11 Aralık 2016

Sandığa giderek “tesviyeye”, gitmeyerek “tasfiyeye” oy verirsiniz

Haber İçi Üst

Kıbrıs Türkü’nün durumu idare edecek, yeri geldiğinde laf cambazlığıyla ufuk turu attırarak gülümsetecek, ayağının üstünde hazır cevap vekil adaylarına ihtiyacı yok.

İyi eğitimli “yönetici” adaylarına değil değişim için “liderlik” yapabilecek vekil adaylarına ihtiyaç var.

Dünyadaki uygulamaları bilen, çözüm üretebilen, hukuk bilen ve karakter olarak da reaktif değil proaktif yetkinliklere sahip vekillere ihtiyaç var.

Bu özellikleri taşıyan vekil profiline, yalnız bizim değil, adada her gün parasıyla rezil olan ve uzun vadeli çıkarlarına zarar verdiğinin farkında olmayan Ankara’nın da ihtiyacı var.

Partilerin açıkladıkları listelerde ben geçmişe göre farklı bir şey göremedim. Umut verecek yukarıdaki tanıma uyacak dört beş kişi dışında farklı bir şey gören var mı?

Bundan dolayı seçime katılımın düşük olmasıyla verilecek mesaj, hem kurulu düzene hem de AKP iktidarına adada farklı bir üslup ve yaklaşımın zamanının geldiğini söylemenin, altını çizerek yazıyorum, en demokratik yoludur.

Ankara’yı adadaki uzun vadeli çıkarlarına Kıbrıs Türkü’nü yanına alacak üslup ve içerikle odaklanmasını hatırlatır.

Kestirmeden ezberi bozar çünkü tutulan yol, yol değildir.

Ankara’nın yeni nesil Kıbrıs Türkü ile barışmasının da yolunu açar.

Üslup ve içerikle ilgili mesajı Ankara alana kadar yapılacak olan seçimler, bu topluma yeni hayal kırıklıklarını artırarak beraberinde getirecektir.

En azından sandığa gitmeyen kesim ilerisi için bir umut olur.

Bilmem anlatabildim mi?

Bu seçimin boykot edilmesi, seçim sandığını esas ihtiyaç olan radikal değişim program ve kadro alternatifleriyle bu halkın önüne çok kısa bir süre sonra bir kez daha getirmesine sebep olur.

Hem de, bu noktada bir öngörüde bulunayım, bu kez sandığı erken Başkanlık seçimleriyle beraber getirir.

Katılımın düşük olacağı 28 Temmuz seçimlerinden sonra çıkacak olan görüntü Başkanlık sistemiyle beraber Eroğlu’nu da tartışılır hale getirecektir.

Unutmayalım, iki hafta önce Lefkoşa da düşen UBP Hükümeti’dir ama üstlerine almasalar da Ankara’da algıda düşen UBP ile birlikte arkasındaki AKP’dir.

Sürprizlere öncülük edenlerin, yoğun mesai ve “emek” vererek ayakta tutmaya çalıştığı UBP Hükümeti’ni düşürenlerin, AKP nezdinde ödemesi gereken siyasi bir bedel elbette olacaktır.

Doğanın kanunudur, tesviyenin yeterli olmadığı yerde tasfiye zorunluluk olur.

Tasfiyenin de nerede, nasıl ve kimin katılımıyla başlayıp, nerede biteceği belli olmaz.

Ama bunun için de yalnozca söylem değil niyet de lazım.

Bu seçim gösterilmeye çalışıldığı gibi partiler arasında olacak bir “tesviye” seçimi değil.

“Tesviye” ile “tasfiye” arasında bir seçimdir.

Sandığa gidererek sınırlı bir “tesviyeye”, gitmeyerek de bu seçimde olmasa da kısa bir süre sonra olacak olan “tasfiyeye” oy vermiş olursunuz.

Karar verin bize geldiğimiz noktada, “tesviye” mi yoksa “tasfiye” mi gerekli?

Şu andaki aday listelerine baktığımda, sandığa gitmekle, zoraki ve sınırlı bir tesviyeye, o da başarıla bilinirse, devam diyeceksiniz.

Değişen ve şeffaflaşan dünya şartlarında, sandığa bu kez gitmeyerek vereceğiniz mesajın gücünü küçümsemeyin.

Önünüze gelen alternatif bir program ve kadro yoksa, ki yok, oy vermiş olmak adına zoraki bir siyasi tercih yapmak yerine, mevsime de uygun bir şekilde “siyaseten de oruç tutun” ve bu kez sandığa gitmeyin.

İnanın bir şey kaybetmezsiniz.

Bugün bu seçimi boykot çağrısına karşı çıkanlar, seçimlerden sonra keşke sandığa gitmeseydik, ne anladık bu işten diyecekler. Bunu da biliyorsunuz ama yine de not edin.

Uzaktan bakınca mı tüm bunlar gözüküyor?

Adadan bakınca bu resim gözükmüyor mu?

Herkesi bir şey değişecekmiş gibi bir seçim heyecanı aldı.

Anlamadım gitti.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil