En Üst

11 Aralık 2017

Haber Üst 1

Seçilmiş kişi sizsiniz! Siz özelsiniz!

Seçilmiş kişi sizsiniz! Siz özelsiniz!
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Genetik olarak seçilmiş bireylersiniz her biriniz! Benzer işleyiş mekanizmalarına sahip olsalar da, bu temel benzerliğe karşı hiçbir birey bir diğeri ile özdeşleşmiyor; “aynı” olamıyor. Yetmiş trilyon gen kombinasyonu olasılığı arasından seçilmiş eşsiz bir genetik kombinasyon olduğunuzu biliyor musunuz?

Kuşaklar boyunca aktarılan kalıtsal özelliklerin hiçbir şekilde değiştirilemez olduğu zannedilirdi eskiden. Evet, bazıları değiştirilmesi çok zor olan genetik özellikler olabilir. Ancak, örneğin yetenek, çaba sarf edilirse değiştirilebiliyor; geliştirilebiliyor. Son araştırmalara bakılırsa; dış etkenler ve çevresel faktörler genlerin işleyiş şeklini değiştirebiliyor.

Hastalıkların, zihinsel olarak da tetiklendiklerini, bilinçaltı mekanizmasının ne kadar etkili olduğunu sıklıkla vurgulaya biri olarak; Japonlarda, “hastalık zihinden ileri gelir” diye bir özdeyiş olduğunu öğrenince mutlucuk oldum! Düşünce şeklimizin, bakış açımızın bizi hasta edebileceği; ya da tam tersine iyileşmemize yardımcı olabileceği bilimsel bir gerçek. Bazı bilim adamlarına göre, genlerimizin ve işleyişlerinin mutlu bir yaşam sürüp sürmeyeceğimizi belirliyor. Bunun, mutluluğun kişi doğduğu anda genetik olarak belirlenmiş olduğu gibi bir manası yok tabi ki. Mutlulukla ilgili genler herkesin DNA’sında bulunuyor ve aktifleşmeyi bekliyorlar. Onları aktive ederek hayat akışımıza faydalı olmalarını sağlamak gerekiyor. Araştırmacılar, nasıl beynimizin kapasitesinin belirli bir yüzdesini kullanıyorsak, genlerimizin de belirli bir kısmının kullanımda olduğunu belirtiyorlar. Geriye kalan genlerin ne yaptığı henüz bilinmiyor. Genlerimizin hayat akışımıza katkıda bulunması ve mutluluk genlerimizin devreye girmesi için olumlu bir bakış açısı ile, hayatın içinde olmak gerekiyor!

Nasıl çalıştığı henüz tam olarak anlaşılmamış olan genlerin mutluluğu etkiliyor oluşu konusu, son zamanlarda her yerde bilgi kirliliği ile karışmış olan popüler “pozitif düşünce” kavramı ile bağlantılı olabilir. Zihinsel durumunuz ve enerjinizin olumlu olması yaşamın güzelliklerini görmenizi ve bunları artırmanızı sağlayacağı gibi, başarı ve mutluluğa giden yol olduğu; mutluluk hissini tetikleyen genleri çalıştırdığı düşünülüyor. Pozitif bir bakış açısı ile, coşkuluysak ve yüksek bir enerjideysek yaşamın akışı kolaylaşıyor.

Mutlu hissetmek sizin algınıza bağlıdır. Öyle olması lazım, böyle yapmamam lazım gibi kalıplarla kendinizi aşırı sınırlandırıp daha fazla mutsuz etmeyin. Hayatınızın neresine kurallar, “lazım”lar, “-meli, -malı”lar eklerseniz, orada stresinizi tetiklemeye başlıyorsunuz. Olumsuzluğu tetikleyen zararlı genleri kapatıp, yararlı genleri harekete geçirmeyi ancak düşünce şekliniz ve bakış açınızla yapabiliyorsunuz.

Genetik uzmanlarına göre, hücre çekirdeğindeki genler, içlerinde belli durumlarda nasıl çalışacaklarına ve çalışmayı ne zaman durduracaklarına dair talimatların da bulunduğu sonsuz bilgi depoluyorlar. Uzmanlar bunu bilimsel olarak kanıtlamışlar ve “açma-kapama mekanizması” olarak adlandırıyorlar. Paris Pasteur Ensitüsü’nde çalışan iki bilim adamı, François Jacob ve Jacques Monod, yaklaşık 40 yıl önce genellikle bağırsaklarda yaşayan bir bakteri koli basili üzerinde genlerin “açma/kapama mekanizmasına” çok benzer bir işlev bulmuşlardı. Temel besin kaynağı glikoz olan bu bakterilerin, laktoz tüketme yeteneğinin, bu maddenin ortama verilmesinden sonra mı edinildiğini araştırmışlar. Uzun araştırmalardan sonra, bu yeteneğin sonradan edinilmediği, yani; laktozun bozulmasını sağlayan laktaz enzimini üretme yeteneğinin, koli basilinin doğasında olduğu sonucuna varmışlar. Ortamda glikoz bulunduğu sürece, enzimi üreten genin düğmesi kapalı oluyormuş. Bakteri, besin kaynağı olarak sadece laktoz bulabildiğinde ve hayatta kalmak için laktozu sindirmek zorunda kaldığındaysa gen harekete geçiriliyormuş.

Bu açma kapama mekanizması, genetik kodlarımızda, sonraki nesillere de aktarılıyor muhtemelen. Yani bilinçaltımıza kaydettiklerimiz, DNA’ mıza da kaydedilerek sonraki kuşaklara iletiliyor.

“İyi düşün iyi olsun” gibi, “tatlı yiyelim tatlı konuşalım” kıvamında yüzeysel bir bakış açısı seviyesine gelmiş olan pozitif ve negatif düşünme olayını iyi kavramak önemli. Hayatın akışı içerisinde hem iyi hem kötü şeylerin bulunduğunu biliyoruz. Kötü şeyleri görmezden gelin demiyorum tabi ki; bu çöpleri halının altına süpürmek olur. Pozitif bakış açısını korumak her zaman kolay olmuyor. Çöplerden kurtulmak, geçmiş bilinçaltı kayıtları temizlemek, bunların DNAmıza işlenmemesini sağlamak önemli…

Kendinizi olumsuz bir duygudan kurtarmanın bir yolu size enerji veren genlerinizi harekete geçirmek. Onu nasıl yapacağım dediğinizi duyar gibiyim… Burada bilinçaltınız yine karşınıza gelir. Geçmişten gelen olumsuz DNA kayıtlarınızı da temizleyip sadece işinize yarayacak şekilde genetik kodlamanızı yönlendirmek açısından çeşitli uygulamalar bulunmaktadır. Bu nedenle son zamanlarda insanları en çok rahatlatan uygulamalardan biri bilinçaltı temizlik çalışmalarıdır. Eşsiz ve özel genlerinizi yönlendirmeyi öğrenmeye bakın!

 

Unutmayın, muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda, o kan hücrelerinin ve diğer bütün hücrelerinizin birbirinin aynısı olan DNA’larında mevcuttur.

Çoook dallanıp budaklandım; derin bir konuydu, sadeleştirerek anlatmaya çalıştım. Umarım yazının akışını etkilemeden bunu yapmayı başarmışımdır.

Haber İçi Alt 1
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis