09 Aralık 2016

Özür dileyin ve kaderimizden çıkın!

Haber İçi Üst

Bugün pazar. Akşam TV’de Lefkoşa Belediyesi konusunda halka açık bir program izledim. İzlemek için uykusuz da kaldım. Yayın beklediğim gibi oldu. Seviye düşük ve yönetiminde kontrol zorluğu vardı. Katılması gerekenlerin çoğu ortada yok idi. Çoğunluk emeğinin karşılığını alamayan, ekmek kapısındaki geleceğinden çok kuşkulu belediye çalışanları idi. Onların hissi ve haklı çıkışları,  feryatları pek tabii toplantıyı domine edecekti.
Olay çok mühim. Hangi olay? LTB’nin içine düşürüldüğü durum ve onun etki tepkileri. Ben bu olayın önemini, Lefkoşa’daki pislikten, yaygın hastalık riskinin yüksekliğinden ziyade bu ülkede, ister yerel, ister merkezi hükümet olarak, nasıl yönetildiğimizin bir göstergesinin sarih ve açık olarak ortaya çıkmasında görüyorum. Belki artık sağır kulaklar duyar, kör gözler görür.
Program yöneticileri ısrarla çözüm çareleri üzerinde durmaya çalıştılar. Ben çareyi yazımın sonuna sakladım. Böyle rezilliklerin ileride olmaması için yapılan yanlışlıkların, becerisizliklerin, kanunsuzlukların sorumlularını baştan ortaya koyup sahayı temizlemez isek, çareler palyatif olur. Nerelerde aksamalar var bir bakalım. Seçmenin adaylar arasında belediye başkanını doğru seçebilme beklentisinin ötesinde, bir partinin aday olarak göstereceği şahsın, o işi geçmişi, karakteri, bilgi ve tecrübesi, dürüstlüğünü dikkate alarak yapması beklenen görevidir.  Eleğinin ve terazisinin bu doğrultuda işlemesi beklenmektedir. Halbuki bizde ölçü, partiye kim çok oy getirme becerisine sahiptir, şeklinde işlemektedir. İşte bizdeki seçim ve partiler yasaları değişmez ise biz bunu düzeltemeyecek ve ileride ayni problemlerle karşılaşacağız. Bu bakımdan başta DP ve de UBP yaptıkları büyük hata için Lefkoşa halkından özür dilemelidirler.
Muhalif meclis üyeleri ve bir-iki UBP’li meclis üyesi, biz gecikmeden gidişat hakkında sesimizi çıkarttık, hatta Sn. Erülkü’nün ben zamanın Başbakanı’na  defalarca gittim, söyledim, yine de hiçbir şey olmadı söylemi bence geçersizdir. Geminin batacağını en erken gören onlar, karar verebilecekleri, görevlerini tam anlamı ile yapabilecekleri bilgiyi alamadıkları veya meramlarını anlatamadıkları durumda vakit kaybetmeden felaketi basın yolu ile halkla paylaşır, bilahare istifa etmeleri gerekirdi. Bunu savsaklamakla ikinci emniyet sübabını etkisiz kıldılar.  Lefkoşa halkından özür dilemeleri ve görevlerinden onlar da çekilmelidirler.
Üçüncü emniyet sübabı Sayıştay ne yaptı bunca yıl? Ben söyleyeyim, görevini gereği gibi yerine getirmedi. Personel eksikliği mazeret değil. Açıkça dıştan görülen tayin, usulsüz, kararsız yardım ve savsaklanan parasal konularda zamanında, vakit kaybetmeden sürpriz, dar çerçeveli kontroller yapmalı, ben yazdım bitti ile yetinilmemeli, ortalığı kaldırmalı idi. Sayıştay da Lefkoşa halkından özür dileyip istifa etmeli veya görevinden alınmalıdır. Belli ki o görev kendisini aştı ve başımıza bu işlerin gelmesinde rol oynadı.
Gelelim iki esas sorumluya. Sn. Bulutoğluları sakın bana partim emretti, vicdanım emretti gereksiz personel işe aldım deme. Belediyenin asli görevlerini, bunun başında çalışanlarının haklarını ihmal ettim, çünkü belli gelirimi hep altyapıya attım da deme. Bu işler hesap, kitap ve öncelik işidir. Sen bu geminin kaptanıydın ve ben bu geminin kaptanı oldukça bu gemiyi batırmam deyip pozisyon almalıydın. Gerçi bence sorumluluğun fevkinde tenkit ve hücuma uğradın, herkes sorumluluğunu sana yığmaya çalışıp kurtulmaya çalıştı. Lefkoşalılardan özür dile ve becerin olan sahalara kay; bu hem senin için hem de toplum için faydalı olur.
Bu işin en sorumlusu, adı üstünde, belediyelerden sorumlu bakanlıktır. Eğer belediyelerden sorumlu bakanlığın, eğitilmiş belediye müfettişleri yok ise, bunların yapacağı basit araştırma ile belediye gelir-gider, borç stoku, açık gereksiz harcama ve personel alımlarını bir bakmada görüp bakanlığın dikkatine getirmez ise veya getirdiğinde bakan kaale almaz ise bu nasıl belediyelerden sorumlu bir bakanlıktır? Hade diyelim böyle bir işlevi gerekli görmedin, LTB de problem su yüzüne çıkalı yedi ay oldu; her gerekli tedbiri almada gecikeceğin gün sorunların geometrik olarak artacağını, çözümünün daha da zorlanacağını bilmez misin? Peki ne idi o kanun gücünde kararname ve belediyeden üç aylık uzaklaştırma işi? Bu uçak hep teknik hem de başta pilotaj hatasından düştü. Üç ay sonra ayni pilotun geriye gelip yeniden uçağı sürmesi nasıl muhteşem olacaktı? Belediyelerde personel fazlası olduğunu bile bile partinizin kurultay öncesi yoğun şekilde işe almalarına, durun bakalım, biz çok gitmez belediyelerdeki personel fazlalığını kamuya alma durumumuz olacak deyip frene basmaya çalışamazdınız?  Eğer belediyelerin sağlıklı yönetimi konusunda Bakanlar kuruluna söz geçiremez iseniz orada işiniz ne? Boy, pos göstermek mi? Problemin açık seçik görüldüğü ilk günden bir yasa geçirip, gayri kanuni iş yapan, kaynakları iyilik olsun diye veya iyi görünüp bundan politik prim yapmak için, sözüm ona, bir minareye çıkıp etrafa savuran, yani kendi parasına göstereceği tutum dışı savurganlık gösteren, tefecilerden borçlanan bir belediye başkanı ve üyelerini görevden alabilme yetkisini yasal zemine alıp, gelecek seçime kadar belediyenin başına muktedir bir kayyum atama olayını niye savsakladın? Bu demokrasinin beşiği İngiltere’de böyledir, bu durumlarda önlem budur. Ama bizim yozlaşmış politika şartlarımızda bu yetki üç onaylı, yani bu yetki Sayıştay başkanı ve Başsavcı ile paylaşılmalı. Bu durumda demokrasi havarisi kesilen muhalefetin görevini yapmanı engellemesine müsaade etmemelisin. Demokrasi başkasının hakkını ihlal etme sınırına kadardır. Siz artık toplumdan özür dileyip, yapamadığınız o görevi bırakın artık.

Ha, şimdi gelelim atanacak kayyumun ne yapması gerektiğine. Ben rakamları teferruatına kadar bilmem. Yalnız medyaya aktarılanla çözümün yönü bellidir. Vereceğim oranlar aşağı yukarıdır ve gösterge olarak kullanılmıştır. Sn. Ergüçlü rakamları teferruatına kadar incelemiş, bu konuda bilinçli görülmekte, güven vermektedir. Önerisi, borçları uzun vadeye yaymak ve de 190 belediye çalışanını hükümete aktarmak, problemi çözer diyor. Yani problemi kilim altına süpürecek veya daha doğrusu, problemi belediyeden kamuya aktaracak. Bu alışkanlıktan artık vazgeçmemiz lazım. Bence yapılması gereken, verilecek %50 m. TL kredi personelin Sosyal Sigortaları ve İhtiyat Sandığı için kullanılsın, borçlar makul bir uzun vadeye yapılandırılsın; Troika’nın Güney’i zorladığı gibi, baştan aşağı belediyedeki göbek personelin maaşlarında %25 kesintiye gidilsin. Fazlalık personelin zamanla eritilmesi yanında, Lefkoşa halkına konan belediye vergi ve harçlarının hesaplanacak bir süre %33 oranında artırılması olarak önerilerimi sıralayabilirim.
Lefkoşa seçmeni de içinde bulunduğumuz politik yozlaşmada emniyet sübablarının işlemediğini görüp,  bundan sonraki seçimlerde, kim yapabilir doğrultusunda bilinçli oy kullansın.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil