hesabı 10 milletvekiline ulaşıp, grup oluşturmaktı ve böylece hükümetin düşürülmesinin geciktirilmemesini amaçlıyordu. Ancak olmadı. 8 milletvekili hala DP’ye katılmadı. Öyle olunca da Serdar Denktaş’ın iddiaları havada kaldı. Danışma Kurulu da UBP ve CTP’li milletvekilleriyle toplanıp, kararını verdi. Acaba diyorum bu noktada iç tüzük konusunda bir bilgi eksiklikleri mi vardı, yoksa bağımsızların DP’ye katılmasını geciktiren bir durum mu..?
BABASININ MALI YA:                                                                                                                                              Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, mevzuatlar uygun olmayan bir talebini geri çevirdiği gerekçesiyle DAÜ Rektörü Abdullah Öztoprak’tan kendince intikam aldığını sanıyor. İsteğinin reddedilmesini hazmedemeyen Özgürgün, rektör Öztoprak’ı elindeki tek koz olan VIP salonuna sokmayarak kendince intikam alıyor. Özgürgün’ün bir arkadaşının üniversite bünyesinde işe alınması talebini, “mevzuata uygun olmadığı” için geri çeviren rektörün, o zamandan beridir VIP salonunu kullanmasına sorun çıkarılıyor. Yasa ve mevzuata uygun olmayan bir talebi geri çevirenin cezalandırıldığını diktatörlüklerde görürsünüz. Kendi halkına “ geri zekalılar” diyen bir bakanı da….

SİZE SORAN YOK ZATEN:                                                                                                                              Başbakan Küçük, Ulusal Birlik Partisi’nin “UBP Hükümeti’ne karşı verilen güvensizlik önergesinin kabul edilmesi halinde kendi dışında kurulması hesaplanacak herhangi bir hükümete katılmamaya ve/veya destek vermemeye" karar verdiğini açıklamış. Öncelikle, yeni bir hükümete katılması zaten imkansız, düşürdükleri partiyi niye içlerine alsınlar. Destek vermemesi ise en doğal hakkı. Ancak 22 sayısıyla bunda ne kadar etkili olacak, onu bilemem…
EMLAK SEKTÖRÜ YİNE ALARM VERİYOR:                                                                                                                          Yaklaşık on yıl önce İngilizlerin Kuzey Kıbrıs’tan ev almak için gösterdiği ilgiyi şimdi Ruslar gösteriyor. Hatta emlakçılar bu durumu “akın” diye niteliyor. Ancak ne acıdır ki, yine aynı berbat kokular da geliyor. İpotekli mallar, birden fazla kişiye satılmış evler, yarım bırakılan inşaatlar. Hatırlarsınız İngilizlerin durumunda hükümet, hukuken yapacak bir şey bulamamış, insanlar kendi hallerine bırakılmıştı. Şimdi vakit varken sektörü adam gibi denetlemek gerekiyor. Hem de sadece hükümet değil, meslek örgütleri de bu denetimi yapmalı. Bindikleri dalın bir kez daha kesilmesine izin vermemek adına…

ZİRVEDEKİLER
El-Sen: Devletin borçlarını söke söke alan bir sendika… Dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur herhalde.  Sanki Kıb-Tek devletin malı değil. Sanki yönetiminde hükümetin atadığı adamlar yok. Kurumun çıkarlarını korumak, alacaklarını tahsil etmek sanki görevleri değil. Bizzat Maliye Bakanlığı’nın borcunu tahsil eden, sendika… Hem de en can alıcı yerde, geçiş kapısında. Güleyim mi, ağlayım mı bilemedim.

DİPTEKİLER

Bünyamin Merhametsiz: Söz konusu zat İskele Kaymakamı… Merhametsiz, soyadına uygun davranarak, Altın Kum’da yapılan ve Turizm Bakanlığı ve Çevre Dairesi’nce, yasal olmadığı ve yıkılması gerektiği gerkeçesiye mühürlenen yapıların mühürünü  kırıvermiş. Hey yavrum hey. Analar ne kahramanlar doğururmuş gördünüz mü? Unutmadan, Kaymakam bey, İskele’den aday çıkmak istiyormuş. Kaymakamken bunları yapan birisi, yarın vekil seçilirse neler yapmaz, varın siz düşünün…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam