11 Aralık 2016

Şimdi ne yapmalı?

Haber İçi Üst

 

Kıbrıs meselesinde Güney Kıbrıs’ta yapılan son Başkanlık seçimleri ile birlikte yeni bir döneme girilmiştir.
İçine girilen bu yeni dönemde çözüm için fırsat vardır.
Tabii ki fırsatın var olması demek, mutlaka soruna çözüm bulunacağı anlamına gelmez.
Ama Kıbrıs sorununun çözümü için şartların var olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Yeter ki ilgili tarafların tümünde de sorunu çözmek için niyet ve irade olsun.

Güney Kıbrıs’taki seçim sonucu, Güney Kıbrıs Rum liderliğinin uluslararası alandaki imajını da değiştirecek bir sonuç ortaya çıkardı.
Annan Plan süreci ve sonrası dikkate alındığı takdirde Kıbrıs’ın Güney’inde Annan Planı’na karşı çıkan liderlerin iş başında olduğu bir dönemden geçildi.
Anastasiadis’in başkan seçilmesi ile birlikte ilk kez Güney Kıbrıs’ta Annan Planı’na onay veren bir siyasi, erkin başına geçti.
Bu elbette Rum tarafına uluslararası camianın bakışını da değiştirecek bir durum yaratacaktır.
Ayni zamanda da çözüm yönündeki beklentileri artıran bir durum ortaya çıkarmıştır.
Kıbrıs Türk tarafı 2002 ve sonrasında uluslararası alanda Kıbrıs sorununun çözümünü isteyen taraf olarak Annan Planı sürecinde ortaya koyduğu irade ile birlikte hem sempati hem de avantaj yakalamıştı.
Gelinen aşamada Türk tarafının Annan Planı süreci ile birlikte yakaladığı psikolojik üstünlük, Rum Başkanlığı’na Nikos Anastasiadis’in seçilmesi ile dengelenecektir.
Bu nedenle Kıbrıs Türk tarafı daha dikkatli olmak ve adımlarını atarken daha hesaplı davranmak zorunda kalacağı yeni bir döneme girmiştir.
Bu yeni dönemde Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu liderlik göstermek ve atacağı bazı adımlarla birlikte toplumsal birliktelik ve bütünlüğü sağlamak durumdadır.

Bunu da yeni Rum Başkan ile müzakerelere başlamadan ekibini zenginleştirerek yapabilir.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, daha önce görüşmelerde etkin görevler üstlenmiş isimleri Ergün Olgun, Özdil Nami, Kudret Özersay gibi, kuracağı bir çalışma grubunda bir araya getirmek suretiyle elini güçlendirebilir.
Bu arada 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile teşriki mesaisini artırabilir.
Böylece Anastasiadis ile birlikte Rum tarafının uluslararası alanda kendi lehlerine yaratması olası olumlu havayı dengeler.
Tabii ki Cumhurbaşkanı bu adımları atarken muhalefet partilerinin ve hükümetin de benzer bir anlayış içerisinde hareket etmesi ve Cumhurbaşkanı’nı bu yönde cesaretlendirecek şekilde politikalarını belirlemesi gerekecek.
Böylesi bir anlayışın siyaset sahnesinde egemen olması halinde bundan Kıbrıs Türkü kazançlı çıkacaktır.
Kıbrıs meselesine ilişkin ya da bağlantılı olarak uluslararası alanda yaşanmakta olan gelişmeler, bize önümüzdeki dönemde Kıbrıs sorununa ilişkin yeni ve hareketli bir sürecin yaşanacağını göstermektedir.
Türkiye-AB arasındaki ilişkilerin yumuşaması ve Türkiye’nin AB istikametindeki yolculuğunun yeniden ivme kazanması Kıbrıs meselesini de etkileyecektir.
Doğu Akdeniz’deki enerji yatakları meselesi, bölge ve uluslararası barış için önem arz eden riskli bir konudur. Bu riskin Kıbrıs meselesinin çözümü ile ortadan kalkacağı bilinmektedir.
NATO içindeki Kıbrıs bağlantılı tartışmalar da Kıbrıs sorunun çözümünü gerekli kılan bir başka konudur.
Ekonomik kriz de Kıbrıs sorunun çözümü ile aşılabilecek sokaktaki insanları doğrudan ilgilendiren bir diğer önemli sorundur.
Kısacası Kıbrıs meselesinin çözümü için oluşan nedenler, bir fırsat penceresi daha açmış durumdadır.
Bunun değerlendirilebilmesi adadaki tarafların performansına bağlı olacaktır.
Bu noktada tarafların çözüm iradesi taşıması ve çözümü gerçekten istemesi büyük önem taşımaktadır.
Türkiye, Kıbrıs konusunda önümüzdeki dönemde nasıl bir politika izleyeceğini net bir şekilde ortaya koymuş durumdadır.
Kıbrıs’ta çözüm politikasının devam edeceği ve bu konudaki kararlılığın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından deklere edilmesi çok önemlidir.
Kendisini bölgesel bir güç ve küresel bir oyuncu olarak gören Türkiye, bu hedefine ulaşabilme yolunda elini-kolunu bağlayan tüm sorunları çözme konusunda kararlıdır.
Bu noktada Kıbrıs Türk tarafına büyük görev ve sorumluluklar düşecektir.
İçine girilecek yeni süreçte hata yapma lüksümüz yoktur.
Karşımızda artık “Hayırcı” liderlerden biri değil, Annan Planı’na “Evet” demiş bir lider olacaktır.
Bu nedenle de herkes pozisyonunu gözden geçirmek durumundadır.
İç siyasi kavgaları bir yana bırakarak, biz de bu yeni yola daha güçlü olacak şekilde girmeliyiz…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil