11 Aralık 2016

Özersay: “Anastasiades “AB de sürecin parçası olmalı” derken neyi kastediyor”

Özersay: “Anastasiades “AB de sürecin parçası olmalı” derken neyi kastediyor”
Haber İçi Üst

Alexander Downer ve BM yetkilileriyle dün yapmış olduğum görüşmede de gündeme gelen ve aslında yanıtlanması gereken bazı sorular vardır. Anastasides'in bu konularda daha net yanıtlar vermesi bir ihtiyaçtır diye düşünüyorum. Öte yandan Kıbrıs Türk tarafının ve bu sürecin başarıyla sonuçlanmasını isteyen herkesin fikir üretmesinde ve BM ile bu düşünceleri tartışmasında büyük yarar vardır. Ben de kendimce bunu yapmaya çalışıyorum:

1- Anastasiades "AB de sürecin parçası olmalı" derken neyi kastediyor?
2- Müzakerelerin başlaması için zamana ihtiyacı olduğunu söylerken tam olarak neyi kastediyor? 2008'de özel bir durum olmamasına rağmen Şubat ayında seçilen Hristofyas ile tam teşekküllü müzakereler Eylül ayında başlayabilmişti. Dolayısıyla Önümüzdeki aylarda tarafların müzakerelerin modalitesini ele almak üzere ön görüşmeler yapması ve daha sonra, özellikle de Kıbrıslı Süreç denilen ve bizi batağa saplayan modaliteden kurtulunması ertesinde sonuç alıcı tam teşekküllü müzakerelere başlaması (yani sürecin -tam teşekküllü şekilde hemen başlamaması) doğal algılanmalıdır. Ancak niyet, bu süreci ciddi şekilde uzatmaksa kimse BM'nin de Kıbrıs Türk tarafının da zamanını ve enerjisini çalmamalıdır, boşa harcamamalıdır.
3- BM'nin de Rum tarafının da "müzakereci kim olacak" benzeri bir tartışmaya girmesi, Kıbrıs Türk tarafındaki iç çekişmelere müdahil olması süreci anlamsız bir batağa sürükleyebilecektir. Bu nedenle adı ister müzakereci, ister görüşmesi, ister özel temsilci ya da başka birşey olsun, burada aslolan seçilmiş liderin bu kişiyi atamasıdır. Yerleşmiş BM uygulaması dışına çıkılması her iki tarafın rızasını vermesiyle mümkündür diye düşünüyorum.
4- Anastasiades müzakerelerin özlü konularıyla ilgili olarak bugünden (özellikle de Garanti Antlaşmasıyla ilgili olarak) açıklama yapmaya başlamıştır. Seçim döneminde bu yaklaşım anlaşılır birşeydi ancak artık seçim geride kalmıştır. Müzakerelerin modalitesi belirlenip tam teşekküllü müzakere başlamadan kamuoyu önünde diğer tarafın tepkisi çekecek açıklamalar yardımcı değildir. Bu Kıbrıs Türk tarafı için de geçerlidir.
5- Anastasiades'in sürekli olarak Rum Ulusal Konseyi'nin yetkilerini artırmaktan bahsetmesi ve önerilerin siyasi partilerin %75'i tarafından desteklenmesi durumunda yapılacağına vurgu yapması, en azından başlangıçta ekonomik konularda muhaliflerinin desteğini alabilmek için Kıbrıs müzakerelerinde daha temkinli hareket edeceği izlenimi yaratmaktadır. Ancak bu durum geçici olmaz ve kısa sürmezse, uluslararası konjonktürün ne getireceğin şimdiden kestirmek mümkün değildir ve bu konjonktür belirsizliklere de gebedir. O yüzden çözümü gerçekten isteyenler bu sürecin uzamasına razı olmayacak olanlardır.
Kişisel görüşüm bu sorunun ancak ve ancak her iki halkın da mevcut statükoyu sürdürülemez olarak algılaması durumunda çözülebileceğidir. 2004'ten bu yana bu açıdan çok fazla birşey değiştiğini düşünmüyorum. Ancak Rum tarafında bugün yaşanmakta olan ekonomik krizin mevcut statükonun sorgulanmasına yardımcı olabileceği ihtimalini akılda tutarak olumlu fikirler geliştirmenin ve olası yeni bir sürece katkı koymanın önemli olduğuna inanmaktayım.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil