10 Aralık 2016

Seçim günü beklentilerim

Haber İçi Üst

Bu  gün  sandığa  gidip  oy  verme  günü.  Meclisimize  göndereceğimiz  parlamenterleri  seçecek  ve  oradan  çıkacak  hükümetin  oluşumunda  katkımız,  sözümüz  olacak.  ‘’Komşucuk’’  oynarız,  ama  neyse!  Geçmişe  nazaran  daha  iyi  bir  Meclis  ve  hükümet  çıkaracağımızdan  ümitli miyim?  Kısmen  evet.  Bereket   versin  adaylar  arasında  pırıl,  pırıl  gençler  görüyorum.  Bir  oranda  Kıbrıs  pasaportu  sayesinde  dünya  görmüş,  iyi  eğitim  almış  gençler  oluşmaya  başladı  etrafta  ve  de  politikaya  atılan.  Meclisimizin  seviyesinin  geçmişten  daha  iyi  olacağına  inanır,  en  azından  ümit  ediyorum.  Bu  akşama  göreceğiz.
İyi  yönetimler  çıkarma  işi,  tecrübeme  göre,  aşağıdakilere  bağlıdır.  Bir  kere  toplumun  yapısı,  büyüklüğü,  Ak  Deniz’li  ve  adalı  karakterinden  doğan  zayıf  yanlarını  dikkate  alan,  bunları  asgariye  indirecek  bir  politik  yapı  kurmak  gerektirir.  Kısaca  söylemek  gerekirse,  bünyemize  uygun  olan.  Yasama  ve  denetlemeyi  yürütmeden  ayıracak  bir  yapı.  Yargının  tamamen  bağımsız  olmasını  garantiye  alabileceğimiz  bir  sistem  bizim  şartlarımızda  olmaz  ise  olmaz  görülüyor.  Mümkün  mertebe  seçme,  seçilme  kaygısını  beyinlerimizde  asgariye  indirecek,  parti  ile  yürütmeyi,  hatta  devletin  bulaşmasını  engelleyecek  bir  barier.
İnsanı  üretkenliğe  motive  eden,  ülkede  genel  anlamda  adaletin  var  olduğunu  görme,  uygulandığına  kalpten  inanma  duygusudur.
Bir  diğer  unsur  eğitimin  içeriği  ve  kalitesidir.  Eğitim  derken  ilk  ‘’formative’’  yıllardan    alınan  karakter,  etik  değerler,  uzun  vadeli  düşünebilme  kapasitesinin  bireyde  yaratılmasıdır.  Yoksa  toplama,  bölme,  çıkartma,  çarpma  öğretmek  kolaydır.  Güzel  laf  etme,  güzel  nutuk  atma  kolaydır.  Hatta  çoğunlukla  yarı  cahil  yetiştirme bir  ülkeye  yapılabilecek  en  büyük  zarardır,  ihanettir.
Sızılar  içinde  engelli  olduğum  için  annem sırf  ekmeğimi  kazanmam,  kazanabilmem  gerekçesi  ile  beni  Kıbrıs  Türk  Lisesi’nin  Ticaret  bölümüne  yazdırmıştı.  Beklediği  gibi  de  oldu.  Alternatifim,  seçme  olanağımın  olmadığını  kavrayan  biri  olarak,  okulumu  çok  iyi  derecede  bitirdim  ve  liyakata  dayanan  bir  sistemde,  okul  biter  bitmez,  iyi  bir  pozisyonda  kamuda  işe  başladım.  Ama  ben  normal  değildim.  Kompleksli  idim.  İçine  kapanık,  aşırı  üzgün  ve  utangaç,  verimsiz  bir  varlıktım.  Başarısız  olmaya  mahkumdum.  Bunu  gördüm,  ve  biriktirdiğim  üç,  beş  kuruş  dışında  hiç  bir  dayanağım  olmadan,  bütün  aksi  tavsiyelere,  ailemin  engellemeye  çalışmasına  rağmen,  işimden  istifa  edip,  kapanı  Londra’ya  attım.  Şimdiki  üniversiteleri  paralı  yapıp,  çok  çoğaltan,  kısmen  o  seviyeyi  berhava  eden  Margaret  Thtcher’i  bu  konuda  hiç  affetmeyeceğim.  Düşünün  bir  kere,  kütüphanenin  nerede  olduğunu  3  ay  İngiliz  talebelere  ( o  zamanlar  bu  üniversitede  yabancı  yok  idi)  soramadım  ve  bilemedim,  nihayet  takip  ederek  öğrendim.  O  yedi  kişilik  sınıflar  vardı  ya!  Saklanamadım,  sıkıldım,  utandım;  Neticede  o  hocalar  ve  eğitim  seviyesi  kısa  zamanda  beni  insana  benzetti.  Hyde  Park  Corner’de  nutuk  atabilecek  oranda  özgüvenimi  artırdı.  İşte  eğitim  budur.
Maalesef  yine  de  her  konuda  uzun  vadeli  düşünemem.  Sigara  paketini,  izmariti  araba  penceresinden  atarım.  Yere  tüpürürüm.  Peki  niye  Londra  üniversitesi  bana  menfaatimin  bunu  yapmama  olduğunu,  bu  konuda  uzun  vadeli  düşünmem  gereğini  vermedi?  Diye  kendi  kendime  sorarım.  Sanırsam  hepsi  da  öyle  yaparın  yanında  gerçek  sebebini  buldum.  Bu  önemli  ama  basit  mentaliteyi  ilk  okulda,  orta  okulda  almam  gerekirdi.  Üniversite  bunları  bilerek  oralara  geldiğimi  varsayıyordu  diye  bir  neticeye  vardım.
Biraz  sonra  oy  vermeye  gideceğim.  Kısa  keseyim.  Yalnız  şunları  size  söylemek  isterim.  Bu  ülkede  doktor  ve  öğretmenler  sendikaları  her  şeyi  tenkit,  kendilerini  her  hakka  layık  göreceklerine  biraz  da  aynaya  baksınlar. Benim  de  bir  evladım  var,  yerel  eğitimden  geçti.  Öğretmenlerin  çoğunun  ne  derece  paragöz  olduğunu  ve  de  sağlıklı  nesil  yetiştirmede  ehli  olmadıklarını  birinci  elden  bilenlerdenim.  Doktorlara  gelince  onlara  daha  çok  uğrarım.  Ortalık  uzun  eğitim  aldı  diye  yüksek  gelir  talep  eden  doktor  dolu.  Ben  Hatice’ye  değil  neticeye  bakanlardanım.  Ayna  der  ki  biraz  ufak  atın  da  civcivler  de  yesin.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil