08 Aralık 2016

Sendikalardan Ortak Açıklama!

Sendikalardan Ortak Açıklama!
Haber İçi Üst

Açıklamada, AB toprağı sayıldığı belirtilen Kıbrıs’ın kuzeyinin, Türkiye’nin alt yönetimi yapıldığı iddia edilerek, bunun “Kıbrıs Cumhuriyeti” kuruluş antlaşmalarına, uluslararası antlaşmalara ve Cenevre antlaşmalarına aykırı olduğu ifade edildi.

Kıbrıs Türk toplumunun Türkiye hükümetlerinin kararları, müdahaleleri ve dayatmaları ile yönetildiği ve tüm bunların Kuzey Kıbrıs’taki hükümetlerin eliyle yapıldığı ileri sürülen açıklamada, “ülkede asimilasyonu ve entegrasyonu savunan bir anlayış var. Kıbrıslı Türkleri yok etmeyi, kimliksizleştirmeyi, kişiliksizleştirmeyi ve pazarlık yapılacak bir rehine gibi elinde tutmayı sürdüren anlayış devam etmektedir” denildi.

AK Parti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Gezi Parkı’ndaki olaylarla gündeme gelen uygulamalarına, Kıbrıslı Türklerin uzun süredir maruz kaldığı iddia edildi.

Ortak açıklamada, 30 maddede toplanan ve yapıldığı iddia edilen  uygulamalar özetle şöyle:

“Kıbrıs sorunu karşılıklı bir suçlama oyununa döndürüldü, ayrılıkçı statüko devam ettirildi. Kıbrıs Türk toplumu ve yöneticileri kullanıldı, bölünmüşlük kalıcı hale getirildi.

Kıbrıs’ın hidrokarbon yatakları bahane edildi, bölgede savaş çığırtkanlığı yapıldı. Kıbrıs başta olmak üzere tüm komşulara şantaj, aşağılama ve tehdit politikası güdüldü. Kıbrıslı Türklerin tüm kaynakları yağmalandı, kullanılan bazı ifadelerle toplum aşağılandı.

Yerli işbirlikçilerin de desteği ile ekonomik paket adı altındaki dayatmalarla Kıbrıslı Türkler göçe zorlandı.

“ADANIN KUZEYİ ULUSLAR ARASI HUKUKUN DIŞINA İTİLDİ”

Türkiye’deki kumarhaneler kapatıldı, adanın kuzeyindeki kumarhanelerin sayısı her gün arttı. Adanın kuzeyi uluslararası hukukun dışına itildi, kadın ticareti yapılan gece kulübü sayısı arttı.Ülke kara para aklama ve insan kaçakçılığı merkezine çevrildi. Bu politikalara karşı çıkan Kıbrıslı Türklerin organize ettiği barışçıl ve demokratik eylemlerde biber gazı ve polis şiddeti kullanıldı. İnsanlar tutuklatıldı.

Annan Planı sonrasında kuzeydeki Rum mülkleri yağmalandı. 1949 Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı olarak adanın kuzeyine yüz binlerce kişi aktarıldı. Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini gasp etmek için vatandaşlık dağıtıldı.”

“EĞİTİME YAPILAN YATIRIMLAR KISILDI, CAMİ VE KÜLLİYE YAPIMINA HIZ VERİLDİ”

KTOEÖS, KTÖS, Çağ-Sen, Tıp-İş ve Daü-Sen ortak açıklamasında şunlara da yer verildi:

“Eğitime yapılan yatırımlar kısıldı, cami ve külliye yapımına hız verildi. 162 okula karşılık 192 cami yaptırıldı. Adanın kuzeyinde bir polis devleti yaratıldı. Kıbrıslı Türklerin istemediği bir kişi elçi atandı.
Öğretmen, hemşire, doktor istihdamları engellendi ancak Türkiye’den özel görevli olarak imamlar gönderildi.

Kıyılar, kamusallar yandaş sermaye çevrelerine peşkeş çekildi, kurumlar batırıldı. Yandaş bir medya yaratıldı. Kuran kursları organize edildi, Sünni İslam propagandası yapıldı. TOMA alınmak istendi. Kıbrıs’ın kuzeyindeki tüm sektörler TC’nin kamu ve özel kurumlarının mutlak hâkimiyeti altına alındı. Kıbrıslı Türkler bir toplum olarak yok olma noktasına getirildi. Mal Mülk Tazmin Komisyonu aracılığı ile Kıbrıs’ın kuzeyindeki Kıbrıslı Elenlerin malları para karşılığında devralındı.

19 Temmuz 2011’de demokratik hakkını kullanarak protesto gösterisi yapan Kıbrıslı Türklere şiddet uygulandı, sendikalara baskınlar yapıldı, tutuklamalar ve gözaltılar oldu. Vatandaşların serbest eylem hakkı yasalara aykırı şekilde tek bir emirle kısıtlandı.
Polis, asker, itfaiye, merkez bankası TC Elçiliğine bağlandı. Türkiye’den gelen göçmenler düşük ücretle, güvencesiz, sigortasız, örgütsüz, ağır koşullarda çalıştırıldı. Statükoyu bitirmek için gelindi ama Kıbrıs’ın Kuzeyinde yağmaya dayalı statüko kuruldu.”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil