10 Aralık 2016

Sayın Sunat Atun, hiç mi söyleyecek sözünüz yok?..

Haber İçi Üst

Kıb-Tek konusu her gün bir şekilde gazetelerde. Hem de şimdi değil bu hep böyle.
Olayın hem kurumun durumu ile ilgili bir boyutu var, hem halkı yakan durumu. Bir yandan katlanarak artan bir borç var, üstüne üstlük bir de kayırılanlar. Sorunu çözmesi gereken devletle sendika, sürekli olarak kamuoyu önünde kavga halinde. Ama sonuçta tüm yük, vatandaşın omzunda…
Hatırlarsınız geçtiğimiz yıl, özelleştirme diye ortaya çıkmıştı hükümet. Grev başlayınca, Başbakan sendikaya, özelleştirme değil, özerkleştirme sözü vererek, grevi kaldırtmış, günü geçirmişti…
Bir süre kulaklarının üstüne yattılar, Türkiye ile imzalanan protokolde olmasına karşın, sonuçta ne özelleştirmeyi yapabildiler, ne özerkleştirmeyi…
Bu arada devlet, 143 milyonluk elektrik borcunun sadece 2.8 milyon liralık kısmını ödedi. Dağ gibi borç artmaya devam ediyor. Özelde de durum aynı. Sürekli olarak alacaklarından bahseden sendika, sonunda faturasını ödemeyenin gözünün yaşına bakmadan elektrikleri kesmeye başladı.  Yine de yaptığı tahsilat, devede kulak…
Hani “özerkleştireceğim” sözünü veren, “asla özelleştirme yapmayacağız, belki sadece tahsilatı özelleştiririz” diye geveleyen hükümetin Maliye Bakanı, hiç üstüne vazife olmadan şimdi “Özelleştirme şart” demeye başladı. Bu arada santrallerin mazotu bitmek üzere, bunun için ayrılan yeterli kaynak da yok…
Dedik ya bu işin bir yönü. Bir diğer yönünü, geçtiğimiz gün Sevgili Hüseyin Ekmekçi detaylarıyla yazdı. Batma noktasındaki Kıb-Tek’in içinde ihale dolapları dönüyormuş. Bütün bu hengamede tek bir açıklama yapmayan, ama yüksek maaşlarla yerlerini koruma derdinde olan Kıb-Tek yönetiminden ise tıs yok. En son açıklamaları galiba geçen yıldı ve “Biz partimize bağlıyız Sayın Başbakanım” demişlerdi, o kadar. Bu şaibeleri bir kenara yazalım…
Bitti mi, bitmez. Yıllardır sayaç ihalesi yapılamadığı için Kıb-Tek’in elinde elektrik sayacı yok. Bizler çoğu zaman hiç kullanmadığınız elektrik için ayda 250 TL trink ödeme yapıyoruz. Şimdi buna bir de çifte vergilendirme gibi sokak aydınlatması bindi. Ayda 16 TL de onun için veriyoruz. Zaten belediye de bir o kadar alıyor. Aynı hizmet için iki kez ücret ödüyoruz. Anayasa’ya bile aykırı. Kurum öyle bir başıboşluk içinde ki, daha dün bir haber vardı, elektrik bağlantısı olmayan boş araziye gelen 4 bin TL’lik fatura diye…
Kısacası elektrikte yaşanan rezaletler bitmiyor, bitmiyor da, konunun esas muhatabı Ekonomi ve Enerji Bakanlığı sanki sorumlu kendisi değilmiş gibi sesini çıkartmıyor. Ne ihale yolsuzluğu iddialarına, ne mazotun bitmek üzere olduğuna, ne halkın ya da sendikanın şikayetlerine tek bir cevap yok. Hani derler ya, sükut ikrardan gelir, aynen öyle. Demek ki bu konularda söyleyecek sözü yok… Bu mudur başarı?.. Bu mudur marifet?.. Yoksa bin bir kıvraklıkla koltuğu korumak mı?.. Bence hiçbiri değil. Bunun adı, olsa olsa, görevi ihmal ve halka zulümdür… Hepsi bu…

YERİN KULAĞI VAR
BAŞBAKAN ÖNÜNDEKİ PİLAVI YEDİ:                                                                                                                   

UBP Kurultayı süresince Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Başbakan Küçük arasındaki söz düellosunu hatırlarsınız. İşte o dönemde Eroğlu’nun, Küçük’e yönelik, “Önündeki pilava baksın” sözü oldukça yankı bulmuştu. Ve sonunda İrsen Bey, UBP Gönyeli Kadın Kolları’nın düzenlediği “pilav günü” etkinliğinde önüne konan pilavı yedi. Küçük, yediği bu pilavla da Eroğlu’na göndermede bulundu…
MASTERİ OLAN TAMAM, YA DİĞERLERİ:                                                                                                     

Aylardır sınavlarda başarılı olmalarına rağmen işe alınmayan Sayıştay mağdurları için, Kamu Hizmeti Komisyonu ile Sayıştaylık ara yol bulmaya çalışıyor. 5 Sayıştay mağdurundan, sadece masteri olan 3 kişinin işe alınacağı, böylece hem Sayıştay Başkanı’nın, hem de KHK’nın bu şekilde gönlünün olacağı iddia ediliyor. Sizin anlayacağınız ne şiş, ne de kebap yanacak. Yanacak olan masteri olmayan çocuklar…   
BIRAKIN DİĞER

ADAYLARI:                                                                                                                                                        

    TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, katıldığınız bir televizyon programında kendi adayınızla ilgili konuşmak yerine bir başka adaya yüklenmeniz hoş karşılanmadı. Adayınız Suphi Hüdaoğlu, zaten işini fazlasıyla yapıyor ve şu an yükseliş trendinde. Bence oyuna gelip de bu tür açıklamalarla kendi adayınıza zarar vermeyin. Vatandaş zaten neler döndüğünü çok iyi biliyor. Diğer adayları eleştirmek yerine siz yola devam edin, çünkü bu tür konuşmalar ters tepebilir…
SEÇİMİN FENOMENİ KIRDAĞ:                                                                                                                                 

   Hiç kuşkusuz Lefkoşa Belediye seçimlerinin öne çıkan ismi Arif Salih Kırdağ. Özellikle sosyal medyada tam bir Kırdağ rüzgarı esiyor. Siyasilere duyulan tepki nedeniyle Kırdağ’ın sürpriz bir oya ulaşması kimseyi şaşırtmasın. Yalnız Kırdağ’a tavsiyemiz olacak, bu kadar “oğul” arasında işi zor, iyisi mi soyadını yapsın..

KIRDAĞOĞLU . 
YA DİĞERLERİ:     
                                                                                                                                            

      Personel Dairesi istihdamlara yönelik resmi açıklamasında, son 2 ayda devlette sadece 261 geçici personel istihdam edildiğini, kamuoyunun “kurultay istihdamları” olarak nitelediği istihdamların tümünün Kamu Görevlileri Yasası’nın bütün kurallarına uygun olduğunu iddia etti. Halbuki istihdam edilenlerin sayısının 400’ü aşkın olduğu yazıldı çizildi. Buradan şunu mu anlamalıyız; yapılan istihdamların sadece 261 tanesi yasalara uygun, gerisi uygun değil…
HAZIR ELİNİZ DEĞMİŞKEN:                                                                                                                           

         Avukat Boysan Boyra Mehmetçik Belediye Başkanı’nın tek bir üyeyle toplantılar yapmasına karşı Başsavcılık’a suç duyurusunda bulunması gerekirken, hiçbir şey yapmadığı iddiasıyla Sayıştay’a dava açacağını duyurdu. Ben diyorum ki, Sayın Boyra eliniz değmişken, şu çifte faturalandırılan sokak aydınlatma ücretleri için de bir dava açsanız…
YA ÇALIŞANIN YATIRIMLARI:                                                                                                                                 

  YDÜ Kurucu Rektörü Suat Güsel, 1.1 milyar dolarlık servetiyle dünya milyarderleri arasında 1268’inci sırada yer almış. Allah servetini sağlıkla harcamayı nasip etsin ama çalışanları bu servete rağmen sigorta paralarının ödenmemesinden yakınıyor. Elektrik ve su paralarını geçtik de, çalışanların tek güvencesi olan yatırımlarını da yapsanız diyoruz Sayın Günsel…

HERKES FARKLI DÜŞÜNÜYOR:                                                                                                                    

   KTÖS, UBP ve DP’nin ülkeyi ve LTB’yi bu hale getiren siyasi güçler olduğunu söyleyerek, seçime katılmak yerine halktan özür dilemeleri gerektiğini söylüyor. KTÖS’ün kastettiği, iki partinin Cemal Bulutoğluları’na verdikleri destek. Ancak halkın çoğunluğu da, “Diğer partiler bir yıllığına aday çıkartmamalıydı, bu iki parti ve özellikle de UBP, yaptığı yıkımı kendi temizlemeliydi” diyorlar.

ZİRVEDEKİLER
Ali Çetin Amcaoğlu: Tarımsal alanda çok ciddi bir uygulamaya geçilerek zirai ilaçların satışı reçeteye bağlandı. Amcaoğlu, “Bu konuda atılan ilk adım tüm ürünlere uygulanacak kayıt defteri tutma zorunluluğudur. Satış sürecinde ticari ilaçlar reçetelendirilecek, böylece üreticiler bilinçlendirilecek ve sağlıklı ürün hedefine ulaşılacak” diyor. Umarız bu yıl çileği de üzümü de zehirsiz yemek nasip olur. Geç de olsa aldığı bu önemli karar nedeniyle Tarım Bakanı’nı kutluyoruz…

DİPTEKİLER
Zilha Menent: Toparlanıyoruz Hareketi’nin dilekçesine yanıt Personel Dairesi Müdürü Zilha Menent’ten geldi. Menent, son 2 ayda 261 kişinin “yasaya uygun olarak” işe alındığını söylüyor. Oysa Maliye Bakanı Tatar, 28 Şubat tarihinde gazetemiz Havadis’te yer alan açıklamasında “Şu ana kadar 300 kişi istihdam edildi” demişti. Hangisi doğru? Menent bir de sınavlarla ilgili belgelerin “özel hayatın gizliliği” nedeniyle açıklanamayacağını söylemiş. Kardeşim bu adı üstünde kamu sınavı, kamuya açık yani. Bunda özel hayat nerede? Bari açıklamayı hukukçulara bir danışsaymış. Şimdi gözler Kudret Özersay’ın açacağı davada.

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil