10 Aralık 2016

Sahi siz neye karşıydınız?

Haber İçi Üst

Kaşif ve arkadaşlarının dünkü basın toplantısını izledik. Çok şey söylediler, ama aslında yeni hiçbir şey söylemediler…
Kendilerine artık “muhalifler” demeyeceğim. Sosyal medyada bir arkadaşın çok güzel dile getirdiği gibi, “Bunlar muhalif vekillerse, diğer muhalefet partilerinin vekilleri ne oluyor”… Gerçekten hepimiz onlara bu unvanı verirken hata yaptık… Onlar sadece parti başkanlarına muhaliftiler.
Neyse zaten istifa edeceklerini de açıkladılar. Yolları ve bahtları açık olsun…
Ta başından olduğu gibi, bu basın toplantısında da neye karşı olduklarını öğrenmeyi bekledik, parti içi sıkıntılarından başka dişe dokunur bir şey duymadık.
“Kurultay, kucaklama, ötekileştirme, dışlama, söz verip tutmama…”
“Bizim derdimiz koltuk değil, ilkelerdir” klişesini sürekli tekrar etmelerine rağmen, o ilkelerin ülkenin durumuyla, halkın yaşadıklarıyla, gelecekle, yapılması gereken reformlarla ilişkilerini bir türlü ortaya koyamadılar. İrsen Küçük’ün kendilerine yaptıklarını, bir bir sıraladılar, ama yanlış gördükleri icraatları sıralayamadılar. Hangi uygulamaya karşıydılar? Vatandaşlıklara mı, ekonomik programa mı, istihdamlara mı, özelleştirmeye mi, Kıbrıs konusunda (eğer varsa) bir tutuma mı, hangisine? Ya da mesela demokratik yaşama mı? Toplumun beklediği Siyasal Partiler, Seçim ve Halkoylaması Yasaları konusunda mı bir görüş ayrılıkları vardı?.. Hükümetin icraatlarıyla ilgili bir tartışma yaşadılar mı, herhangi bir konuda ters düştüler mi?.. Neyi değiştirmek istediler de başaramadılar?
İleriki günlerde programlarını açıklayacaklarını söylüyorlar. Bu tamam, zaten herkes seçime doğru çala kalem bir şeyler yazacak da, ben istifanın “ilkesel” olduğunu söyleyenlerden, UBP’nin iç meseleleri dışında hangi yönetsel ilkelerden rahatsız olduklarını; bir tavır, bir tutum duymayı beklerdim…
Eminim, pazar sabahı televizyonlarının karşısına geçen insanlar da bunu bekledi. “Şu sorunumuza, şu yanlışlara, şu partizanlığa” karşı ne diyecekler diye bekledi durdu herkes. Katılan basın mensubu arkadaşların sorduğu sorularda bunlar vardı ama geçiştirildi.
Sadece bir parti içi iktidar kavgasının özetini tekrar dinledik. Aynen bundan önce yine UBP’nin içinde birçok kez olduğu gibi…

Bir AB’ye rezil olmadığımız kalmıştı…
Şu Karpaz’ın katledilmesi konusunda bizler defalarca yazdık, çizdik, çevreciler bağırdı çağırdı, fotoğraflar yayımladık… Baktılar olacak gibi değil, göstermelik birer mühür vurdular, herkesin gazını aldılar. Ancak, tam da tahmin ettiğimiz gibi, seçim var, geçim var dediler o kaçakları yıkmadılar…
Tam da bunun üstüne AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stephan Füle’nin Cumhurbaşkanı’na gönderdiği mektup geldi. Füle, Natura 2000 Projesi kapsamında, özellikle Karpaz’da doğanın korunması için Avrupa Komisyonu’nun 1,5 milyon Euro’luk bir kaynağı KKTC’ye aktarmasına rağmen, bu bölgede koruma değil, yıkım meydana geldiğini söylüyor. Üstelik de bu paranın, AB’de birçok ülke finansal kriz yaşarken aktarıldığına dikkat çekiyor. Yol genişletmesi, 80 bin kişilik konser, Beşparmaklar’daki taş ocaklarının yaratacağı tahribat konusunda, Cumhurbaşkanı’ndan yazılı izahat istiyor. Hani şu bizimkilerin sağır kulaklarının üstüne yatıp, tepkileri duymazdan geldikleri, sürekli yeni izin verdikleri taş ocakları.
Sanırım böyle bir durum ilk kez oluyor. İyi ki de oluyor… Halkın, sivil toplum örgütlerinin sesini duymayanlar, bunu duymazdan gelemeyecekler.
AB kuralları derken yeri göğü inletiriz ama bu defa da tüm bir halk olarak, AB önünde küçük düştük. Yazık… Hem doğa için, hem devlet için…

 

MECLİS BUGÜN HAREKETE GEÇECEK: CTP, TDP, DP ve 8 eski UBP milletvekilinin birlikte sundukları, Başbakan İrsen Küçük ve hükümetine karşı güvensizlik önergesi isteminin gündeme alınıp alınmaması bugünkü Meclis birleşiminde ele alınacak. Kabul edilirse, güvensizlik önergesi Meclis’in perşembe günkü toplantısında oylanacak. Bugün ayrıca UBP’den istifa eden 8 milletvekili istifalarını Cumhuriyet Meclisi’ne sunacaklar…

KADERE BAKIN: 1992 yılında, Derviş Eroğlu’na karşı başlattıkları isyan sonrası UBP’den ayrılan ve Demokrat Parti’yi kuran 9 kişiden sonra, bugünlerde UBP bu kez de 8’ler hareketi ile karşı karşıya kaldı. Aynen o zamanlar Eroğlu’nun dediği gibi, İrsen Küçük de bu olayı “Figüranlar” ve “Tarihe sürülmüş leke” olarak niteledi.

KATILIMLAR HÜKÜMET DÜŞTÜKTEN SONRA: UBP’den istifa eden Ahmet Kaşif ve arkadaşları, dünkü basın toplantısında yeni oluşuma başka katılımlar olacak mı sorusuna, “Katılım olup olmayacağını, Küçük hükümeti düştükten sonra hep birlikte göreceğiz” diyerek, katılım beklediklerinin sinyalini de vermiş oldular…

GÖZLER DP-UG’DE: UBP’den istifa eden ve DP-UG çatısı altında seçime hazırlanan yeni oluşum, ülke gündemine bomba gibi düştü. Bu işe en çok, Meclis’teki sandalye sayısını 2’den 10’a yükselten Demokrat Parti sevindi herhalde. Kuruldukları yıl hariç, yıllardır 10 sayısına ulaşamayan DP, ilk kez bu rakamı gördü. Katılan 8 vekille moral depolayan ancak, yeni katılımlarla birlikte kendi içinde bazı sorunlar yaşayan DP, bu kaynaşmayı parti içinde sağlamak için epey uğraşacağa benziyor… Yenilerle yapılacak görüşmeleri yürütecek ekipte genel sekreter Şonya’nın bulunmaması bana ilginç geldi doğrusu.

LEFKOŞA VE GİRNE ARTTI, MAĞUSA VE İSKELE DÜŞTÜ: Değişen nüfus oranlarına göre, ilçelerdeki vekil sayıları da değişti. Sadece Güzelyurt eskiden olduğu gibi 6 vekil sayısını korurken, Lefkoşa’daki milletvekili sayısı 16’dan 17’ye, Girne’deki sayı ise 9’dan 10’a yükseldi. Mağusa’daki milletvekili sayısı 13’ten 12’ye, İskele’deki sayı ise 6’dan 5’e düştü. Bununla birlikte İskele ve Mağusa’daki seçimler çok daha önem arz etti…

VAKIFLAR İDARESİ’NDE YENİ DÖNEM: Küçük hükümeti tarafından, Vakıflar İdaresi Genel Müdürlüğü’ne atanan Kuveyt’ten ithal müdür, yeni görevine hızlı başladı. Sabah mesaisine dua okuyarak başladığı iddia edilen yeni müdür, ilk icraat olarak da, bayan çalışanlar için yeni bir kılık-kıyafet genelgesi hazırlamış. Bundan böyle bayan memurlar, diledikleri kıyafeti giyip işe gelemeyeceklermiş. Yakında başörtüsü zorunluluğu da getirilirse hiç şaşmayın…

13 YILDA ÇIKAN BİR TÜZÜK: Bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Sanırım Füle’nin mektubu sebep oldu da, Ekolojik Etki Değerlendirmesi Tüzüğü bir anda çıkıverdi. Tüzük, “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilen 7 bölgenin öne çıkan özelliklerine ciddi zarar verecek yapılaşmayı engellemeyi amaçlıyor. Bu bölgelerden herhangi birinde gerek inşaat, gerekse bir festival veya herhangi bir faaliyet yapılabilmesi için, öncelikle Çevre Koruma Dairesi ekipleri tarafından yapılacak ekolojik etki değerlendirmesinin olumsuz olmaması gerekiyor… Yasa taaa 2000 yılında çıkmıştı ve bu tüzüğün de çıkmasını öngörüyordu. Tam 13 yıl ve birçok hükümet gelmiş, geçmiş.

ZİRVEDEKİLER

Gazeteciler Birliği: Her ne kadar ülke yangın yerine dönse de, çocuk yine çocuktur ve hayat onlar için tüm güzellikleriyle devam ediyor. Gazeteciler Birliği’nin düzenlediği etkinlikte, SOS Çocukköyü’nde yaşayan çocuklar balık üretim çiftliğini gördü, balık yedi, yüzdü, palyaçolarla çeşitli oyunlar oynadı. Bir günlüğüne bile, ülke sorunlarından uzak, çocuklara güzel bir gün armağan eden Gazeteciler Birliği’ni kutlamak gerek…

DİPTEKİLER
Hesap Sorma: Yıllardır aynı sözleri duymaktan biz bıktık ama siyasilerimiz aynı sözü vermekten bir türlü bıkmadı. Erken seçim startı verildiği bugünlerde, istisnasız tüm siyasi partilerin ortak sloganı, “İktidara Gelirsek Hesap Soracağız.” Ancak, çok partili siyasal yaşama geçtiğimiz 1976 yılından beridir onlarca hükümetler gelip geçti. Allah için bir teki bile seçim öncesi verdiği “hesap sorma” sözünü ne zaman yerine getirdi. Bunun adı popülizm ve milletle dalga geçmektir…

Günün fıkrası

Her şey göründüğü gibi değildir
Yahudi asıllı bir Rus; İsrail’e göçme iznini alır.
Çıkışta, Ruslar bagajını denetlerken elbiselerin arasındaki Lenin’in büstünü bulurlar.
“Bu nedir?”
Yahudi:
“Bu nedir? sorusu yanlıştır yoldaş!.. Bu kimdir demeniz gerekirdi!.. Bu Lenin’dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getirendir. Bende bunu bereketli günlerin anısı diye yanıma aldım…”
Etkilenmiştir Rus görevli:
“Tamam, geçebilirsiniz!..”
Tel Aviv Havaalanı’nda gümrük memuru büstü görür ve sorar:
“Bu nedir?..”
Yahudi:
“Bu nedir? sorusu yanlıştır paşam!.. Bu kimdir demeniz gerekirdi!.. Bu Lenin’dir. Bu deli cani yüzünden Rusya’yı terk etmek zorunda kaldım!.. Yanıma aldım ki her gün ona bakıp bakıp lanet okuyayım!..”
Etkilenmiştir İsrailli görevli:
“Tamam, geçebilirsiniz!..”
Adam evine gelir, büstü büfenin üstüne koyar, gelişi nedeniyle de akrabalarına davet verir.
Yeğenlerden biri sorar:
“Bu kimdir?..”
Yahudi:
“Bu kimdir? sorusu yanlıştır kuzum!.. Bu nedir, demen gerekirdi!.. Bu; on kilogram, yirmi dört ayar altın, vergisiz, gümrüksüz, üstelik KDV’siz!!!…”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil