07 Aralık 2016

Seçim bitti, şimdi düşünme zamanı…

Haber İçi Üst

Bir seçim bitti. Haftalar önce % 32’yi bulan kazanır demiştim. Bu oranı tek geçen aday olan Sayın Kadri Fellahoğlu ipi göğüsledi. Bir yandan ona başarılar dilerken bir yandan da geçmiş seçimi analiz edelim diyorum.
Tonla para harcandı. Hem devlet hem de siyasi partiler, kanaatimce çok da memleketin gereksinimi olmayan bir seçime para saçtılar. Parayı bir kenara bırakalım kıymetli insanlarda harcandı. Sanki bu ada üzerinde lider yetiştirmek kolaymış gibi, LefkoşA’ya sahip çıkabilecek değerdeki adaylardan sadece birini seçmek zorunda kalınıp diğerlerini evlerine gönderildi.
Önümüzdeki yıl yapılacak bir seçim daha varken bu maddi manevi israfı yapmanın arkasındaki egoyu anlamak mümkün değildir. Sonuçlara bakıldığında da bu partiler ve yöneticileri egolarını tatmin ettiler mi bilemem, ne var ki LefkoşA’yı kurtaracak bir birlikteliğin oluşmadığı da ortaya çıktı. Baksanıza yeni başkan % 35 oyla seçilmiş. Yani başkentin sokaklarında oy kullanan her üç vatandaştan ikisi yeni başkana destek vermemiş. Şimdi bekleyin yeni başkanı, hem diğer partilerin hem de halkın üçte ikisinin muhalefetine rağmen şehri kurtarsın. Üçte iki diyorum ya aslında bu oran daha da yüksek. Seçime katılmayanları ve katılıp da oyunu bilinçli yakanları da hesaba kattığımda bu oran beşte dörde bile yükselebiliyor. (Katılım oranı % 58, kazananın oy oranı %35, yani % 35 x % 58= % 20.3)
Aslında bu da göstermiştir ki belediye başkanlığı seçiminin de aynı Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi iki turlu olmasının sağlanması gerekmektedir. Meclis’in, en azından bu bir yıllık sürede gereken yasal düzenlemeyi yapmasını bekleyeceğiz artık. Bu yapılmazsa, siyasi yelpazemizin doğasına uygun olarak çoğu yerde ve çoğu zamanda belediyelerde çoğunluk oyuna sahip olmayan başkanları göreceğimiz aşikardır.
Seçimle ilgili yasal düzenleme beklentisi sadece yerel seçimlerle kısıtlı olmayacaktır şüphesiz. Çarşaf liste uygulamasının da bir şekilde uygulanması ilk genel seçimlere yansıtılmalıdır. Halkın siyasete olan güveni geri kazanılmalıdır. Şu anda mecliste bulunan her vekil bunu sağlama adına gereken katkıyı koymalıdır. Aksi halde katılım oranının çok daha düşük olacağının ilk sinyalleri bu seçimde verilmiştir. Nitekim LefkoşA Belediye sınırlarına özgü bu seçimde dahi, ki seçmene bire bir ulaşma olanağı yüksek olmasına karşın, katılma oranı % 58’de kalmış sisteme sert tepki konulmuştur.
Seçimle ilgili yapabileceğim önemli bir başka tespit daha var. O da beş aşağı beş yukarı sağ ve sol oyların eşit olmasıdır. Bu da 2004’ü hatırlatması bağlamında anlamlıdır. Muhtemelen bu tablo ilk genel seçimlere de yansıya bilir diye düşünüyorum…
Genel seçim demişken bir de son zamanlarda başlayan geleneğe dikkati çekmek isterim. CTP-BG’nin yükselişi 2002 yılında Kutlay Erk’in LefkoşA Türk Belediyesi Başkanlığı’na seçilmesi ile başlamış, ardından genel seçimlerle hükümete gelinmiş, en sonunda da Cumhurbaşkanlığı seçimi kazanılmıştı. 2006 yılında ise süreç ters işlemiş LefkoşA Başkanlığı kaybedildikten sonra sırasıyla önce Meclis’teki çoğunluk ardından da, Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybedilmişti. Kısacası “Amiral gemisinin kaptanlığını” alan rüzgarı da arkasına alıyor gibi bir durum var. Bu kez de öyle olur mu? “Olmaz” diye bilir misiniz? Esintiyi hisseden CTP-BG’nin de bundan sonra daha güçlü bir sesle erken seçim talep etme hakkı vardır.
Geçen pazar yaşadığımız seçimdeki bir başka bulgu ise, son üç gün kalana kadar adayların birbirine karşı son derece saygılı ve seviyeli yaklaşması olmuştu. En azından bu gelişme ile gurur duyacakken seçime üç gece kala, adayların dışındaki partililer tarafından bir “Surlariçi” muhabbeti başlatıldı ki, hem daha önce yazdıklarımı aldı götürdü hem de surlar içinde yaşayan her vatandaşı töhmet altında bıraktı. Sanki seçim boyunca surların dışı ak-paktı. Kanaatimce son birkaç gece bir film döndürülmüşse başka yerlerde çevrilmiş, Surlariçi ise hedef şaşırtmacısı olarak kullanılmıştır ya neyse…
Sonuç olarak propagandasını en çok sokağa yayan parti seçimi kazandı. Şimdi LefkoşA’nın sokaklarına hakim olabilecekler mi? Şehri içine düştüğü makus talihten kurtarabilecekler mi? İddialı bir başkan seçildi. Meclis’te de Ulusal Birlik Partisi ve muhalefet oyları eşit. Başkanın en önemli şansı ise bundan kötüsünün olamayacağının bilinmesidir. Yani ne yapsa hanesine artı yazılacaktır. Merak edilen diğer partilerin Sayın Fellahoğlu’nun icraat yapmasına izin verip vermeyeceğidir. Yeni başkana devamlı olarak, seçmenin beşte birinin oyu ile seçildiğini hatırlatan bir siyaset mi güdecekler? Yoksa yardımcı mı olacaklar. Kim bilir, bir bakarsınız seçim boyunca ortaya gerçekten de mükemmel projeler koyan adaylar, yeni başkana destek vererek bir ilke imza atar, LefkoşA’nın kurtuluşuna katkı koyar, başta koyduğum karamsar tablonun aydınlanmasını sağlarlar. Bu satırların yazarı olarak bende ayağa kalkar onları şiddetle alkışlarım. Olur mu? İşte bunu zaman içinde göreceğiz.

Anlayamadıklarım
Rumlar Güney’den Kuzey’e en fazla üç yüz Euro geçirebilineceğine dair karar almışlar. Tamam bunu para kaçırmayı önlemek için yapmışlardır da anlamadığım şu: Ya Kuzey’den Güney’e geçişte de benzer uygulama yapılırsa… O zaman Güney’e ciddi bir para akışı durmayacak mı? Şimdi Sayın Tatar böyle bir karar alırsa onu kim suçlaya bilir ki? Rum Hükümeti bunu hiç hesaplamadı mı? Bu hafta da bunu anlayamadım…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil