06 Aralık 2016

Pamela Anderson’un hatırına

Haber İçi Üst

Uzun süreden beri denizi antrenman maksatlı kullandığımdan olsa gerek plajda takılma alışkanlığım pek yok.
Babamın bana kazandırdığı su sevgisini şimdilerde juniorlara aktarma sırası bana geldiğinden güneşin bedavadan kafa yapmadığı saatlerde plaj yolları taştan, kumda oynamaca, suda baloncuk çıkarma durumları gırla.
Hal böyle olunca plaj ve deniz kültüründeki değişimin farkına varmamak da elde değil.
Daha önce ada ülkesi olduğumuz gerekçesiyle çok yüzlü arkadaşlar (politikacılar) tarafından yüzme havuzlarına gıcık olduk.
Ancak son dönemlerde villa bahçelerinde bile yüzme havuzu olmazsa olmaz standardı oluşturduysa sudaki değişim kaçınılmaz. Tuzlu sudaki meşgalede ucundan kıpırdanma olsa da gelecek için sadece umut durumları. Allah ömür verirse üç binli yıllara.
Hala daha millet yüzmeyi “yıkanma” olarak algılayıp ayakların yere bastığı yerden öte gitmeyi Cristof Kolomb’tan önceki dünyanın bittiği yer gibi görmekte.
Ha bir de yeni jenerasyon var ki tam filmlik. Kışın anabolik destekli salonda geçirdiği kasılma seanslarının karşılığını kıyıda “Alina gibi kabarma” olayları ile ödüllendirmede. . Bunca kas yığınına karşın 50 metre yüz desen işlevsellik pas pastan öte olmadığı için boyladığı yerde ancak vinç yardımı şart.
***
Şaka bir tarafa dört tarafı denizle çevrili bir ülke olmamıza rağmen hala daha yüzme ve su sporları ile ilgili bir kültürümüz oluşmaması üzücü.
Nasıl olmasın ki… Her yıl denizlerde hatta otellerin havuzlarında yaşanan ölümlü boğulma sayısı ortada. Bırakın halk plajlarını, özel plajları, beş yıldızlı otellerin bile havuzlarında gerekli güvenlik tedbirleri yok.
Demek ki Pamela Anderson’lu “Baywatch”u sahil güvenlik dizisi bu topraklarda yeteri reyting almadığı gibi gösterimde olan dönem buradan çıkardığı dersi “farklı yerlerde uygulamalara” neden oldu.
Suyla şaka olmaz deyimini sadece sözcüklere koyup bir karış suda saf duygularla insanları ölümle karşı karşıya bırakıyoruz.
Ne devletin ne de özel işletmelerin can kurtarma ya da ilkyardımla ilgili hassasiyeti Jules Verne’in deniz altına yüz bin fersahına uzakta.
Yakın zamanda ilgili federasyonun düzenlediği can kurtarma kursunu bizzat takip ettiğimden açıklıkla söyleyebilirim ki, iyi ki plajlarda can kurtaran yok. Aksi takdirde bu kurslardan belge alanların yüzde doksanı yüzmenin kıyısından bile geçmediği için can kurtarmaya giderken kendi canların olacak kadar yüzme özürlü.
Olimpik yüzme havuzundan, adına uygun kapalı yüzme havuzuna, belediye tesislerinden kişisel havuzlara kadar bugün yurdumun dört bir tarafında minikler büyük bir istekle yüzme kursuna gidip bu spor dalının inceliklerini öğrenmeye çalışıyor.
Ancak tesislerin büyük bir bölümünün yüzme öğrenimi için ne hijyen ve diğer niteliklerde sahip olmadığı gibi görev yapanların eğitmen belgeleri de ayni can kurtaramayanlar gibi sorgulanacak seviyede.
Yaz aylarında rant savaşına dönen yüzme kurslarında çukura su dolduran herkes rahatlıkla bu işi yapabilirken bunu denetleyecek ne federasyon, ne spor dairesi ne de yerel yönetimler var.
Hal böyle olunca bırakın yüzme ve su sporlarında performans sporcusu çıkarıp madalya saymayı, Pamela Anderson’un Sahil Güvenlik dizisine bakıp derin bir of çekip her yıl suya can bırakanları sayıyoruz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam