11 Aralık 2016

Seçim Yasası açık, hükümet neden susuyor?..

Haber İçi Üst

Kamu Hizmeti Komisyonu’na Cumhurbaşkanı tarafından bir başkan ve bir üye atanmasının seçim yasaklarına girip girmediğini tartışmaya açmıştık. Biz en azından Başsavcılık’ın ya da Yüksek Seçim Kurulu’nun açıklama yapmasını bekledik ama yetkililerden ses çıkmadı. Ancak bazı okuyuculardan “Kurallar genel seçimlerle ilgili, bununla değil” gibi yorumlar geldi. Yasaya bir daha baktık ve sizlerin de daha net anlayabilmeniz için ilgili maddeleri çıkarttık.
Bir kere değiştirilmiş şekliyle 5/1976 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası,
“Bu yasa kuralları, Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği, muhtarlık, köy ihtiyar heyeti üyeliği seçimleri ile halkoylamasında uygulanır” diyerek başlıyor. Yani bu seçimi de kapsıyor. Şüphesiz seçim seçimdir, bunun geneli, arası yoktur. Kurallar tüm seçimler için geçerlidir.
Yasanın seçim süresince yapılamayacak işler başlıklı 79. maddesinde ise şöyle bir ifade var:
        (4)  Milletvekilliği seçimlerinde seçimin başlangıç gününden veya seçim gününün Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten başlayarak yeni Bakanlar Kurulu’nun göreve başlayacağı tarihe kadar; Cumhurbaşkanlığı ile belediye başkanlığı, belediye meclisi, muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde ise seçimin başlangıç gününden başlayarak seçim gününe kadar;

(A) Devlet hizmetinde, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve bakanlıklarda ve bunlara bağlı daire, kurum ve kuruluşlarda, kamu tüzel kişilerinde, katma bütçeli veya döner sermayeli kurum ve kuruluşlarda, kamu iktisadi teşebbüslerinde veya kamu iştiraki ile kurulan teşebbüs, müessese ve işletmelerde ve Belediyelerde memur, geçici memur, işçi ve sözleşmeli de dahil olmak üzere, her ne ad altında olursa olsun atama ve her türlü terfi, barem ayarlaması ve nakil işlemlerinin yapılması durdurulur.”

İşte bu kadar. Başsavcılık bu atamalara nasıl onay verdi, hala merak ediyorum. Bir diğer merakım da hükümetin buna neden suskun kaldığı…

                                                              *****
Artık Lefkoşa için yapılanı görmek istiyoruz…
Kıbrıslı dendi mi az biraz durmalı…
Havasından mıdır suyundan mıdır bilemem ama Kıbrıslı olmayanın Kıbrıslıyı anlamasını beklemeyin… Rengini belli etmeyi pek sevmez…
Biraz karnından konuşur ama beyninden geçenleri asla belli etmez.
Öyle her ortamda ulu orta konuşmayı da sevmez…                                                                                               
Yaklaşık 20 gün sonra sandığa gideceğiz…
Adaylar, sokakta televizyonlarda projeler anlatıyorlar…
Hangi siyasi partinin adayı olursa olsun, kim Lefkoşa’ya hizmet etmek istiyorsa, başımızın üzerinde yeri var.
Ama unutmayınız ki, bu bir siyasi yarıştır ve sonucu 2014 seçimlerini de yakından ilgilendirmektedir…
Tabii ki, partili partisiz tüm adaylar, Lefkoşalının gönlünü kazanmak, oyunu almak için “hamle” yapacak, cazip, hatta ütopik projeler üretecek… Ama özellikle son bir yılda yaşadıklarından sonra Lefkoşa seçmeni, kendisine uzatılan “havuç“a kanmayacak kadar uyanıktır, bilinçli ve akıllıdır. Ya da ben öyledirler diye düşünmek istiyorum…
Propaganda döneminin yarısına geldik, ancak ben ortada duran o devasa sorunun özüne dair çözüm projesi göremedim henüz. Boş vaatlere karnımız tok. Sorun belli, biz bu soruna, hem de acil çözüm planı görmek istiyoruz.

YERİN KULAĞI VAR
ÇÜRÜMÜŞLÜK ÇOK DERİNDE:              
                                                                                                                    

  Son yıllarda ortaya çıkarılan büyük yolsuzluk olaylarında başrollerde maalesef hep kamu görevlileri var. Sahte kimlik kartları, gümrük yolsuzlukları v.s. Nereye elinizi atsanız hep bir çürümüşlük ve bozulmuşluk var. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bu çürümüşlük ile mücadelede en önemli güvencemiz olan polis örgütü içerisine yerleşmiş sahte rapor ve sigorta çeteleri ortaya çıkıyor. Yani artık tuz bile kokmuş. Hiç kuşkusuz Polis Genel Müdürümüzün şimdiye kadar ortaya koymuş olduğu kararlı mücadeleyi takdirle izliyoruz. Ama maalesef çürümüşlüğün bu kadar derinlere nüfuz etmesi ister istemez morallerimizi de bozuyor…
UTANDIM:                                                                                                                                                 

    Hasipoğlu’nun konuşmasını videodan izledim. Türkiye TV’lerinde ve internet sitelerinde de yayınlandı. Ama bu olayın acı tarafı, Hasipoğlu’nun kürsüde hem de Tıp Bayramı’nda bir doktor olarak bu sözleri tekrar etmesidir. Üstelik de bu sözün mantığına hiçbir itirazı yok. “Ben öyle düşünmüyorum” falan demiyor. Sadece, bir bakanın “kapatacağım” dediği gece kulüplerini kapatamamasını gülünç buluyor. Orada olmayan birini de uluorta gammazlıyor. Yaptığı en azından dedikodu. Bir kez daha utandım…

ALTINKUMSAL TALAN EDİLİYOR:                                                                                                                     

    Yasayla koruma altındaki Karpaz altın kumsalda eylül ayında Silk Route isimli bir müzik festivali düzenleniyor. Organizasyonun internet sayfasında, altın kumsalın bizzat KKTC Turizm Bakanlığı’nca tahsis edildiği duyuruluyor. Sahile gecekondular konmaya başladı bile. Yiyecek içecek, kebapçı, hamburgerci stantları kurulacağı, katılımcılar için de çadırlar dağıtılacağı belirtiliyor. Bu arada internette festivalin bu sahilde yapılmaması için imza kampanyası başlatıldı. Duyarlı vatandaşlar için adres: http://imza.la/altin-kumsaldaki-silk-route-festivali-ne-hayir…
SALDIRILAR ORGANİZE:                                                                                                                                  

  Seçimlerin en keyifli taraflarından biri de rengarenk seçim panolarıdır. Hem seçme ve hem de seçilme özgürlüğünün bir yansımasıdır bu panolar. Seçilmek isteyenler vaatlerini halka zaman zaman bu panolar aracılığıyla iletirler. Seçmenler de bu panoları okuyarak vaatler hakkında bilgilenirler. Panolar en etkili seçim etkinliklerinden biridir. Daha önceki seçimlerde de rakip partilerin birbirlerinin panolarına ve seçim afişlerine zarar verdiğini çok gördük. Ama bu seçimlerde seçim panolarına ve afişlerine yapılan çirkinliklerin boyutu ilk kez bu kadar büyük. Panolara yapılan saldırıların organize olarak ve tek elden yapıldığı izlenimi uyandırıyor. İnşallah yanılırız. Ama yetkililerin bu olayların arkasında kimlerin olduğunu bulup çıkarması gerekir. Saldırıları gören, duyan, bilenlerin de yetkililere bilgi ulaştırması…

POLİSE GİTTİNİZ Mİ:                                                                                                                                              

     CTP Genel Sekreteri Asım Akansoy “Billboard ilanlarımız, kim olduklarını bildiğimiz kişiler tarafından saygısızca parçalanıyor, ilan panolarından sökülüyor” diyor. Çare olarak da diğer adaylara bu gibi işlerden kaçınma çağrısı yapıyor. Oysa diğerleri de mağdur… Onların da panoları parçalanmış. Kimseyi kimseye kırdırmadan, bildiği varsa polise şikayette bulunmalı, açık açık isimleri vermeli. Bu açıklamasıyla tüm partileri töhmet altında bırakmıyor mu?..

HALİNİZİ KİME ANLATACAKSINIZ:                                                                                                              

                Kıbrıs Türk Ticaret Odası, kayıt dışı faaliyetlerdeki artışın birey ve işletmeler arasında haksız rekabetin doğmasına, devletin ciddi gelir kaybına uğramasına, gelir dağılımının bozulmasına, toplumdaki vergi bilincinin azalmasına yol açtığını kaydetti. İyi de hükümetin bu olanlardan haberi var mı acaba?..
BU İŞİN TADI KALMADI:                                                                                                                                                   

             Kelle hesabı ile 30 vekile çıkarak en büyük parti olmakla övünen UBP, aylardır nisap sağlamada sorun yaşıyor. Perşembe günkü toplantı da nisap sorunu nedeniyle bugüne ertelendi. Perşembe günü gelmeyen vekillerin hangisi tatil günü çıkıp da Meclis’e gelecek. İddia ediyorum ki, bugün de Meclis toplanamayacak. Toplansa da 5 dakikada kapanacak. Sadece şikayet ediyorlar, Sayın Bozer de, artık Meclis yapısıyla bu işin gitmeyeceğini görüp, erken seçim kararı için zorlamalıdır. Hatta tepki olarak Meclis Başkanlığı görevinden istifa etmelidir…

ZİRVEDEKİLER
Kamu-Sen: Sendikanın açıklamasına bayıldım; “Mağusa Serbest Liman Bölgesi’nde yaşanan sigara kaçakçılığı, (milyarlarca dolardan bahsediliyor)…  basına da yansıyan ve gümrüğün mühürlerinin dahi Alpet yetkililerinin de olduğu iddia edilen milyonlarca dolarlık akaryakıt kaçakçılığı, yolsuzluklar, mafyalaşmalar, çeteler, tefeciler, organize suç örgütleri, cinayetler, yağmalanan çevre… Ve tüm bunlara karşın başlatılmayan yargı süreçleri…”

DİPTEKİLER
Trafik Polisleri: Gerekli gereksiz her yere sabit radarlar konuldu. Vatandaş hala nereye hangi radarın konulduğunu öğrenmeye çalışıyor. Lefkoşa-Mağusa yolunda adım başı radar dolu. Daha araba hızlanmaya başlamadan yavaşlamak ve yeniden hızlanmak zorundasınız. Dünyanın hiçbir anayolunda bu kadar sık ve limiti düşük sabit radar yoktur. Trafik kazalarının önlenmesine yardımcı olmak bağlamında bunlara sabır da gösterdik. Ama bu kadar çok sabit radar varken trafik polislerinin radarlara kısa bir mesafede mobil radar uygulaması yapması akıl alacak gibi değil. Amaç vatandaşı uyarmak değil galiba. Bu uygulama sanki, vatandaşı uyarmaktan ziyade devlete gelir toplama amaçlı izlenimi veriyor…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil