05 Aralık 2016

“Rumlarınan Gündüz Ovada Gardaşdık, Gece Düşman”

“Rumlarınan Gündüz Ovada Gardaşdık, Gece Düşman”
Haber İçi Üst

Bu haftaki konuklarımız Aytotoro’lu 81 yaşındaki Fatma Yaba nenemizle yine aynı köylü olan 85 yaşındaki Mehmet yaba dedemiz.
Yeniboğaziçi Aysergi’de ikamet eden Yaba çiftimizin 60 yıllık yaşam serüveninde neler yok neler. Güzel Aytotoro köyünden, İngiliz dönemlerinde yaşananlara, düğün-gelenek göreneklerinden İskelede geçen zor savaş yıllarına kadar geniş bir yelpaze içeren çiftimizin yaşam serüvenini bir solukta okuyacağınızı umarız. Daha fazla detayı bugün 13.30’da Kanal T ekranlarında izleyebilirsiniz.

Ali Atamer: Mehmet Yaba kimdir? Doğduğun yeri anlatabilir misin bize?
M.Y.:
85 yaşındayım. Aytotoro’da doğdum. İskele kazasına bağlıydı. İskele asıl Gıbrızın en güzel yeridir. İnsanları da eyidir. Bizim köyü hiçbir yetişemezdi. Orak zamanı orak, harnıp zamanı harnıp, zeytin zamanı zeytin toplardık. Pulya, merabulya, gafgarıt, mantar, ayrelli hep bunlar varıdı köyümüzde. Pulya festivali ta o zamandan yapılırdı köyde. Hiç kimseye muhtacımız olmadı. Ne Türke işledim ne Ruma. Rençbercilik, çobancılık yaptım. Harnıptan pekmez yapardık. 5 lira kantarı alırlardı pekmezi. 3 ay zeytin toplar yağ çıkarırdık. Değirmenimiz de vardı. Daha evvel hayvanlar döndürürdü değirmeni. Pulya zamanında da çok para gazanırdım.
Ali Atamer: Mehmet dede Rum var mıydı köyünüzde?
M.Y.:
Bizim köyde 700 tane Türk 900 da Rum vardı. Garışık yaşardık. Hadiselerden evvel gardaş gibiydik. ‘63’den bura kedi köpek olduyduk. Siperlerin içinde yağmurların içinde harp ederdik. 9 defa savaştık Rumlarınan köyde. Savaş öncesi tarlalarımız garışıktı. Beraber gave da, içki da içerdik. Keklik, tavşan beraber avlardık.
Ali Atamer: Fatma neneciğim seni de tanıyalım.
F.Y.: Ben 81 yaşındayım. İskeleliyik. Aynı köylüyük gocamınan. Çok eyi geçinirdik. Demet bağlardık, orak biçerdik. Okula bırakmadılar gideyim. Şikayetciyim yani bu konuda. Gardaşlarıma bakacaydım diye okula gidemedim. Değirmene giderdik çıkarırdık yağı. Zeytinyağını eşeğe goyardık, heybelerinan, köfünlerinan getirirdik eve. Orak biçerdik düvenlarınan. 5 tane adam biçerdi benda bağlardım yalnız o demetleri. Sağlamadım çok. Gaçtık evlerimizden maraz ederim. Ararım o günleri.
Ali Atamer: Köyünüzde çokça bulunan harnıp pekmezi yapımını anlatabilir misiniz?
F.Y.:
Toplanırdık 5-10 gadın harnıpları döverdik. Gecesi suya gorduk. Galgardık erken süzerdik geni süzgeçlerinan da goyardık geni üstüne gaynasın. 24 saate gadar akıdelenirdi olurdu gara bal. Testilere gorduk yerdik.
Ali Atamer: Meşhur İskele panayırı hala daha günümüzde söylenmekte.
M.Y.: Yemiş satılırdı, şamişi, Kebap yaparlardı.
F.Y.: Bekarken gitmezdim ama gocamınan giderdim.
M.Y.: Ben yalnız giderdim sinemalara. Fatma da beklerdi çocukları.
F.Y.: 8 tane çocuk besledim büyüttüm.
Ali Atamer: Evlilik hikayeniz nasıl başladı?
F.Y.:
Arkadaşıdık giderdik ovaya. Bir mahalledeydik zaten. Benim gardaşım Aldı bunun gızgardaşını ben da aldım bunu. Birbirimize garşı sevgi hiçbir şey yoğudu.
M.Y.: Şimdiye gadar aramızda su bulanmadı. Ben ne desem gendine yok demezdi bana.
Ali Atamer: Daha evvelden ovada, tarlada çalışırken bir takım güzel duygucuklar paylaştığınızı söyledi Fatma nenem. Peki öncesi birbirinize karşı beslediğiniz sevgi veya aşk var mıydı?
F.Y.: Yoğudu öyle bir şey.
M.Y.: O zamandan bilin sevişirdik, görüşürdük. İşte anla be Ali senda.
F.Y.:
Buz gibi temiz ikimizde akılıydık.
M.Y: Usulüne göre gidelim isteylim dedik ama biz önceden işimizi ongardıydık.
Ali Atamer: Mehmet dedem işini garantiye almış anlaşılan.
M.Y.: 1 sene galdık nikahlıda evlendik sonra. Ben hiç bırakmadım gendini yalnız bu 1 sene zarfında.
F.Y.:
Hayvanları davararlı beklerdik zaten beraber ovalarda. Davarlarımız aynı yerden su içerdi.
M.Y.: Ovada goyun beklerkan biz daha başka güzel duygucuklar yaşardık. Ne şarkılar söylerdim gendine ne şarkılar.
F.Y.: Ama gümanı galmadı söylesin şimdi.
Ali Atamer: Düğün geldi çattı. İskele düğünleri nasıldı?
M.Y.: Düğün 1 hafta sürdü. Gaplama yataklar yorganlar başlardı Çarşamba gecesinden. Hem çalarlardı hep gaplarladı gadınlar. Cumartesi gecesi da kına gecesi olurdu. Sabahlardı insanlar. Pazar günü da evlenmeydi. Pazar gezerdik evden eve davul zurnaynan. 50-60 tane tavuk toplardık. Kim ne verirsaydı. Bazlardık tavukları yemek yapardık. Yerdik içerdik. Çalgı oynardık.
F.Y.: Varıdı furun yoğururduk. 20 ekmek yoğururduk.
M.Y.: Düğünümüzü Çingeneler yaptıydı. Ramadan hem Salih varıdı bunlar çaldı düğünde. Her havadan çalarlardı. Rumlar da geldi düğüne. Gardaş gibiydik. Ama ‘63’den sonra bozuldu ilişkiler. Biz da onların düğünlerine giderdik. Benzerdi düğünlerimiz. Drabezcikleirn üstünde gorduk yemekleri yerdik içerdik.
F.Y.: Kına gecemiz olurdu. Kına selelere sestalara gonurdu. Yakardılar bize kınayı avcumuzun içine. Gelin ağlardı.
M.Y.: Yalandan ağlardı gelin yahu. Zanedersam baş barmağıma godulardı kınayı. Neçin da den bayracık dutardı gumbaro. Gumbaro yani sağdıç güveyinin yardımcısıydı. Mendilcik gorlardı bayrağın üstüne gezerdik köyü. Atardık yiroyu. Gençler güreş dutardı. Yüz yastığı yarışması da vardı. Gençler koşu yarışı yapardı. Kim gelirsaydı birinci alırdı o yüz yastığını ve içindeki parayı.
Ali Atamer: Eski Kıbrıs düğünlerinde her bölgede yapılan örf-adetler vardı. Siz yaptınız mı?
F.Y.: Döplek çalan Şefika hanım yapardı gelin saçını. Köyü gezerdik davul zurnaynan Aha bu Çingenelerdi çalgıcılar.
M.Y.: Beraber oynadık garşılıklı hem da arabiye havalarında. garşılama vardı. Gadın garşılaması oynarlardı. Sana deyim bişey be Ali o zaman düğünler daha iyi olurdu. Yardımlaşma vardı. Rum’u da Türkü da birbirine yardım ederdi.
Ali Atamer: 60 yıl dile kolay Fatma nene. Nasıl gelindi bugünlere?
F.Y.:
Bu gadar yıl beraberik hiç aramızda su bulanmadı. Ne tokatını yedim ne öfkesini duydum. Memnunum. Evlatlarımda öyle hayat geçirsin. Nasihat veririm evlatlarımada güzel yaşasınlar. Ölene gadar öyle muhabbetli olacayık. Ama ölümden korkarım be Ali
Ali Atamer: Evlilik sonrası hayat sizi nasıl etkiledi?
M.Y.:
“62”ye gadar eyiydik. Sonra düşman olduk birbirimize. 9 defa savaştık köyümüzde. Rumlarınan gündüz ovada gardaşdık, Gece düşmandık.
F.Y.: Onlar göstermezdi fenalıklarını. Hep içlerinde varıdı kin.
M.Y.: Onlarda çoban bizda çoban. Buluşurduk ovada. Geceda birbirimizi istemezdik görelim. Hiçbir zaman bana ve aileme laf söylemediler incitmediler. Hatta Bana derlerdi “hiç korkma biz sana kefil oluruk malını satma”. Gaçma derlerdi Rumlar bana.
Ali Atamer: Mehmet dedeciğim göçmen olurken başınızdan küçük bir macera geçmiş.
F.Y.:
Eh ne desan çektik.
M.Y.: Köyden gaçtık geldik iskeleye. Galdık 10 gün İskele’de. Fırsat bulduk birine 20 şer lira verdik ve her birimizi bir kamyona bindirdiler ve saat 4’te hareket ettik iskeleden. Saat 4 gibi geldik Yunan askerlerin beklediği barikata. Meğerlim bizi getiren adamla bu 3 yıldızlı gumandan daha önceden anlaşmış. Bizi getiren adam 900 lira verdi Yunanlı komutana ve barikattan geçtik. Ve geldik Pergamaya.
Ali Atamer: Programımıza katılan çoğu yaşlı çiftin görüşü Yunan askeri gelmeseydi Kıbrıslı Türklere bu kadar kötülük yapmazdı diyorlar.
M.Y.:
67’de savaşdık 9 gün. Hiç esir düşmedim. Rumlar gendi içlerinde harp etmeye başladıydı o yıllar. Gendinleriynan savaşırkan döndüler bizim üstümüze. Ama bu Rumlar ‘58’de başladıydı bu iş. Popazın içinde varıdı bu iş. 24 saatte bütün Türkleri öldürmeyi hesaplardı.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam