11 Aralık 2016

Savaş Bozat’a açık mektup…

Haber İçi Üst

BES Başkanlığı’na seçildiğiniz tarihi hatırlıyorum. Büyük bir mücadele ve direniş sonucu arkadaşlarınızla birlikte zorlu bir seçim sonrası yaptığınız açıklamalarla, hem çalışanların, hem de Lefkoşa’da hizmet bekleyenlerin umudu olmuştunuz…
Yaklaşık 8 aydır sürdürdüğünüz haklı eylemlerinizde hem vatandaş, hem de basının büyük bir bölümünün desteğini aldınız. Çünkü talepleriniz mantıklı ve kabul edilebilir taleplerdi. Lefkoşalı çeşmelerden akan kanalizasyona, evlerinin önünde birken ve aylarca toplanmayan çöplere ve olası bir salgın hastalık tehlikesine karşın susmayı ve size kalben destek vermeyi sürdürmüştür…
Kimse karşılığını almadığı bir işi angarya olarak yapmak zorunda değildir. Hele sosyal güvencelerden yoksun çalışmanın adı en düz mantıkla enayilik olur. Evine ekmek götüremeyen, borçlarını ödeyemedikleri için davalık olmakla yüz yüze kalanlar, okula giden çocuğunun cebine harçlık bile koyamayan çalışan, yapmış olduğu eylemlerde yüzde yüz haklıdır…
Ancak, son zamanlarda belediye çalışanlarının siyasete kurban edildiğini ve Sendika olarak, destek uğruna bazı siyasilerin dolduruşuna geldiğinizi görüyorum. Eylemlerinizin hak arama eylemi dışına çıktığını ve siyasal bir kavgaya dönüştüğünü görmek, kamuoyunda size olan desteğin azalmasına neden oluyor. Eminim bunu siz de gözlemliyorsunuz. Yok eğer, halkın sağlığı, çalışanın fazlalığı beni ilgilendirmez derseniz, sunulan her öneriyi elinizin tersiyle iterseniz halkın desteği tersine dönecek, bunu da bilmelisiniz…
Olay, ne yazık ki belediye sorununu aşmış, resmen hükümet ile hesap görme noktasına gelmiştir. Hükümetin sunduğu önerileri reddetme noktasında haklı olabilirsiniz. Çünkü hükümet, sadece size değil, eylem yapan diğer sivil toplum örgütlerine verdiği birçok sözü yerine getirmemiş, sadece BES çalışanlarının değil, tüm toplumun güvenini yitirmiştir… Hükümetin, tüm sorunları öteleyip, sırf kurultay hesapları ile sorunun bu noktaya gelmesine göz yumduğu açık bir gerçektir. Onlar açısından, bu saatten sonra yapabilecekleri en doğru şey, yok olan güveni yeniden tesis etmek olmalıdır…
Bugün yaklaşık 950 çalışanla grevde olan sizler de çok iyi bilmektesiniz ki, temel sorun personel fazlalığıdır. Belediyenin kurtulması, çalışanın hem maaşını gününde ödenmesi, hem de sosyal haklarının zamanında yatırılabilmesi için, yıllarca tamamen siyasi hesaplarla belediyeye doldurulan çalışan sayısını azaltmakla mümkün olacaktır. KTHY’nin yaşadığı süreci hatırlayınız. Seçim uğruna koskoca bir kurumun bir gecede nasıl tasfiye edildiğini unutmayınız. 130 kişinin başka bir kuruma nakline (Sayın Eroğlu sırf bu kişilerin oylarını alabilmek adına söz konusu kişilerin tekrardan KTHY bünyesine dönmesine olanak sağlamıştı)  karşı çıkan sendika, KTHY’nin batmasına (iyi niyetli bile olsa) katkı koymuştu…
Eylemlerinize katılan çalışan sayısı 250-300’ü geçmiyor, diğer 600-700 çalışan nerede akşam, orada sabah gününü gün ediyor. Nasıl olmasa birileri maaşlarını ödüyor ve nasıl olmasa sendikanın kazancı onlara da yarayacak… Söz konusu bu çalışanlar, ya Türkiye’de geziyorlar, ya da bitmeyen bir “ödenekli tatil” haklarını kullanıyorlar. Grev yapmanıza rağmen maaşlarınız öyle veya böyle ödenmektedir. Peki ama sendika, üyelerini eyleme koyarken grevde oldukları günleri ödemek zorunda değil midir..?
Soruyorum size;
“Önce Cemal Bulutoğluları, sonrada hükümeti götüreceğiz” derken, ana hedeflerinizin gerisine düşmüş olmuyor musunuz?
Aylardır grevde olan üyelerinize, sendika olarak bugüne kadar ne kadar ödeme yaptınız?
Grevde olduğunuz sürelerin parasını hükümetten talep etmeniz, sendikacılık anlayışınıza göre etik mi Sayın Bozat?
Cemal başkanın gitmesi (ki ben de sizinle ayni fikirdeyim), belediyenin mevcut yapısı ile bir çözüm olacak mı? Belediyenin eylemler nedeniyle gelirlerini aylardır toplayamaması, altından kalkılamayacak bir felakete neden olmayacak mı? Bu durum, sorunlarınızı çözer mi, büyütür mü?
Siz 200-300 kişi güneşin, yağmurun altında ve zor şartlarda eylem yaparken, diğer çalışanların “tatil” yapmasını nasıl hazmedebilirsiniz?  
İşe ve eylemlere gelmeyen personele nasıl bir yaptırım uygulanması gerekir sizce? Bu durum Sendikanın kaale alınmamasını da beraberinde getirmeyecek midir?
Son olarak, bu kadar çok personelin olduğu belediyede, çözüm şekli ne olursa olsun, bunun kalıcı bir çözüm olacağına inanıyor musunuz? 
Lefkoşa, sadece Cemal başkanın veya siz çalışanların değildir. Sizden ricam, şapkanızı önünüze koyup iki kere düşünmenizdir. Eğer çalışanı ve Lefkoşalıyı düşünüyorsanız, “birilerinin” değil, çalışanın sözcüsü olarak ve halkı düşünen bir sendikacı olarak karar vermenizdir.

YERİN KULAĞI VAR
DANANIN KUYRUĞU YARIN KOPACAK: Mahkemelik olan UBP Kurultayı’nda Ahmet Kaşif ve arkadaşlarının yaptığı ara emri itirazı için mahkeme, kararını yarın açıklayacak. Karar var olan krizi çözecek mi, yoksa daha da mı arttıracak onu da karar açıklandıktan sonra göreceğiz. Ancak, hangi yönde olursa olsun, UBP’de suların durulmayacağını söylemek şimdiden mümkün… 
ADALETİ ÇİĞNEYEN DEVLET: Ticaret Odası, “Ayrıcalık yok… Hepimiz memur…” başlıklı gazete ilanıyla, iflas eden, işyerini kapatan veya bankalara 30 bin TL’den fazla borcu bulunan herkesin devlete aktarılması çağrısında bulundu. Esnaf Odası, belediyelerin Sosyal Sigorta, İhtiyat Sandığı primlerinin yeniden taksitlendirilmesi yönündeki kanun hükmünde kararnameyi dava etmeye hazırlanıyor. Bu iş çevrelerinin de dahil olduğu bir isyandır artık. Yasaları korumakla görevli olanların,  yasaları delmeye başlaması kaostur, başka bir şey değil… Velhasıl bundan sonrası daha da karanlık görünüyor…
AYRICALIK CAN SIKIYOR: Bir özel sektör çalışanı da dert yanıyordu. “Son bir yıl içinde binlerce insan özel sektörde iş azlığından işten durdurulurken, devlet neredeydi? Bu insanlara herhangi bir el uzatan oldu mu? Biz de bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?” Bu sözler, bu ülkeyi yönettiklerini sananların yüzünü kızartmalı… Ama ne gezer… 
NE OLDU ANSIZIN: Daha bir hafta önce Afet Özcafer “Bütçeye bizden oy yok” diyordu. Sonra, sanki bunları söyleyen o değilmiş gibi, Bütçe Komitesi Başkanlığı görevine başladı. Diğer yandan Afet Hanım’ın grubunun başını çeken Ahmet Kaşif, “Bütçede sıkıntı çıkmaz” diyerek, bütçeye ret oyu vermeyeceklerini açıkladı. Ya aralarında irtibat yok, ya da ansızın bilmediğimiz bir şeyler oldu…
İYİ NİYETTEN UZAK: BES Başkanı Savaş Bozat; “En iyi çözüm belediye meclis üyesi ve Başkan’ın istifasıdır” diyerek çözüm bulmak yerine krize oynamayı tercih ediyor. Onlarca kez yazdık Başkan istifa etse ne olacak? Belediye mevcut yapısını koruduğu sürece, başına kim gelirse gelsin 3-5 ay sonra aynı sorunlarla yüzleşmek zorunda kalacaksınız…
BES’DE ÇATLAK: Maaşların ödenmeyeceği yönünde açıklama geldiği anda, LTB çalışanlarının bir kısmı, BES’in kendilerini kullandığını söylemeye başladılar. Hükümet yine böl-yönet taktiğini devreye sokmuş görünüyor. Yeni klikler, yeni kavgalar. Tabii sendikanın uzlaşmaya yanaşmayan tutumunun da etkisi var. Olacağı buydu…
KIZMAYA HAKKI YOK: BES Başkanı Bozat’a mahkeme süreci ile ilgili açıklaması Şerife Hanım’ın başını ağrıttı. Bakanlık mertebesine erişmiş birisinin, halen devam eden bir davayla ilgili görüş belirtmenin yanlış olduğunu bilmesi gerekirdi. Hele açıklama yaptığı kişi, sorun yaşadığı bir sendikanın başkanı ise. Kızacağınıza, hatayı kendinizde arayınız sayın bakan…
BÜTÇE FARKLI SÖYLÜYOR: Siz bakmayın Maliye Bakanı Tatar’ın “istikrar ve gelişim bütçesi” demesine. 2013 yılı bütçesi, daha baştan 250 milyona yakın açıkla başlıyor. Memur maaşlarının düşmesine rağmen, maaşlara ayrılan payın, hala %75’lerde olması UBP hükümetinin geçen süre zarfında devlete 3 bini aşkın istihdam yaptığını göstermektedir. Sizin anlayacağınız hükümet, dolaylı vergilerle halktan aldıklarını kendi yandaşlarının istihdamı için harcıyor, sonrada bütçeyi denkleştirmek için vatandaşın cebine el atıyor…   

ZİRVEDEKİLER
Osman Işısal: Değirmenlik Belediye Başkanı Osman Işısal, 2006 yılında yaklaşık 8 milyon borçla aldığı belediyenin borçlarını sıfırlaması yanında, tüm mükellefiyetlerini de zamanında yerine getiriyor. Batan Lefkoşa Belediyesi’ni konuştuğumuz bu günlerde, Değirmenlik Belediyesi’nin ve Başkan Işısal’ın başarısını atlamak olmazdı diye düşünüyorum…
Kalavaç Muhtarı: İnsan sağlığına zararlı kimyasalları yasaklayıp, haşarelere karşı biyolojik mücadele yürüten Kalavaç Muhtarı, ekolojik dengenin sağlandığı müjdesini veriyor. Yine inanmak ve güvenmekle ilgili bir olay. Muhtar bir davaya baş koyuyor, ama köylüsü de ona güvenip, destek veriyor. Sonuç ortada…

DİPTEKİLER
LTB’nin UBP’li Üyeleri: Bu grup aslında, Belediye Başkanı’ndan sonra ikinci derecede sorumluluk sahibi. Usulsüz borçlanmalar, usulsüz harcamalar, usulsüz istihdamlar hep onaylarıyla geçti. Esas istifası istenen de onlar. Şimdi çıkmışlar, aba altından sopa gösteriyorlar. Önce yargıda hesap versinler, sonra başkalarına akıl versinler, verebilirlerse…
Suçlamaktan Başka Silahı Olmayan Hükümet: Biri, “Bundan sonra para yok” derken, bir başkası “Salgın olursa suçlusu sendikadır” diyor. Bir başkası, “İşe gelmezseniz, maaşınız kesilecek” diye bağırınıyor. Ama kimsenin taktığı yok… Yahu siz hükümetsiniz, icranın başı. Komik olmayın… Bulunduğunuz yer şikayet makamı değil. Sünnetçi korkusuyla bir yere varamayacağınızı son bir yılda defalarca görmediniz mi? Vurun elinizi masaya. Gerekirse yasa çıkarın. Bir şeyler yapın artık…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil