08 Aralık 2016

Petrol dolum tesisi ve son iki olay…

Haber İçi Üst

Bir haftanın içinde iki olay. Bir yanda, Kalecik’te gemiden denize akan tonlarca petrol…  Diğer yanda, Gazimağusa Limanı’ndan Senegal’e gidiyorum diyerek gümrüksüz 50 bin ton akaryakıt alan ama Senegal’e hiç gitmeyen geminin durumu… Yine Kalecik bölgesinde kurulmasına karar verilen petrol dolum tesisi konusuna bu iki olayın ışığında yeniden bakmak şart oldu.
Adanın dört bir yanında, şuraya mı kursak, buraya mı kursak diye yer beğenenlerin karşısında duran Petrol Dolum Tesisine Hayır İnisiyatifi, çevreciler, duyarlı kesimler işte bu tehlikelere işaret ediyorlardı. 
Tehditlerden biri, çevre kirliliğiydi. Hükümet ısrarla “Biz önlemimizi alacağız, dünyanın her yerinde var, hiçbir tehlike yok” savunması yapmaktaydı. İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu “yaşamsal ve çevresel bir risk bulunmadığını” söylemekte, bu tesisi kurmakta ısrarlı olduklarını ortaya koymaktaydı.
Oysa işte tek bir gemiden meydana gelen sızıntıya önlem alamadılar. Bir de üstüne üstlük, duyarsız da kaldılar. Haberleri olması bile 12 saat aldı. Ama olan oldu. Tonlarca yakıt, “Temiz Deniz” sloganıyla turist çektiğimiz kıyılara vurdu bile.
Olayın bir diğer boyutu, uluslararası kaçakçılıktı. Geçtiğimiz günlerde serbest bölgelerin uluslararası kaçakçılıkta nasıl kullanıldığından bahsetmiştik. KKTC tanınmayan bir ülke. Gemilerin geldiği ya da gideceği limanlarla temasa geçmek bu nedenle mümkün değil. Nitekim son sigara kaçakçılığı olayında da Türkiye, Mersin Gümrüğü’nden hareketle olayı takibe almasa, gemiler yakalanmayacaktı.
Kısaca Kuzey Kıbrıs, kabul etsek de etmesek de, uluslararası hukukun dışında. Böyle olunca da, karanlık işler için bir liman, bir durak haline geliyor. Devlet, kendini bu işlerden korumak, sakınmak, adının kötüye çıkmasını önlemekle yükümlü. Oysa işte hükümetin bazı bakanlarının tek ayak üstünde “yapacağız” diye direttikleri petrol dolum tesisinin, bu gibi organize işlere imkan sağlama tehlikesi de var. 
Tesisin ilk olarak Gemikonağı bölgesine yapılması konuşulurken, bazı askeri makamların bu güvenlik konusunda endişe belirttikleri iddia edilmişti. Bizler burada Sarayönü’nden ötesini göremeyen insanlar olduğumuza göre, güvenlik işinin uzmanlarına kulak verilir diye ummuştuk. Oysa tam tersine, orası olmadı, burası olsun demeye devam edildi ve nihayetinde Kalecik’te karar kılındı.
Yani şu kısacık döneme denk gelen bu iki felakete bakarak, o bölgeye petrol dolum tesisi kurulması halinde başımıza gelecekleri düşünebiliyor musunuz. Kısa günün karı düşüncesiyle, yeni bir bataklık kurulmasına sonuna kadar “Hayır”..!

YERİN KULAĞI VAR

LEFKOŞA İÇİN EN İYİSİ: İki adayın kullandığı ve pişti oldukları, “Lefkoşa İçin En İyisi” sloganına UBP adayı Hasan Sertoğlu’ndan mesaj geldi. Sertoğlu, “Lefkoşa’nın sorunları var ve bu sorunları bir Lefkoşalı çözecek” demiş. Lefkoşa için “en iyisinin” kim olduğuna da partiler değil, Lefkoşalılar karar verecekmiş. Zaten aksini söyleyen de yok. Ancak yapılanlar, yapılacakların teminatıdır diye meşhur bir söz var… 

NERELERİNE BATTI: Belediye seçimlerine yönelik propaganda döneminin başlamasıyla birlikte partilerin başkan adaylarını tanıtan pankartlar kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildi. Nerelerine battı bilemem ama belli ki bu tipler, yaptıkları provakatif hareketlerle seçimlerin saygılı değil, kavgalı geçmesinden medet umuyorlar… 

TOPLUM OLARAK KİRLENDİK: Gümrüklerde çeteleşme, mafyalaşma, polisin içinde, özel sigortacılarla işbirliğinde yine aynı türden organize işler, vatandaşlıklarda, tapu işlerinde uygunsuzluklar. Bütün bunlara baktığımda, kirlendiğimizi görüyorum. Özellikle de kamunun… Şişirile şişirile hiyerarşisi yok olan, astın üstü dinlemediği, partizanlık yapacaklar diye bizzat siyasilerin  kurallarıyla oynadığı devlet yapısı içinde, gemisini kurtaran kaptan olmuş. Bunlara artık münferit olaylar diye bakamayız. Kökten bir temizliğe, yasal önlemlere ihtiyaç var…

BU KAVGADA YOL HARİTASI MI ÇIKAR:  Cumhurbaşkanlığı, KKTC için 10 yıllık yol haritası hazırlığı içindeymiş. Toplumun tüm kesimlerinden katılımcılarla bir çalışma yapılarak, KKTC’nin 10 yıl sonra varacağı hedefler belirlenecekmiş. Benim bildiğim bizim anayasamıza göre bu görev icranındır, Cumhurbaşkanlığı’nın değil.  Bir strateji çizilecekse, devletin tüm kurumları, askeri, ilgili bakanları, Cumhurbaşkanı temsilcisi bir planlama yapar. Tıpkı Türkiye’deki Milli Güvenlik Kurulu gibi. Ne kadar sonuç vereceği, ya da uygulanıp, uygulanamayacağı belli olmayan böyle bir çalışmaya zaman ve para harcamanın manasını anlayamadım…

DEVLETÇİ SİSTEMİN SON KALESİ:   Sanayi Holding, Turizm işletmeleri ve ETİ Teşebbüsleri. 1974 sonrası ülke ekonomisine yön veren kuruluşlardı. Ancak yanlış politikalar ve rant kavgası bu kurumları bir bir yuttu. Önce Sanayi Holding, ardından turizm işletmeleri ve ona bağlı oteller derken, sıra ETİ’ye de geldi. Satışı için sessiz sedasız ihaleye çıkılmış. Yarın öbür gün o da diğerleri gibi tarihe gömülecek… 

CEREMESİNİ ÇOCUKLAR VE ÖĞRETMENLER ÖDÜYOR:  Cemal Bulutoğluları’nın batırdığı belediyede maaşların ödenebilmesi için çeşitli kalemlerden belediyeye kaynak aktarılıyor. Sevgili Hüseyin yazdı kalem kelem. Okulların tamiri ile öğretmen lojmanlarının onarımı kalemlerinden 80 bin lira. Varsın sınıflar tamir edilmesin, öğretmen damı akıtan lojmanda otursun, önemli değil onlar için. Önemli olan Cemal’in yıktığını tamir etmek… 

YOK ARTIK:  Artık söyleyecek laf bulamıyoruz. Akla hayale gelmeyen yöntemlerle sigorta şirketlerini dolandıran şebeke ele geçirildi. Aralarında üç polis memurunun da bulunduğu çete, kaportacı ile işbirliği yaparak “sahte kaza raporları” düzenleyerek sigortadan para tahsil ediyorlarmış. Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamakla görevli polis memurları bile bu tür dolandırıcılık işinde olursa, kime güveneceğiz biz… 

ZİRVEDEKİLER: Hasan Bozer: Meclis Başkanı Hasan Bozer, nisap sorunu ile ilgili tepkisini şöyle dile getirdi: “Meclis sürdürülebilir değil, herkes iyi düşünsün. Bu böyle gitmez. Gidecekse de değerlendirilmeli ve yenilenmeli”. Ağzınıza sağlık Sayın Bozer, inşallah bu tepkiniz sözde kalmaz…

DİPTEKİLER: Ertuğrul Hasipoğlu: Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu’nun, önceki gün Tabipler Birliği’nde yaptığı konuşmada “Gece kulüplerini kapatalım da 40 bin asker bizi mi becersin” dediği iddia edildi. Bu sözün eski bir bakana ait olması Sayın Hasipoğlu’nu haklı çıkarmaz. Hele de bayanların da bulunduğu kalabalık bir ortamda bu çirkin sözü tekrarlamaya ne gerek vardı ki? Buna dense dense özrü kabahatinden büyük denir…

FOTO GÜNDEM: Unutulmaz bir kare… Bu toplum kendisini nasıl unutsun ki? Girne Kapısı’nda çekilmiş bir resim… Dr. Fazıl Küçük, tüm ihtişamı ile vatandaşlara hitap ediyor. Hemen yanı başında da tarihimizin unutulmaz mücadele adamlarından Dr. Burhan Nalbantoğlu…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil