07 Aralık 2016

Ortada bir sorun vardır

Haber İçi Üst

Son dönemde artan intiharlar, yüzümüze bir tokat gibi patlıyor.

Bakınız intiharların son dönemdeki gerekçesine…
Tamamen ekonomik.
Ülkedeki çarpık yapı, maalesef borç- alacak ilişkilerinde de benzer bir çarpıklığı getirdi.
Can Polat Denktaş’ın canına kıyması ile konu yeniden tartışılır bir noktaya geldi.
Ciddi ekonomik sıkıntılar yaşayan bir kesim vardır.
Şu ya da bu nedenle bugünlere gelindi.
Elbette bankacılık sistemini iyi düşünmek, korumak ve kollamak zorundayız.
Banka- müşteri ilişkilerini de iyi sorgulamak gerekmektedir.
Şöyle ki…
Bankadan borç aldınız… Ödeyemediniz…
Bankadan borç aldınız, ödeme yapmadınız…
Bankadan borç aldınız, ödeyemediniz, ödeme yapılandırıldı…
Hepsi de kendi içerisinde birbirinden farklı konular.
Hesapsız kitapsız bir şekilde, bankadan borç alan ve “bana ne” diyerek ödemeyen, ödemek için çaba harcamayanlarla, borcunu ödeyemeyen, yapılandıran ve ödemeye çalışanları birbirinden ayırmak gerekiyor.
Yaşadığımız tartışma da bu noktadadır.

Ödeyenler suçlu mu?
Ödemeyenlere oranla, ödemek için çırpınanlar daha suçludur.
Aklın ve vicdanın kabul edemeyeceği durumlar vardır.
Banka adı da vererek, örnekle konuyu açacağım.
Vakıflar Bankası…
Bir vatandaşımız borcunu yapılandırdı.
Borç miktarı 400 bin dolar…
Bugüne kadar ödenen 480 bin dolar…
Halen bankaya olan borç 400 bin dolar civarında…
Borcunu ödüyor diye…
Yapılandırmayı kabul etti diye cezalandırılmış bir yerde…

Kamu zararı yoksa…
“İnsaf” diyor insan dinleyince…
Aldığın borç miktarı kadar parayı bankaya ödeyeceksin…
Üzerinden, neredeyse dörtte biri kadar parayı daha bankaya yatıracaksın ama…
Halen daha var olan borç, anapara kadar olacak.
Bu gibi durumlarda da artık bankaların “yasal çerçevede” adil olması gerekiyor.
Bir kısım “borcunu” ödemiyor diye…
Bankalar da “ödemek için çırpınanları” yüksek faizle boyunduruğu altına alıyor ve eziyor.
Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.
Bankanın bu gibi durumlarda, “Bankamız anaparayı ve faizi aldı” diyerek, kalan kısımdan bir miktar indireme gitmesi gerekmektedir.
Yani…
400 bin dolar borç…
480 bin dolar ödeme de yapıldı…
Yok da 400 bin dolar daha banka alacaklı…
Bunun adı “bankacılık” olmaz.
İşte bu durumda, bankalar yıpranır…
Bankacılık sistemine olan güven azalır…
Faiz, nasıl olur da anaparayı geçer?
Buna acil bir çözüm bulunmalı…

İnce eleyip, sık dokumalı
Bankalar, kredi verme konusunda çok daha ciddi olmalı.
Çünkü bankalar kredi veriyor ama…
Verilen kredi aslında “diğer vatandaşın” parası.
Bu nedenle elbette bankalara güvenip parasını yatıranlar da çok önemli.
Bu nedenle, bankadan kredi alan, kredisini ödeyecek.
Bankalardan da kredi ödeme gücü olanlar kredi alacak.
Vatandaş talep edebilir.
Bu noktada bankalara önemli görevler düşüyor.

Görev Meclis’te
Şu anda görev, Cumhuriyet Meclisi’nde…
Maalesef, son dönemlerde Meclis, bırakınız yasa yapmayı, toplanma konusunda bile sorun yaşıyor…
Ancak ortada…
Borcunu ödemek isteyip de ödeyemeyen bir de vatandaş kitlesi vardır.
“Kredi alan ama ödemeyen, ödemek için de çaba göstermeyenler” muhatabım bile değil.
Ben de hayatımı borçla idame ediyorum ve bu konuda hassas davranıyorum,
“Ödemeyen ve ödemek için de çaba harcamayanların” yanında olamam…
Da…
Ödediği faiz, aldığı ana borcu geçen ve bunu ödemek için de çırpınıp duran, çırpındıkça batan vatandaşları da gördükçe yüreğim sızlanıyor…
“İnsaf da dinin yarısı” denilen durumlar var.
Elbette, bu kavga içerisinde, “borcunu ödemek istemeyen ve çakallığa” yatanların yanında duracak değilim.
Bankacılık sisteminin de daha da güçlenerek yoluna devam etmesi gerekiyor.
Fakat, dediğim gibi, “iyi niyetli” vatandaşı cezalandıran bir noktaya gelen bu sistemden de kurtulmak gerekiyor.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil