05 Aralık 2016

Sayın Ünverdi, bir yılda ne değişti..?

Haber İçi Üst

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi geçtiğimiz hafta Meclis’te hepimizi şok eden bir açıklama yaparak, kaçak işçi çalıştıranlara 5 asgari ücret ceza yazılmasını hakkaniyete uygun olmadığını düşündüğünü, daha makul hale getirilmesi gerektiğini belirtmişti. Biz de bunun kaçağı özendirmek olduğunu yazmıştık. Oysa aynı Bakan daha bir ay önce Gazetecileri Birliği’ni kabulünde 5 asgari ücret ceza uygulamasının devam ettiğini, taviz vermelerinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını uzun uzun anlatmıştı. Bir ay içinde ne olmuştu da Şerife Hanım fikrini değiştirmişti. Nasıl bir baskıydı bu?
Geçtiğimiz yıl mayıs ayında Resmi Gazete’de yayınlanıp, yürürlüğe girdiğinde, söz konusu yasayı yapanları kutlamış, ancak “uygulamazsanız anlamı kalmaz” demiştik de, hemen yanıt vermişler, bunun bir milat olduğunu, yasayı kesinlikle uygulayacaklarını, kaçağa göz açtırmayacaklarını söylemişlerdi. Hatta bizleri oyunbozan diye niteleyenler de olmuştu. İşte sonuç.
Maalesef bir kez daha yanılmadık. Birileri tam da beklendiği gibi, 5 asgari ücret cezadan şikayetçi oldu. Çünkü haksız kazançlarına darbe vurulmuştu. Önce denetlemeyi engellediler, sonra da bizzat yasayı çıkartan, çıkartırken de savunan Şerife Ünverdi’ye “bu ceza fazla” dedirttiler.
Namusuyla iş yapan taşeronlar ise, bakanın kapısına dayandılar ve “denetim yap” dediler. Koyduğun yasayı uygula, ceza kes” dediler.  “Adaletsiz davranma, kaçağa göz yumma” dediler. Böyle bir tepkiyi öyle sık sık göremezsiniz. İş insanlarının devletten, hem de kendi sektörleri için denetim istemesine ben ilk kez şahit oldum. Ancak gerçek ortada… Kaçak portföylerine öğrencileri ve üçüncü ülkelerden işçileri de ekleyenler rahat rahat işlerini götürürken, işçisinin çalışma iznini ve yatırımlarını bir tamam yapanlar, enayi durumuna düşürülüyor. Hem de neden, devlet kendi koyduğu cezayı çok bulduğu için.
Kaçak işçi konusu sadece çalışma izinleriyle ilgili değil ki. İhtiyat Sandığı, Sosyal Sigorta ve vergi gelirlerinde kaçak demek. Denetim yapmayan devlet, kendi gelirlerine de balta vuruyor. Ondan sonra bizzat aynı Bakan, kendine bağlı Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı gelirlerinin düştüğünden şikayet ediyor. Olacak iş mi…
Adaletin olmadığı yerde ne gelişme olur, ne kalkınma, olsa olsa oligarşi olur.
                                     
                                                            *****
CTP’li gençler huzursuz…

Geçtiğimiz günlerde yazmıştım. UBP Kurultayı bitti, şimdi sırada CTP’ninki var diye. CTP’liler 30 Haziran’da, ya mevcut başkanları Özkan Yorgancıoğlu ile bir dönem daha diyecekler veya bir başka isimle yola devam etmeyi seçecekler. Henüz daha netleşmese de, öyle görünüyor ki, Haziran’daki kurultay tek adaylı olmayacak. Ferdi Sabit Soyer, Ömer Kalyoncu ve Mehmet Çağlar isimleri yine kulislerde konuşulmaya başlandı bile.   
Eğer adaylardan birisi farklı bir fikir, farklı bir tez öne sürmeyecekse, partiye yeni bir yol haritası çizmeyecekse, o zaman bu yarış aynı görüşü paylaşanların, koltuk kavgasından öte bir şey olmayacaktır. Kimse kusura bakmasın ama, en kaba tabirle bu kurultay, Genel Başkanlık koltuğu için uygun “popoyu” seçme yarışından öteye gidemeyecektir…
Özellikle partinin geleceğini şekillendirecek olan bir gurup genç CTP’li, yaşananlardan oldukça rahatsız. Söz konusu grup, Özkancı, Ferdici veya Ömerci diye adlandırılmaktan, partiyi ileriye taşımak adına attıkları her adımda, bir kliğe bağlıymış gibi görülmekten duydukları rahatsızlığı anlatıyorlar…
Parti içinde yaşananlar her ne kadar basına yansımasa da, gençler umutla bağlandıkları partilerinin gidişatından hiç de memnun değiller. Bunu da, fırsat buldukları her ortamda dile getirmekten çekinmiyorlar.
Sonuç olarak, haziran ayında yapılacak CTP kurultayı, kamuoyunda pek tartışılmasa da, parti içi hesaplaşmaların ve iktidar kavgasının, parti içerisinde devam ettiğini söyleyebiliriz. CTP’de var olan parti disiplini nedeniyle, UBP kurultayında gördüğümüz rezaletler yaşanmayacak belki bu kurultayda, adayların basın üzerinden kavgalarını ve karşılıklı suçlamalarını da okumayacağız belki ama inanın bu kurultay CTP için, hiç de masum geçmeyecek… 

YERİN KULAĞI VAR
Sırada Erdoğan var:                                                                                                                           

           Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ı Tayip Erdoğan’ın, mayıs ayında 3 günlük bir ziyaret için KKTC’ye geleceği iddia ediliyor. Beşir Atalay’ın ardından Erdoğan’ın da mayıs ayında yapacağı ziyarette siyasetten ekonomiye, birçok konunun masaya yatırılacağı iddia ediliyor…
VAKIFLARA CİLDİYE PROFESÖRÜ MÜDÜR MÜ:                                                                                                  Hükümette TAK’tan sonra şimdi de, Mustafa Kaymakamzade’den boşalan Vakıflar İdaresine atanacak Müdür konusunda kriz yaşanıyor. Her gün yeni bir ismin ortaya atıldığı Vakıflar İdaresinde son olarak, Küçük ailesine yakınlığı ile bilinen bir cilt doktorunun adı konuşulmaya başlandı. Profesör unvanına sahip söz konusu cilt doktoru için ciddi girişimler yapılıyormuş. Ne alaka diye sormayın, neler görmedi ki bu ülke…
BEŞİR ATALAY BUNU DUYMALI:                                                                                                                            

     KKTC ekonomisinin gelişmesi, bütçe açıklarının kapanması, sosyal güvenlik kurumlarının kurtarılması için ekonomik programlar yapan Türkiye, kaçağın teşvik edilmesine nasıl bakar acaba? Ekonomide kaçak devam ettiği sürece, ne çalışması yapılırsa yapılsın, bir işe yaramaz ki. Sayın Beşir Atalay bugünlerde ekonomi konularında çalışmalar yapmak üzere burada. Bence taşeronlar ne yapıp edip, Atalay’dan randevu almalılar. Devlet kaynaklarının üstüne yatanları bir de ona şikayet etsinler. Bakalım, belki de sonuç alınabilir…

GDO SOFRAMIZDA:                                                                                                                                                    

   28 Nisan tarihinde, haberler.com web sitesinde bir haber, Mersin Cumhuriyet Savcılığı’nca operasyonda el konulan pirinçlerle ilgili olarak İstanbul Teknik Üniversitesi’nden GDO analizi istenmiş. Moleküler Biyoloji-Biyoteknoloji ve Genetik Araştırmaları Merkezi laboratuarlarında yapılan  analizlerde GDO’nun varlığını ispatlayan LLRICE601 geni tespit edilmiş. Böceklere karşı geliştirilen ve toksit protein içeren genler taşıyan pirinçlerin Kıbrıs’a da ihraç edildiği haber veriliyor. KKTC’de tespiti yapacak donanım bulunmayabilir. Ancak bu denetim yapılmayacağı anlamına gelmez. Gönderin İTÜ’ye yaptırın, bu kadar basit…
TATAR MÜJDEYİ VERDİ:                                                                                                                                  

        Maliye Bakanı Ersin Tatar, ülkede istikrara kavuşulduğunu, faizlerde düşme trendine gidildiğini kaydederek, şu anda faizlerde Türkiye‘de olduğu gibi burada da düşme beklentisi içerisinde olduklarını belirtti. Yüzlerce faiz mağduru hapishanelerde yatarken, turizm sezonunun açıldığı bu günlerde Ercan bilmecesi hala sürerken, esnaf siftah yapamadan dükkan kapatırken, ülkenin istikrara kavuştuğunu söylemek ne kadar doğru bir tespit olur ki…  
THE ECONOMİST CİDDİYE ALINMALI:                                                                                                                 Uluslararası aktörlerin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu ile ilgili olarak dizayn ettikleri tablonun önemli bir bölümünü de Kıbrıs oluşturuyor. Sadece doğal gaz ve petrolle ilgili değil. Hayat sahalarıyla ilgili. Yeni şekillenme, AB ve ABD açısından sorun çıkartmayacak bir istikrar gerektiriyor. O noktada, Kıbrıs’ın da artık sorun olmaktan çıkarılması şart oluyor. Bazı AB çevrelerinden gelen açıklamaların ardından, İngiltere’nin dünyaca ünlü dergisi The Economist, Güney Kıbrıs’ın gidişatının kötü olduğunu, “adanın yeniden birleştirilmesi” düşüncesinin tekrardan düşünülmesinin zamanının geldiğini yazdı ve “bölünmüş ayakta kalamazlar (divided they fall)” dedi. Bu ifadeler, önümüzdeki dönem için gerçekten ciddi bir işarettir. Rumlar şu anda ne kadar ayak diretir görünseler de, Economist’in de vurguladığı gibi, yeni bir uzlaşı planını geri çevirecek konumda değiller…

KABAKÇI YİNE KONUŞTU:                                                                                                                                  

   Çiftçiler Birliği Başkanı Alican Kabakçı yine hükümet yüklendi. Hasat dönemi başlamasına karşın, mazot ve doğrudan gelir desteğinin ödenmediğini, ayrıca tahıl fiyatlarının belirlenmediğini ifade eden Kabakçı, “Siz sayın idareciler daha fazla idare edemeyeceksiniz. Sizler artık bu tarım kesiminde çalışan insanlarımızın gönüllerinde yoksunuz” demiş. Kabakçı eğer temsil ettiği sektörün haklarını almak istiyorsa konuşmanın dışında, başka şeyler de yapmalı ki, çıkışları inandırıcı olsun… 

ZİRVEDEKİLER
Namık Kemal Lisesi Orkestrası: Namık Kemal Lisesi, İstanbul’da düzenlenen “16’ncı Vodafone Freezone Müzik Yarışması”nda üç dalda ödüle layık görüldü. SMS oylarıyla belirlenen “Seyirci Özel Ödülü”nün yanı sıra, “En İyi Orkestra” dalında üçüncülük alırken; grubun solisti Mehmet Kalaç da “En İyi Erkek Solist” dalında üçüncülük ödülü kazandı…

DİPTEKİLER
Girne Limanı
: Belediye ve hükümet suçu birbirlerinin üzerine ata dursun, olan güzelim Girne limanına oluyor. İnsan dışkılarının, yatların bulunduğu yerde toplanması nedeniyle, limanı dolaşan turistler, pis koku karşısında burunlarını kapatmak ve kısa sürede bölgeden uzaklaşmak zorunda kalıyorlar. Böyle bir ortamda turizmi patlatsanız ne olur…

Foto Gündem

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam