02 Aralık 2016

Politikacıya güvenmek…

Haber İçi Üst

Rumlar çıkış yolunu ortak akılla bulacaklar demiştim, bunu yaptılar, hem de çok kısa sürede.
AB’den 10 milyar Euro’yu alacaklar, geriye kalan 7 milyar Euro’yu da en kötü durumda olan Laiki Bank mudilerinin 100 bin Euro üzerindeki mevduatlarından yüzde 40’a varan kesintilerle sağlayacaklar.

Rum lider Anastasiadis, halkına iki mesaj verdi. Birincisi, “Enkaz devraldık”…
Biz bu tekerlemeye alışık bir milletiz… Bizde gelen giden, bu teraneyi gerçek olsa da, olmasa da söyler durur. Yani pek de inandırıcılığı yoktur. Ancak Anastasiadis’in sözlerinde haklılık payı büyük. Gerçekten bir enkaz devraldılar. Bir kere Hristofyas kendisi aday olmayacağı için ve partisinin de bir iddiası olmadığını gördüğünden, yıkımın altından çıkma işini, kendinden sonraki hükümete bıraktı. Böylece Güney Kıbrıs ciddi bir şekilde zaman kaybetti. Ayrıca, bazı Rum yorumcuların da söylediği gibi, “komünistler” bankacılık işini yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Konu Rus parası olunca, hem bankaların hormonlu gibi şişirilmesine, hem de kara paraya göz yumdular.
Anastasiadis’in söylediği ikinci şey; “Hesap sorulacak” sözüdür. Rum Bakanlar Kurulu, önümüzdeki günlerde toplanarak, Güney Kıbrıs’ın iflasın eşiğine gelmesine sebebiyet veren sorumluların bulunması için soruşturma açacak. Bunun için de, müfettişler atayacak. Sıcağı sıcağına… Öyle bizdeki gibi, Meclis’te araştırma komitesi kuralım da, ona havale edelim yok. Ya da göstermelik denetleme kurulu kuralım da yok. Hani daire olsun, başına müsteşar maaşı çeken birini, yanına da kendi adamlarımızdan birilerini atayalım falan… Sırf bu konuya özel, uzman bir denetim mekanizması.
Bugün Rum hükümeti bu zor kararları alırken, önce kendine güvendi. Sonra halkına. Halkın Anastasiadis ismine olan güvenini de biliyordu. Kıbrıs Rum halkı da şunu düşündü: “Anastasiadis hükümeti bu kararları kendi popülist çıkarları için değil, bizim ve ülkemizin geleceğini kurtarmak için alıyor.” O noktada da hükümet, acı da olsa, zor da olsa gereken kararları almaktan çekinmedi. Daha liderliğinin ilk aylarında böylesi zor kararlar almak bir politikacı için şanssızlık olabilir. Risklidir. Fedakarlık istediği kesimlerin oyunu bir daha alamayabilir. Ama öyle değil işte. Düşündüğü, bu zor kararlar alınmazsa, ülkeye ne olacağıdır. Bizim alıştığımız yönetici profilinden çok farklı değil mi?..
Aklıma KTHY konusu geliyor. Hani popülizm yapılmasaydı, onun yerine bir kaç cesur önlem alınmış olsaydı kurtulacaktı da, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kurban gitmişti.
Ne yazık…

YERİN KULAĞI VAR
KRAL ÇIPLAK:
Belediye seçimine az bir süre kala, vatandaşın kafası hala karışık. Bir türlü karar veremiyor. Adayların hiçbiri de “işte bu” dedirtecek bir program ortaya koyamıyor. Üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylüyorlar. Mesela kimse çıkıp da, personel azaltacağını söylemiyor. Tüm adaylar, personel fazlalığına, kendince çözümler üretmeye çalışıyor. Halbuki tablo ortada. Daha radikal ve popülizmden uzak söylemlerin kendilerine artı puan getireceğini göremiyorlar. Kral çıplak demeyi akıl edemiyorlar… 
KRİZ VAR DİYE, VAZ MI GEÇECEKLERDİ: Dışişleri Bakanı Özgürgün, Rumların ekonomik krizle boğuştukları halde, bizimle uğraşmaktan da vazgeçmediklerini söylemiş. Niye vazgeçsinler ki? Onların öyle bir devlet sistemi var ki, şartlar ne olursa olsun, çizdikleri ulusal politika çerçevesinde işleri yürür. Kriz var diye işleri sermek, ya da kurultay var diye Meclis’e gitmemek bize özgü… Önemli olan muhatabını tanıyıp, ona göre gardını almak. Hiç olmazsa onu yapacak kabiliyette devlet adamlarımız olsa…

İŞ YAPIN ŞOV DEĞİL: Turizm ve Kültür Bakanlığı, adındaki “kültür” kelimesini de turizmle karıştırmış. Bakanlık, Dünya Tiyatrolar Günü’nde tiyatrocuları yemeğe çağırmış. Tiyatrocunun da beklediği buymuş gibi… O tiyatrocular ki, adam gibi bir salonları yoktur… LTB Tiyatrosu çalışanları üstelik aylardır maaş almadan oyun sergilemekte, belediyeye karınca kararınca katkı sağlamaktadırlar. Tiyatro için, kültür için hiç bir şey yapma, ama sanata, kültüre emek verenleri, yemekle geçiştir. Bu da yine şark zihniyetinin bir ürünü olsa gerek…
BİZ NİYE GÖREMİYORUZ: Türkiye Cumhuriyeti Havacılık İşletmeleri Derneği düzenlediği basın toplantısı ile Ercan Havaalanı'nın Türkiye’deki en pahalı terminallerden biri olduğunu açıklamış, önlem alınmaması halinde uçuşların askıya alınabileceği uyarısı yapmış. Dünyanın gördüğünü bizim siyasiler niye göremiyor, esas anlayamadığım da bu. Kalkıp da bu haberi yalanlarlarsa hiç şaşmayın…
NİYETLERİ YOK Kİ: Toparlanıyoruz Hareketi, Faiz Yasa Tasarısı’nın mevcut haliyle yasallaşması halinde, bunun vatandaşın derdine derman olamayacağını iddia etti. İlahi Sayın Özersay, bankalar ve tefecilerin çıkarları ne zaman vatandaşın derdinin önüne geçti ki? Zaten niyetleri vatandaşın derdine çare bulmak olsaydı, ilk çıkardıkları yasayla bunu yaparlardı… 
KRİTER BELLİ: Kamu-Sen, Başbakan İrsen Küçük’e mektup göndererek, kamu görevlilerinde ikinci terfileri için aranan “ilk terfi aldığı kadroda en az bir yıl çalışma” koşuluna, “hiç uyulmadığını” ileri sürmüş. Uğraştığınız işe bakın. Terfi almak için değil bir yıl, bir günlük bile olsanız önemli değil. Bizim ülkede tek kriter var, o da, iyi bir partili olmak, ayrıca iyi bir “yakın”a sahip olmak… Diploması yetersiz olanlara oradan buradan alınan kağıtları, özelde çalıştıkları yılları çalışmışlıktan sayılanları ve bu şekilde terfi alanları çok gördük, hem de yönetici mevkilerine…
ARTIK KİMSE İNANMIYOR: Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Başkanı Alican Kabakçı, Doğrudan Gelir Desteği ile mazot vergisi ödemelerinin hemen yapılması istemiş. Bugüne kadar neler neler istemediniz ki? Ancak hükümet de, üyeleriniz de biliyor ki, söylediklerinizi 3 gün sonra unutuyorsunuz. Onun için artık ne söylerseniz söyleyin, ciddiye alan pek olmuyor Sayın Kabakçı… 

ZİRVEDEKİLER
Nikos Anastasiadis: Rum lider Anastasiadis, AB ve IMF ile varılan kurtarma paketini kabul ettikten sonra halka yaptığı konuşmada, “Bu şartlar altında seçim yapmamız kolay olmadı. Sorumluluk duygusu ve azimle müzakere ettik, imzaladığımız anlaşma acı verici ama elimizden gelenin en iyisi buydu” dedi. Bir de bizdeki Anastasiadis’leri (!) düşünün. Bir daha seçilmemeyi göze alıp, böyle bir imzayı atacak olan bulunur muydu sizce…  

DİPTEKİLER                                                           
Hristos Pappas: Bu da kim diyeceksiniz. Bu adam, Yunanistan’da bir milletvekili. Ve bu adam, Türk dizilerini gösteriyorlar diye önünde protesto düzenledikleri, Türk bayrağı yaktıkları Mega isimli televizyon kanalının kapısına işemiş. Gerçi arkadaş, adı anarşiye de karışmış olan aşırı sağ “Altın Şafak” Partisi’nden ama olsun, tipik bir davranış…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam