05 Aralık 2016

Ortak akıl ve Harrods

Haber İçi Üst

Londra sokaklarıyla başlamıştık, ‘aynen gezer gezer ağlarım’ şeklinde devam edelim. Dün sabah birlikte büyüdüğümüz Cem kardeşimle (Topal) buluştuk. Kendisi dördüncü kuşak bi’gurbetçi. Ekmek parası için şehir içi bi’güzergahta direksiyon sallıyor bizim adam. Orada yaşayan Kıbrıslı Türklerin de artık dönüştüğünden bahsediyordu Türk mahallesinden geçerken. 82 yılıydı. Harringay semtinde konuşlanan ilk Kıbrıslı Türk ekmek fırıncısı Yaşar Halim’in karşısındaki lojmanda kalmıştık uzunca bi’süre. Sağolsun Cem’le yine geçtik o sokaktan. Herkes ve de herşey değişmişti oralarda nasıl değişmesin ki 30 yıl önceki mahalle. Ordan da Arsenal’ın Emirates’i ve de klasik Oxford turu. Derinciğin yorulma mızmızlanmaları dahilinde ordan da İngilizlerin meşhur Hyde Park’ına gittik. Biraz gıpta, biraz haşin kıskançlık, biraz burukluk, biraz da ‘vay anasını sayın seyirciler’ modunda or’daki bisiklet yolunu izledik. Dev çınar ağaçları arasında, 7’den 70’e bi’yığın bisikletsever ha’bire pedal basıyordu o güzelim parkın içerisindeki bisiklet yolunda. Kimisi kendi bisikletiyle yol alıyordu, kimisi ise belediyenin çok cüzi miktarlarda kendisine kiraladığı bisikletle grup egzersizin keyfini çıkarıyordu bolca turist ve de yerli. Biraz kay kay, biraz frizbi, biraz futbol, biraz BMX, biraz güvercin yemleme, biraz sincap’lama, biraz da dondurmalama dahilinde biraz ötede konuşlanan ve Madonna, J-LO, John Travolta, David Beckham ve bi’çok ünlünün alış veriş yaptığı ünlü Harrods alış veriş merkezine daldık. Daldık zira Londra’ya gidenler bilir, 12 ay boyunca yağmurlar hiç eksik olmaz İngiliz’in tepesinden. Harrods’un eski sahibi Mısırlı Muhammed El Fayed’i o elim trafik kazası sonrası yaptığı açıklamayla tanımıştı dünya. Hani şu Galler Prensesi Lady Diana’nın bi’sevgilisi vardı ya. Onun da adı Dodi El Fayed idi. İşte bu çift 1997 yılında arabalarıyla bir tünele girmişler ama o tüneldeki trafik kazası(!) nedeniyle ölmüşlerdi. Bütün dünya Lady Di’ye ağlamıştı, İngiliz Gizli Haberalma Servisi M16 hariç. E ne de olsa İngiliz Kraliyet Ailesi’ne bi’müslüman torun gelecekti ya, olmadı. Neyse, El Fayedler Harrods’u 2,2 milyar streline Katarlılara satmış. E hal böyle olunca da her yerde artık özelde Katar Holding, genelde ise Arapların ayak izleri vardı. Hatta o kadar zengin ve de ihtişamlı Araplar ve de Arap plakalı milyon poundluk lüks arabaları gördüğümde; “İşte, Londra da artık zengin Arapların ayakları altında” demiştim tıpkı Barça, tıpkı Abu Dabi United Group’un elindeki Manchester City ve tıpkı yakın gelecekteki Emirates Arsenal ve Chelsea gibi. E ne de olsa Arap atları artık sadece pistlerde değil, yeşil sahalarda da koşmakta. E petrol için savaşan ve ölen devletlerin askerleri ve masum bebeler neden öldürülüyor. Tabii ki de yer altından çıkan o lanet petrol için. E hade vahşi kapitalizm o lanet beyinlere postayı koydu ve para hırsı dahilinde o kirli bedenlere sahip oldu. E duygular? Bizi biz yapan duygularımız değil midir? E başka? E aynı zamanda duygular insanın doğal motivasyonu da değil midir? Sevinç, sevgi, kin, nefret, öfke, korku, endişe gibi duygular insan ve insanlık tarihine yön vermişlerdir. Tabi kitleleri yönettiğini sanan sözde liberal liderler, amaca ulaşmada yukarıda belirtilen duyguların birçoğunu istemeden de olsa deşifre ederler mâlum. Bu durum aynı şekilde sporcularda da devam eder. Onlar da tıpkı bizim gibi etten kemikten varolan canlılar. Beyinleri, kalpleri ve üstelik yoğun egoları var. Milli futbolcu rahmetli Metin Oktay intihar ettiği gece öncesi evindeki akvaryum balıklarını tek tek olta ile avlamış. Kimbilir neler hissediyordu o an ama ölmek istediği de kesindi ve canına kıydı maalesef. Sporcular özellikle işler ters gittiğinde veya süpriz engellerle karşılaştıklarında, bir takım baskılar, arzular, talepler ve beklentiler sonucu duygusal çıkmazlara imkan verirler. Bu süreçte tüm temel motorik özelliklerini maksimum seviyeye yükseltmek için canla başla uğraşırlar ama ‘sporda zekayı’ hep gözardı ederler. Tabii zeka yanında karakteri de unutmamak lazım. Efsane basketbolcu Michael Jordan bir mülâkatta “Beni buraya getiren yeteneğimdir ama unutulmasın ki beni burada tutan karakterimdir” demişti. Ders niteliğinde bir açıklamaydı. Tabi bir ay sonra  da, o sezon şampiyon oldukları takımı Chicago Bulls’un takım halindeki eski ABD Başkanı George Bush ziyaretine katılmadı. Açıklama olarak da; “Çok yorgunum, Miami tatilimi yarıda kesemem” demişti. Bunun üzerine de takım arkadaşı Horace Grant de spor medyasına; “İşte Mike’nin karakteri ve adaleti bu” diye açıklama yaptı. Nitekim büyük balık küçük balığı yuttu ve Grant takımdan o sezon gönderildi tıpkı Fatih Terim’in Milan’dan gönderilişi gibi. Abi Inzaghi penaltıyı dışarı atar Maldini de faturayı keser. Ne de olsa Milan babalarının çiftliği. Yer mi İtalyan çocuğu! Neyse, artık çocuklar birbirlerine “Sen benden çok daha iyi havuz problemi çözebilirsin ama ben de senden çok daha iyi gitar çalarım veya okul basketbol takımının vazgeçilmez oyuncusuyum. Sen benden daha zeki değilsin” diyebiliyor. Aslında kim kimden daha akıllı olduğu önemli değil. Önemli olan ortak akıl ve onu kullanan nakitle satın alan Harrods’taki Araplar!

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam