06 Aralık 2016

Özgürgün, “Konuya Tek Taraflı Yaklaşılıyor”

Özgürgün, “Konuya Tek Taraflı Yaklaşılıyor”
Haber İçi Üst

 

Özgürgün konuyla ilgili yazılı açıklamasında, “Avrupa Birliği dönem başkanlığını neredeyse her alanda başarısızlıkla tamamlamış olmasına rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin damgasını taşıyan ve gerçeklerle bağdaşmayan söz konusu ifadeler, AB’nin şampiyon olduğunu iddia ettiği değerlerle örtüşmemektedir” ifadelerine yer verdi.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk tarafına ezbere dayalı haksız eleştiriler yöneltildiğini kaydeden Özgürgün, Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirme ve tespitlerin Rum tarafının tezleriyle örtüştüğünü, bunun da Avrupa Birliği’nin bu konudaki taraflı tutumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

“KONUYA TEK TARAFLI YAKLAŞILIYOR”

Özgürgün, kararın Kıbrıs’a ilişkin paragraflarında konuya taraflı yaklaşıldığını anlatarak, Kıbrıs konusunun Ada’daki iki eşit taraf arasındaki bir sorun olduğunun göz ardı edildiğini ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Türkiye arasında bir mesele olduğunu varsayan ifadelerin kabul edilmez olduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Özgürgün açıklamasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin, sözde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB dönem başkanlığı süresince dönem başkanlığıyla ilişki kurmaktan imtina etmesini kaçırılan bir fırsat addeden gerçekdışı ifadeler, AB’nin Ada’daki 50 yıllık siyasi sorunun esasını teşkil eden GKRY’nin tüm Kıbrıs’ın meşru hükümeti olmadığı ve Türk tarafınca tanınmadığı gerçeklerini görmezden geldiğini ve Kıbrıs sorununun özünü hala daha anlayamadığını ortaya koymaktadır.”

Raporda; Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin görüşlerin ifade edildiği bir paragrafta, Türkiye’ye Ada’dan asker çekmeye başlaması ve Maraş’ı Birleşmiş Milletler’e devretmesi; Rum tarafına ise Gazimağusa limanını AB denetiminde ticarete açması yönünde çağrı yapıldığına işaret eden Özgürgün, bunu Kıbrıs Türk halkının Ada’daki varlığı ve haklarını yok varsayan kabul edilemez bir yaklaşım olarak tanımladı.

Özgürgün, bu yaklaşımın, çözüm arayışlarına olumlu katkı koyacağı iddiasında bulunan AB’nin, Ada’nın gerçekleri karşısında ne kadar şuursuz olduğunun açık bir göstergesi olduğunu kaydetti.

“RUM TARAFININ GAZİMAĞUSA LİMANI’NI AÇMASINI ÖNERMEK AB’NİN ACİZLİĞİNİ ORTAYA KOYUYOR”

Gazimağusa Limanı’nın Kıbrıslı Türk makamların yönetimi altında yıllardır faaliyette olan yasal bir liman olduğunu da dile getiren Özgürgün, “AB üyesi ülkelerle doğrudan ticaretin önünün açılması için Kuzey Kıbrıs üzerinde herhangi bir kontrol ve yetkisi olmayan Rum tarafının Gazimağusa limanını açmasını önermek, Rum engeli karşısında doğrudan ticaret tüzüğüne alternatif aramaya başladığı sinyallerini veren AB’ın acizliğini bir kez daha ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Özgürgün, bu tür yaklaşımların Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişimini Rum inisiyatifine bırakacağını ve çözüme katkı değil engel teşkil edeceğini ekledi

“BARIŞ KUVVETLERİ’NİN ÇEKİLMESİNİ TALEP ETMEK KIBRIS TÜRK HALKININ GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATMAKTIR”

“Gerek Maraş gerekse Ada’yı askersizleştirme konularının kapsamlı bir çözüm çerçevesinde iki taraf arasında müzakere edildiği gerçeği karşısında, bu konularda soruna taraf olmayan, sadece garantör bir ülke olan Türkiye’ye yapılan çağrılar da Rum tarafının haksız taleplerine hizmet eden taraflı yaklaşımlardır” diyen Özgürgün,  38 yıldır Ada’daki barış ve huzurun devamını sağlayan Barış Kuvvetleri’nin, Kıbrıs sorunu çözülmeden çekilmesini talep etmenin, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve geleceğini tehlikeye atmak ve Rum uzlaşmazlığını desteklemeye eşdeğer olduğunu kaydetti.

Kararda, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölgesinin meşruiyeti hatırlatılarak Türkiye’ye BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni imzalaması yönünde çağrıda bulunulduğuna da işaret eden Özgürgün, “Altını çizerek hatırlatırız ki, Rum tarafının doğal kaynaklar dahil tüm Ada üzerindeki eşit ve ayrılamaz haklarımızı hiçe sayarak, deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin tek taraflı olarak imzaladığı tüm anlaşmalar geçersizdir. Bu çerçevede yürütülmekte olan petrol ve doğalgaz arama çalışmaları da gayrı yasaldır” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN VATANDAŞLARINI ADA’YA YERLEŞTİRME POLİTİKASI YOK”

Raporda Türkiye’ye “vatandaşlarını Ada’ya yerleştirmekten kaçınması” yönünde çağrı yapıldığına da değinen Özgürgün, Türkiye’nin kendi vatandaşlarını Ada’ya yerleştirme gibi bir politikası olmadığını belirtti.

Özgürgün açıklamasına şöyle devam etti:

“1974’ten sonra işgücü ihtiyacına paralel olarak Kıbrıs Türk makamlarınca ülkemizde TC kökenli şahıslara istihdam sağlanmış ve evlilik, doğum veya uzun süreli ikamet nedeniyle bu kişiler yasal vatandaşlık hakkı kazanmışlardır. Benzer bir şekilde, Rum tarafında Yunanistan, Lübnan ve eski Sovyet Cumhuriyetleri’nden gelen Pontus kökenli şahıslar da dâhil olmak üzere birçok yabancı uyrukluya iş imkânı sağlanmış ve vatandaşlık verilmiştir. Kararda bu gerçeğin göz ardı edilmiş olması manidardır”.

Özgürgün açıklamasında, Ada’nın her iki tarafında 2011 yılında yapılan nüfus sayımı sonuçları 1974 öncesiyle karşılaştırıldığında, GKRY nüfusunun KKTC nüfusuna kıyasla çok daha yüksek bir oranda arttığının açıkça görüldüğüne de işaret ederek, TC kökenli KKTC vatandaşlarının “Kıbrıs konusunda bir uzlaşıya varılması iradesini olumsuz etkilediği” tezinin geçersiz olduğunun 2004 Annan Planı için yapılan referandumlarda kanıtlandığını ifade etti.

“KIBRISLI TÜRKLERİN AYNI STATÜDE TEMSİLİNİN REDDEDİLMESİ HAYAL KIRIKLIKLARINA YENİSİNİ EKLEDİ”

Kıbrıslı Türklerin aynı statüde temsil edilmesi yönündeki önergelerin Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nden sonra Genel Kurul’da yapılan yoğun tartışmalar sonucunda Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (AKPA) örneğinde olduğu gibi Avrupa Parlamestosu’nda da reddedildiğine işaret eden Özgürgün, bunun Annan Planı sonrasında yaşanan hayal kırıklıklarına bir yenisini eklediğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Özgürgün, konunun Başkanlık Divanı’na taşınmasına karar verilmiş olmasının, Kıbrıslı Türklerin temsiliyet hakkının esasen kabul edildiği ancak bir kez daha Rum ve Yunan engelinin aşılamadığını gösterdiğini kaydetti.

“ÇÖZÜME KATKI KOYMANIN YOLU TAAHÜTLERİ YERİNE GETİRMEK, TEMEL HAKLARIN ÖNÜNDEKİ ENLGELLERİ KALDIRMAK VE RUM TARAFINI ÇÖZÜM İRADESİYLE GÖRÜŞME MASASINA OTURMAYA İKNA ETMEKTEN GEÇER”

Tüm bu gelişmeler ve gerçekler ışığında AB’ın adil ve kalıcı bir çözüme katkı koymasının, Rum tezlerini yansıtan hakkaniyet ilkelerinden uzak belgeler yayınlamakla mümkün olmayacağını belirten Özgürgün, bunun yolunun 26 Nisan 2004 tarihli AB Konseyi kararı doğrultusunda Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu sona erdirmek amacıyla vermiş olduğu taahütleri yerine getirmek, Kıbrıs Türklerinin temel haklarının önündeki engelleri kaldırmak ve Rum tarafını kapsamlı bir çözüme ulaşma iradesiyle görüşme masasına oturmaya ikna etmekten geçtiğini ekledi.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam