06 Aralık 2016

“Rabbena hep bana…”

Haber İçi Üst

Su borcumu ödemek için, dün Lefkoşa Türk Belediyesi’ne gittim. Öncelikle belirtmeliyim ki, gerek su parası, gerekse emlak vergisini ödemek için vezne önlerinde uzun kuyruklar oluştuğunu görünce inanın çok sevindim. Borcumu ödemek için kuyrukta beklemekten sıkıntı değil, mutluluk duydum. Demek ki Lefkoşalı, kentine ve belediyesine sahip çıkıyor diye geçirdim içimden…
Seçim öncesinde, Havadis ekibi olarak partili adaylarla bir araya gelip programlarını ve düşüncelerini paylaşmıştık. CTP adayı Kadri Fellahoğlu ve ekibiyle bir araya geldiğimizin ertesi günü, yani 11 Mart tarihinde bu sayfadan Kadri beyle buluşmamızı ve LTB ile ilgili düşüncelerini paylaşmıştım sizlerle. İşte o yazımın bir bölümünde şu satırları yazmıştım:
“Belediyenin kurtuluşu ve yeniden yüzdürülmesi için elde mevcut birtakım imkanların acilen hayata geçirilmesinin öncelikli hedefleri olacağını söyleyen Fellahoğlu, ilk olarak belediyede % 25’lik bir tasarrufu hedefliyor. Ancak bu tasarrufu, çalışan üzerinden değil, başka kaynaklardan yapmayı düşünüyor. Sendika ile de bu konuları görüşmüşler. Sendika, ‘Güven veren bir başkan, güven veren bir yönetim gelirse, bizlerde tasarruf konusunda elimiz taşın altına koymaya hazırız’ diyerek bu konuda destek sözü vermiş…”
Kadri Fellahoğlu da, diğer adaylar gibi “personel durdurma”dan bahsetmedi. Tamam ama bilinen bir gerçek var ki, bu kadro ve bu anlayış ile işler yürümedi, yürümez. Bir kere kimse ayrıcalıklı değil. Taşın altına elini herkes koyacak ve birilerinin canı yanacaksa da yanacak. Önemli olan bu süreci en az zarar ve kayıp ile atlatmak…
Dünkü belediye ziyaretim sırasında, çalışanlar konuştum. Aslında, bir gurup çalışan Kadri başkanın son önerileriyle ilgili kendi yorumlarını yaptılar desem, daha doğru olur sanırım. Yaklaşık 32 yıldır belediyede çalışan ve emeklilik yaşı gelmesine rağmen, para olmadığı için emekli olamayan bir çalışan, “Ziraat’ın kredisini bir an önce alıp yatırımlarımız yapılsın ve biz de emekli olabilelim. Son yapılan önerilerle ilgili olarak da, işçi durduracaklarına, bazı haklarımızdan vazgeçmenin daha doğru olacağını düşünüyorum” dedi. Bir diğeri ise, “Ben işçi statüsünde çalışıyorum. Eskiden yaşlılar biriminde 8-10 kişi görev yapıyorduk. Ancak o kadar çok memur alındı ki, bizi bu görevden alıp görevi 45 kişilik bir memur kadrosuna verdiler” diye sitem etti ve maaşlarının kesilmesi yerine bu memur fazlasının durdurulmasından yana olduğunu söyledi. Ve girdiğim bir başka odada 5 personelin de gündemi Fellahoğlu’nun sunduğu tasarrufa yönelik iki öneriydi. Odada bulunanlardan birisi maaşlardan kesintiyi önerirken, bir başkası personel tasarrufunu savunuyordu. Ve ne ilginçtir ki bir diğeri bir yandan BES’i suçlarken, aynı zamanda Fellahoğlu’nun önerisini eleştiriyor, “Seçimden önce böyle konuşmuyordu. İnandığımız için oyumuzu verdik. Şimdi böyle öneriler sunmasını kabul etmiyorum. Çözüm üretmek onun görevi olmalıdır” diyerek topu başka yerlere havale ediyordu.
Kısacası LTB çalışanının aklı karışık, eminim sendikanınki de personelinkinden farklı değil. Burada haklı olan sadece Lefkoşa halkıdır. Bizler belediyeye olan mükellefiyetlerimizi (faturada yazan, sağlık, ilaçlama, aydınlatma gibi birçok almadığımız hizmetler dahil), eksiksiz yerine getiriyorsak, çalışanlar da, en başta da BES yönetimi, artık gerçekleri görmeli ve sorumluluklarını bilmelidir…
Yazımı bitirmeden BES’in dün yaptığı toplantı sonrası açıklamasını okudum. Okudukça da anladım ki BES hem ekmeği bütün, hem de köpeği tok istiyor. Yaşanılanlardan hiç de ders almamışa benziyorlar. Toplantıyla ilgili basına düşen habere göre Bozat, önlerinde toplu iş sözleşmesi olduğunu hatırlatmış, çalışanın talebinin maaşlara dokunulmadan “0” artış ile bu toplu iş sözleşmesinin yenilenmesi olduğunu söylemiş, “Ziraat Bankası kredisini bir kenara bıraksınlar. Teslimiyetçi anlayıştan vazgeçsinler. Bizim önerilerimiz ortada. Yasadışı borçlanmalar derhal iptal edilsin. Belediyelere gelen katkı tamamen LTB’ye kalsın. LTB’nin gelirlerinin artırılması için Lefkoşalıya güven verilsin… Gelirler %25’den en azından %50’ye çıkarılsın. Bunlar yapılamayacak şeyler değildir. Evet günün sonunda yine olmazsa oturur karar veririz, Düşünürüz Ziraat Bankası işini…” değerlendirmesinde bulunmuş.
Yine bildik ve popülizm kokan bir açıklama. Sanki sıfırı tüketmiş bir belediyenin çalışanı değillermiş gibi şartlar öne sürüyorlar. “Yasadışı borçlanmalar iptal edilsin”miş. İyi güzel de, o borç ne olacak peki, kim ödeyecek? Yenip yutulmuş borç nasıl iptal edilir? Her şeyin hukuk içerisinde çözüleceğini bilmiyor musunuz… Gelirler konusuna gelince, vatandaş bu güne kadar görmediğimiz şekilde ve istekle borcunu ödüyor. Kusura bakmayın ama yaptıklarınızın adı popülizmdir Sayın Bozat. Personel durmasın, maaşlardan kesinti yapılmasın. Peki ama sizin önerileriniz ne? Belediyeyi nasıl kurtaracaksanız çıkın açıklayın…
Mevcut durumuyla belediyenin, Ziraat kredisi alınsa da bu şartlarda gitmeyeceği gün gibi aşikar. Popülizmi bir yana bırakıp, ya maaşlarınızdan, ya çalışanlardan bir kısmının azaltılması konusunda fedakarlığı rıza göstermelisiniz. Her şeyin olduğu gibi devam etmesi demek, 3-5 ay sonra yine grev ve eylemlerin başlaması demektir. Sendika şunu çok iyi bilmelidir ki bu iş, “Rabbena hep bana” ile olmaz. Lefkoşa halkı da size, geçmişte olduğu gibi aynı toleransı göstermeyecektir…

YERİN KULAĞI VAR
ELLERİ ARMUT TOPLAMAZ: Bizimkiler 40 yıldır inkar ettikleri haklar akıllarına gelip de, “altınlarda hakkımız var” deyince, Rum boş durur mu, elektrik, su faturalarını masaya sürdü. Tabii bu arada, elektriği kara kaşımız kara gözümüz için değil, Dünya Bankası’nın kredi alabilmek için verdiği vermek için de ortaya çıktı. Meğer Dünya Bankası bunlara kredi vereceğinde “adanın tümüne yarar sağlama” şartı koyarmış. Şimdi sünnetçi korkusu vermek amacıyla 1 milyonluk faturanın kesileceği haberleri servis ediliyor. Yani demek istiyorlar ki, “Altını, petrolü, gazı unutun”… Daha neler öğreneceğiz bakalım…

DÜN DÜNDÜR: Ferdi Sabit Soyer dün Meclis’te, ÖRP ile koalisyon ortağı iken Gazimağusa’da denizden su arıtma tesisi için ihaleye çıktıklarını, ancak UBP’nin saldırılarıyla projenin hayata geçemediğini söyledi. Şimdi de Avcı’nın, o dönem kendilerine en çok saldıran İrsen Küçük ve Ersin Tatar’la muhabbetine dikkat çekti. İlginç olan, kürsüye gelen Turgay Avcı’nın da, aynen Soyer gibi, “Maalesef siyaset anlayışları nedeniyle bunlar oluyor” demesiydi…

DEĞİŞTİRİN ARTIK ŞU YASALARI: Sözüm sadece UBP’ye değil, tüm partilere. Her seçim dönemi temcit pilavı gibi, seçim halkoylaması ve siyasi partiler yasalarını değiştirmekten söz ederler. Seçim bildirgelerinde, manifestolarında en süslü lafları sıralarlar. Ama iş yapmaya gelince, bir ayak sürümedir gider. İşte o çarpıklıklardan biri daha gerçekleşiyor. Yerel seçimlere bir yıl kala, 23 Haziran 2013 Pazar günü boşalan bir muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri için ara seçim yapılacak. Yani şimdi bunca masrafa ne gerek var ki? Zaten yasa da bir yıl kala seçim yapılmaz demiyor muydu?..

BELEDİYE PERSONELİ HUZURSUZ: LTB Başkanı Kadri Fellahoğlu’nun personele sunduğu “ya maaşlardan, ya da personelden % 25 kesinti” önerisi, belediye çalışanları arasında huzursuzluğa neden oldu. Çalışanların bir kısmı personel fazlası olduğunu kabul edip, azaltmaya gidilmesini ve sosyal haklara dokunulmamasını isterken, diğer bir kısım ise personel durdurmak yerine, sosyal haklardan kesinti yapılmasını tercih ediyor. Orta yolu bulmak başkan kadar, sendikanın da görevi. Personel daha fazla huzursuz olmadan bu konuda karar üretmek zorundalar…
10 YILDA İKİYE KATLADIK: Bugün sınır kapılarının açılışının onuncu yılı. 23 Nisan 2003 tarihinden bugüne, Kıbrıslı Rumların kapılardan 8 milyon, Kıbrıslı Türklerin de 14 milyon kez geçiş yaptığı belirtildi. Sizin anlayacağınız, 10 yılda Rum’u ikiye katlamanın mutluluğunu yaşıyoruz… Şaka bir yana birileri oturup da şu on yılın bir analizini yapsa keşke. Tarafların geleneksel politikalarına bir etkisi oldu mu öğrenelim.
UBP TAMAM, SIRA CTP’DE: Toplum, aylarca UBP Kurultayı ile yattı kalktı. Şükür olsun artık böyle bir gündemimiz kalmadı. Şimdi sıra ana muhalefet CTP’de. Haziran ayında yapılacak kurultay için, adaylar yavaş yavaş dillendirilmeye başlandı. Başkan Yorgancıoğlu’ndan memnun olmayan grup, eski başkan Ferdi Sabit Soyer’i yeniden aday gösterme uğraşı içinde. Kalyoncu’nun adı ise, Soyer’in aday olmaması halinde alternatif olarak düşünülebilir. Öyle veya böyle, Haziran ayında yapılacak CTP kurultayının tek adaylı olmayacağı kesin gibi. İnşallah UBP’de yaşananlara benzemez…
TATAR DUYMASIN: TDP Ekonomi Komitesi Başkanı Özgün Kutalmış, altın ve diğer emtia fiyatlarındaki sert düşüşlerin, petrol fiyatlarında da yüzde 11.7 oranında düşüşe neden olduğuna dikkat çekerek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de petrol fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini savunmuş. Ne güzel vatandaş otomatiğe alışmışken, nereden çıktı şimdi bu öneri anlayamadım. İnşallah Ersin Bey bu açıklamayı okumamıştır…

ZİRVEDEKİLER
İrsen Küçük: Başbakan İrsen Küçük, Fellahoğlu’nun, deneyimli bir kişi olduğunu ifade ederek, yeni görevinde başarılı olmaması için bir neden göremediğini söyledi. Küçük’ün, “Popülizmden uzak, gerçekçi bir icraatı her zaman destekleyeceğiz… Popülizm kimseye fayda getirmez” sözleri ayrıca dikkate değer. Bu noktaya gelmiş olmaları bile umut verici. Aynı anlayışla deva ederler ve konuya siyaseti bulaştırmazlarsa, LTB kurtulur.

DİPTEKİLER

Savaş Bozat: “Maaş kesintisi yasal değil” demiş. Peki “sizin grev yasağına rağmen aylarca iş yapmamanız yasal mıydı” diye sorarım ben de şimdi. Yeni dönem başladı başlamasına da, sendikanın elini taşın altına koyma niyeti olmadığı da açığa çıktı. İşte KTHY örneği. Sendikanın fedakarlık yapmaması, popülist politikacının da işine geldi, koskoca kurum katledildi. LTB’nin geldiği noktanın bundan farkı yok. Bir tek sendika gerçekleri anlamamakta direniyor. Ancak şunu bilsinler ki, Lefkoşa halkından bundan böyle destek almaları imkansızdır.

23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk Bayramı bugün törenlerle kutlanıyor

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam