08 Aralık 2016

Papa’nın istifası ve hoş olmayan bir hatıra

Haber İçi Üst

Papa XVI Benedict’in istifası din siyaset ilişkilerinin yeniden tartışılmasına neden oldu. Öyle ki, Time World bu konuyu ele alırken “Papa’nın istifası sağlık, siyaset yoksa her iki nedenden mi?” başlığını atmıştır. Dini kurum ve kişiler bazen hem ulusal hem de uluslararası siyasetin önemli aktörleri olarak görev icra etseler de dinin kurumsal varlığını tamamen siyaset ile açıklamak doğru değildir. Çünkü din, insanın ve yaşamın en derin ve bilinmez yönlerini konu edinmektedir. Bu itibarla da gerçeklere ve gizemlere dayalı yüksek bir güce sahiptir ve bu güç otorite kurmak isteyenlerin ilgisini çekebilmektedir. Bu durum bazen dinin insani amacından saptırılarak tamamen egemenliğe dayalı stratejik bir araca dönüştürülmesini sağlamaktadır. Bu anlayışın bir yansıması olarak da bazen dini otorite ve kurumlar, toplumun kültürel ve ahlaki değerleri ile birlikte bireysel hak ve hürriyetleri koruma misyonu icra etme yerine siyasi amaca yönelik bir misyon icra edebilmektedir.
Din İşleri Başkanlığı görevini icra ederken dinin hem iç siyaset hem de dış siyasette ne kadar etkili olduğunu yaşayarak öğrendim. Öyle ki, hocaların tayinleri, görev yeri değişiklikleri hatta izinleri bile siyasiler tarafından kontrol altına alınarak siyasi amaç için kullanılabilmektedir. Bu ise dinin insan vicdanını rahatlatıcı misyonunun kaybolarak, tam aksine rahatsız edici hale dönüşmesini sağlamaktadır.
Dinin uluslararası etkisini ise Papa’nın Güney Kıbrıs’a yaptığı ziyaret esnasında yaşayarak gördüm. Papa bu ziyareti yaptığı esnada benimle de görüşülmesi planlanmıştı ve bu plan çerçevesinde randevunun günü ve saati belirlenmişti. Randevuya çok az bir zaman kala Birleşmiş Milletler yetkilisi beni arayarak, güvenliğimi sağlamaları için geçiş yapacağım yolu bildirmemi istemişti. Ben de bunun üzerine Başbakan İrsen Küçük’ü arayarak, bu konunun netleştirilmesini istedim. Ancak randevuya bir saat kala Başbakan beni arayarak randevuyu iptal etmemi istedi. Ben de bunun doğru bir karar olmadığını, ancak hükümete rağmen randevuya gidemeyeceğimi söyleyerek randevunun tek taraflı iptalini BM görevlisine bildirdim. Bunun üzerine Vatikan Elçiliği Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ı arayarak randevunun iptalinden dolayı şikayetlerini bildirdi. Sayın Egemen Bağış’ta beni arayarak bilgi aldı ve Başbakan Recep T. Erdoğan’ı arayarak durumu bildirdi. Başbakan Erdoğan’ın devreye girmesi ile Başbakan İrsen Küçük beni tekrar aradı ve Papa ile görüşmemi istedi. Bu arada randevu saati geçtiği için Papa’ya mazeret bildirerek randevunun yenilenmesini talep ettim ve Papa nezaket göstererek tekrar randevu verdi. Tabii bu esnada da birileri devreye girerek benim yerime Şeyh Nazım ile görüşülmesini sağladı. Birçok engelle karşılaşmamıza rağmen hızlı bir şekilde hazırlıklarımızı tamamlayarak ikinci randevuya kavuşmak için yola çıktık. Bu sefer de Güney Kıbrıs polisi tarafından randevu zamanı geçene kadar sınırda bekletildiğimiz için ikinci randevuda da görüşme gerçekleşemedi. Buna rağmen Papa bana, onu Kuzey Kıbrıs’a davet etmemden dolayı bir teşekkür mektubu yazdı. Ancak bu mektup bana Din İşleri Başkanlığı görevinden alındıktan sonra ulaştırıldı.
Geçen günlerde bir üste düzey Avrupa Birliği Komisyonu üyesi, benim görevimden alınmamı Papa ile yaşadığım görüşme krizine bağladı. Bu görüşe katılmasam da, bizim basınımızda da bu anlayışı destekler türde haberler yer aldığı için tamamen haksız da olduğu söylenemez. Bu itibarla da Papa ile çok hoş bir hatıra yaşadığımı söyleyemem. Ancak tanıdığım kadarıyla Papa, tüm siyasi mülahazalara rağmen insani ve ruhani bir kişiliğe de sahipti.
Bu tecrübelerim, din ve siyaset arasındaki ilişkilerin ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu anlamamı sağladı. Her halde ahlaki değerlere bağlı bir insanın yapabileceği en zor görev bir din kurumunun sorumluluğunu üstlenmektir. Çünkü bu tür görevleri üstlenen insanların, dini, bireysel ve siyasi hassasiyetlerin tümünü gözeterek hareket etmeleri gerekmektedir. Hukuk devleti anlayışı ve insan hak ve hürriyetlerine saygının yerleşmediği bir toplum ve dünyada bunun başarılmasının ne kadar zor olduğu aşikardır. Bu şartlarda Papa’nın istifasının arkasındaki gerçek nedeni bulabilmek de o kadar zordur. Bu durum din ve siyaset ilişkisinin makul ve insani bir düzeyde yürütülebilmesi için hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ele alınarak tartışılmasını zorunlu kılmaktadır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil