11 Aralık 2016

Örgütlülük Şart !

Örgütlülük Şart !
Haber İçi Üst

KADIN ZORLAMALI… Örgütlü kadın, her zaman için daha güçlüdür. Eğer sen güç değilsen, eril iktidar kendini değiştirmek istemez, sen zorlayacaksın. Kadın olarak bizim zorlamamız gerekiyor. Partide yüzde 40 cinsiyet kotası var
KADINLARI KADINLAR SEÇİYOR… Bağlar, Türkiye’nin yedinci en iyi ilçe belediyesi. Okuma oranının çok düşük olduğu yörede kadın hakları inanılmaz boyutta. Belediye başkanı erkekse, başkan yardımcısı kadın olmak zorunda, seçimlerde sıralamada kadınlar üst sıralarda yer alıyor, kadın adayları kadınlar mülakatla seçiyor 
YÜKSEL ASLAN ACER… En demokrat erkek bile, “gel, iktidarı paylaşalım” demez bir kadına. Bir erkekten böyle bir şey beklemek, en büyük gaflet olur. Kadının kendi öz gücüne ve birbirine güvenmesi lazım. Bu yüzden de kadının aktif politikada rol alması ve diğer tüm kadınların onları desteklemesidir esas kurtuluş olan
İSTİHDAMDA KADIN ÖNCELİKLİ… Belediyede eşit iki iş başvurusu varsa öncelik kadınındır. Sabit Sempt Pazarı Projemiz var. Sadece kadınların yer aldığı bir pazar. Kadınlar orada üretip, satacaklar. Kadın şoförlerimiz var. Şu anda iki kadın otobüs şoförümüz var. İleride kadın taksi durağı oluşturma hedefimiz var
Selda İÇER
Bağlar, Diyarbakır’ın en yoksul semtlerinden birisi. En çok zorunlu göçten gelen kişilerin yaşadığı bir yer. Belediye başkanı bir kadın. Kadın hareketi için “eğitim düzeyi” çok önemli derken, burada bu yaklaşımın ne kadar yanlış olduğunu görebiliyoruz. Bağların, KKTC’den fazla nüfusu var. 400 bine yakın nüfus yaşıyor orada. Yani bir ülke yönetiyor orada kadınlar. Bağlar Belediye Başkanı Yüksel Baran iki dönemdir başkanlık yapıyor. 1969 doğumlu ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunu. Kadının kadını seçtiği, her konuda kadına önceliğin tanındığı, istihdamda öncelik tanınan, hatta istihdam yaratılan ortamlarda cinsiyet bilincinin nasıl yaratıldığını BDP’den, Bağlar Belediye Başkan Yardımcıları Sema Koç ve Yüksel Aslan Acer ile konuştuk. Pazar günü sandığa giderken kadın belediye başkan adayı ve kadın belediye meclis üyeleri konusunda bir kez daha özellikle kadın seçmenlerin düşünmesini tavsiye ediyoruz. Dileriz bu okuyacağınız örnekler, oyunuzu kullanırken ne istediğinizi öne çıkarır. YKP Belediye Meclis üyesi adayı Fayka Paşa’ya bu buluşturma için de teşekkürlerimi iletiyorum.  
HAVADİS: Bizlere sizin belediyedeki seçimlerin nasıl olduğunu anlatabilir misiniz?
KOÇ:
Belediyemizde başkan erkekse, mutlaka yardımcısı kadındır. Bizim belediyemizde kadın adayları yine kadınlar seçer. Beni bir erkek seçemez. Ben bir erkek tarafından seçilmedim. Beni görüşmeye alan, mülakata alan, aday adaylığı sürecinde görüşmeyi yapan kadınlardır bizde. Onlarla görüşüyorum.
HAVADİS: Bu komisyon kimlerden oluşuyor?
KOÇ:
Partili kadınlar. Demokratik Özgür Kadın Hareketi var bizde. 2003’ten bu yana hareket olarak örgütleniyoruz. Bunun içerisinde yerel yöneticiler var. Partili kadınlar var. Dernekler, sivil toplum örgütleri, kooperatifler var. Aklınıza gelebilerek tüm örgütlü olduğumuz kadın alanlarından oluşan bütünlüklü bir hareket. Hepsini kapsayan bir çatı hareketi. Onun içerisinden bir komisyon oluşturulur. 
HAVADİS: Bu komisyonun belli bir sayısı var mı?
KOÇ:
Bu bize bağlı. 7 kişiden oluşuyor genelde ama 10 kişiye de çıkarabiliriz. Seçim komisyonunun kadınlardan oluşması şart, ama sayısı esnek olabilir.
HAVADİS: Adayların kaçının erkek, kaçının kadın olacağı konusunda bir düzenlemeniz var mı?
KOÇ:
Bizlerin yüzde 40 cinsiyet kotamız vardır. Yani o kotanın biraz aşağısında ise sayı, üst sırada mutlaka kadınlar vardır. Bizde pilot olarak seçilen kadın belediyeciliğin olduğu bölgeler vardır. Belli ilçeler var. 5 tane bölge, sürekli kadınların aday olarak gösterildiği bölgelerdir mesela. 14 tane kadın belediye başkanımız var. 9 kadın milletvekilimiz şu anda Meclis’te. Kadın Meclis üyesi sayısı bizde 9, tutuklu arkadaşlarla beraber. Onun dışında Diyarbakır’da kadın Meclis üyesi sayısı 60’ın üzerinde. Bu seçimde cinsiyet kotasını yükseltmeyi düşünüyoruz. 40 bize yetmiyor mesela. Yüzde 50 olabilir.
HAVADİS: Erkeklerin tüm bu anlattıklarınıza bakış açısı nedir?
KOÇ:
Elbette direnç gösteriyorlar. Oradaki erkekle, buradaki erkek arasında çok fark yok. Ama bizde kazanılmış haklar var. Mesela bu haklar nedir. Kadını kadının seçmesi bir haktır. Bir şey söyleyemezler. Kadın adayın gösterileceği yerde kimse “burada erkek aday gösterelim” diyemez. Ya da mesela Başkanlık Kurulumuz vardır belediyelerde. Belediye başkanı erkekse, belediye başkan yardımcısı mutlaka kadın olur. Buna kimse itiraz edemez. Mutlaka her belediyede seçilmiş bir kadın belediye meclis üyesi vardır. Partide eş başkanlık sistemi vardır örneğin. Hem kadın, hem erkek parti il başkanı vardır. Buna kimse itiraz edemez. Bunlar bizim kazanılmış haklarımızdır.
HAVADİS: Ne kadar süren bir mücadelenin sonunda bu noktaya gelebildiniz?
KOÇ:
30 yıldır Kürt Ulusal Kurtuluş Mücadelesi veriliyor. Biz bu mücadelenin başlangıcından bu yana pratik olarak, kadınlar olarak içindeyiz. Hatta önlerdeyiz diye biliriz. Elbette ki örgütlü olarak var olma süresi derseniz, 90’lı yıllarda Yurtsever Kadın Derneği, dernekler şeklinde bir örgütlenme yapısı vardı. Ama 2000’den sonra artık hem dernekler, hem kooperatifler, hem sivil toplum kuruluşları, hem partide yönetim düzeyinde yer almamız söz konusu. Kadın meclislerimiz var mesela şu anda partide. Sadece kadınlardan oluşan meclisler. 2003’den bu yana hareketiz. Bütün Türkiye’de mevcut Kürt kadın örgütlerinin buluştuğu çatı hareketiyiz. On yıldan bu yana hareketiz ama 3 dönemdir seçime giriyoruz. 3 dönemde kat ettiğimiz aşamayı sorarsanız. Şöyle söyleyebiliriz. İlk dönem 3 kadın belediye başkanı vardı. İkinci dönem 9, şimdi ise 14. Bir sonraki seçimde bir büyük şehir belediyesi için bir kadın aday göstermek yönünde bir hedefimiz var.
HAVADİS: Biz ülkemizde “kadının kadını desteklememesi” gibi bir sıkıntı yaşıyoruz. Siz de böyle bir süreç yaşadınız mı?
KOÇ:
Bireysel düzeyde itirazlar elbette ki oluyor. Çünkü söz konusu kadın olunca nitelik sorgulamasına gidiyorlar. Oysa erkek söz konusu olduğunda, kimse onun niteliğinden bahsetmez. Lise mezunu bir kadınla, ilkokul mezunu bir erkek yarıştırılacak düzeye getirilebiliniyor bazen. Ama ilkesel düzeyde bir yaklaşım olduğu için. İlkesel düzeyde bir tutum olduğu için değil, aksine kadınlar teşvik ediliyor kadınlar tarafından. “Siz aday olun, daha çok kadın olsun yönetim düzeyinde” diye. Sadece belediye için değil. Aynı zamanda partilerde, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarında, her alanda kadınlar, kadınlar tarafından teşvik ediliyor bir şekilde sayısının çoğalması için.
HAVADİS: Tüm anlattığınız bu kurallar bir şekilde kağıda dökülüyor mu, yoksa ilkesel olarak mı bunlar hayata geçiriliyor?
KOÇ:
Elbette, parti tüzüğünde yüzde 40 cinsiyet kotası var.
HAVADİS: Yönetimde kadınlar erkekler tarafından sorgulanıyor mu? Başarı veya başarısızlığı?
KOÇ:
Bazı yerlerde aksine “Kadın kendi rengi ile çok güzel şeyler yaptı” diyorlar. Mesela, Bağlar Belediyesi Türkiye’nin en başarılı yedinci belediyesi. Bir kadın belediye başkanı var. Yöneticilerinin çoğu kadın. Müdürlükler düzeyinde kadınlar var. İki dönemdir kadın yönetiyor burayı. Türkiye’nin yedinci en iyi ilçe belediyesi. Artık şu algı da yavaş yavaş kırılıyor. “Kadın geldi mi, kötü yapar, başarısız kılar”. Aksine kadın, bir erkekten daha iyi yapar. Mesela temizdir, dürüsttür, ranta bulaşmamıştır. Kirletmez belediyeyi, işini daha temiz duygularla yönetir. Ya da, en azından duyarlılığı daha yüksektir. Yani kadınlara yönelik duyarlılığı daha yüksektir. Sonuçta nerede olursa olsun, toplumun yarısı kadındır. Aslında kadının kadına yönelik bir duyarlılık geliştiriyor. Mesela şöyle bir örnek verebilirim sizlere. “Viran Şehir” bir ilçemiz. Aşiret geleneğinin çok hakim olduğu bir yer. Feodal bir yer idi. Ama oranın Belediye Başkanı bir kadın. Çok da memnunlardı. Şimdi içerde, tutuklu. Ama kimse, “Ya, bizi bir kadın yönetemez” demedi. Çünkü herkes biliyordu ki o kadın seçilmişti, kadınlar tarafından ve oranın adayıydı.
HAVADİS: Bu işler biraz da parti disiplini ile mi ilgili bu işler? Feminist çalışmaların da bu noktaya gelinmesinde etkisi oldu mu?
KOÇ:
Kürt Kadın Mücadelesi Kürt Ulusal Mücadelesi ile hep birlikte, koordineli gitti. Ama, her ilerleyen süreçte kadın, kendinin farkına vardı. Mücadele içinde yer aldıkça kadın kendinin farkına vardı. Zaten bu mücadelenin perspektifi bu. Kadına yönelik, ideolojik olarak, bakış açısı olarak ortaya konulan perspektifte kadına yönelik ciddi çözümlemeler var. Duyarlılık çok yüksek. Dolayısıyla, kadın kendi kimliğinin arayışındayken, aynı zamanda cins bilincini de güçlendirdi. Kendinin farkına vardı. Cinsiyetinin farkına vardı. Tabii ki, 20-25 yıldır var olan kadın kurumlarımız var. Buradan yetişen kadınlar şunun farkına vardı. Örgütlü kadın, her zaman için daha güçlüdür. Örgütlü olmanın gücünü gördüler, örgütlü olmanın kadına yönelik avantajını gördüler. Çoğaldık, sürekli çoğaldık.
HAVADİS: Bizde de örgütlülük var kadınlar arasında ama sonuca gitme konusunda çok da başarılı olduğumuz söylenemez. Bunu nasıl yorumlamak lazım?
KOÇ:
Biraz da hangi ideolojik zemine oturduğuyla ilgili. Biraz gerçekçi anlamda bunun teorisi nasıl oluşturulmuş bununla ilgili. Teorik olarak birçok şeyi yaparız ama kadına yönelik bazı şeyler söz konusu olduğunda daha ikincildir, daha sıradandır, daha basittir, daha önemsizdir. Öyle değildir işte. Hani, kadınların kendilerini güçlü anlamda ifade edebilmeleri için bir kere kendi partilerinde, kendi guruplarında bu anlamda kazanılmış haklarının olması lazım. Söz anlamında değil, pratik düzeyde de. Bu hakkın süreklileşmesi için tüzüğe de geçmesi lazım.
HAVADİS: “Kadın belediyecilik” ne getirdi topluma? Seçmen bir kadını seçtiği zaman ne gibi avantajlar sağlar?
KOÇ:
Sadece kadın belediyeciliği değil, halkçı, demokratik ve cinsiyet özgürlükçü bir belediyecilik paradigmamız var. Öncelikle kadının yaşadığı sorunları bildi, biliyordu. Dolayısıyla, o yerel yöneticilik düzeyinde kadının yaşayabileceği sorunlarla bire bir ilgilendi. Yani çamur, kadının sorunuydu. Çünkü, birçok yerde onu yoran şeydi. Bunun üzerine gitti. Ondan sonra, kendini ifade etmek kadının sorunu idi. Bunun üzerine gitti. Yani, mesela bizim sığınma evimiz var. Diyarbakır’da 3 adet sığınma evi var. Bizim Bağlar Belediyesi olarak özel, açtığımız sığınma evimiz var. İki tane danışmanlık merkezi düzeyinde çalışan kadın kurumumuz var. Aynı zamanda dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalarımız çok yoğun. Sosyal politikalar açısından çok yoğun çalışmalarımız var. Eğitim destek evlerimiz var. Çocuklara dershane düzeyinde eğitim veren kurumlar bunlar. Kadınlar bir kere, ekonomik, sosyal, kültürel hayata katılımda güçlendiler. İstihdama yönelik çalışmamız var. Mesela, Sabit Sempt Pazarı çalışmamız. Sadece kadınların yer aldığı bir pazar. Kadınlar orada üretecekler, satacaklar. 104 tane kadın, orada sadece kadınların satış yapabileceği bir pazar. Mesela kadın şoförler var. Şu anda iki kadın otobüs şoförümüz var. İleride kadın taksi durağı oluşturma hedefimiz var. Kadınları ekonomik hayata katmak çok önemli. Bir biraz bu kısmını gördük. Sadece bu değil, birçok alanda istihdam başvuruları var. Yönlendiriyoruz. Mesela yönetim düzeyinde belediyede eşit düzeyde iki başvuru varsa işçi alımlarında, personel alımlarında öncelik kadınındır. Kadın müdürlük sayısını artırmak gibi bir çabamız var. Mevcut personel içerisinde yapabilecek kadınları teşvik ediyoruz. Kadın-erkek eşitlik komisyonlarımız var. Bu komisyon 3 kişiden oluşuyorsa, ikisi kadındır. 5 kişiden oluşuyorsa 3’ü kadındır. Yine, Meclis’te karar alma süreçlerinde kadının oyu önemlidir. Ama bunlar yetmiyor. Kadını nereye koyduğunuz ve kadınla ilgili ne düşündüğünüz çok önemli burada. Biz önemsiyoruz. Bunu önemsemek böyle “kadın çiçektir, böcektir” diye bir önemseme değil. Bizim, dünyadaki en büyük çelişkimiz, cins çelişkisi. Ve sonuçta dünyanın yüzde 50’si kadın. Söz söyleyecek hakkımız olmalı. Dünyayı değiştirebilecek gücümüz de olmalı. Bunun için öncelikle kadının kendinin farkına varması gerekiyor. Kadının özgüveninin gelişmesi gerekiyor. Dolayısıyla, ne kadar çok kadın, o kadar güzel bir dünya.
HAVADİS: Ülkemizde okuryazarlığın yüksek olmasına, bilinç düzeyine rağmen o istenilen noktaya neden gelemiyoruz sizce. Meclis’te sadece 4 kadın milletvekili var. Belediye Meclislerine kadın sayısı çok az. Partilerin yönetimlerinde kadınlar yok.
KOÇ: Kadın örgütlülüğünü daha fazla güçlendirmek gerekiyor.
YÜKSEL ASLAN ACER: Kadının kadın olarak bir yerlere gelmesi. Kadının yönetici olmasındaki eksiklik ondan kaynaklanan bir şey. Bizde kadın, kendi mücadelesi ile bir yere geliyor. Aslında hani çok bilinçli toplumlarda bunun daha önde olması gerekiyor ama, “cins bilinci” olmadığı zaman bir adım öteye geçilemiyor. Ancak, ulusal bilinç ile cins bilinci bizde, beraber yürüdü aslında. O belki biraz daha belirleyici oldu. Hani ulusal kimlik için mücadele ederken, aynı zamanda orda bir ezilmişlik var, kadın bir de şunun farkına vardı. Bir de kadın olarak eziliyor aslında. O ezilmişliğin aslında kendinde ne kadar katmerli hale geldiğini fark etti ve ikisinin mücadelesini aslında beraber yürüttü. İki toplumun ayrıldığı nokta belki de bu.
KOÇ: Bizde okuryazar oranı çok düşük. Ama kadın bilinci konusunda bilinç düzeyi çok yüksektir. Kendini katar yani. Kadın olarak katması gerektiğini de düşünür. Örgütlülük çok önemli. Değişim önce kadının kendisinden başlıyor. Sonra kendisi ile yanındakini değiştiriyor. Sonra gurubu değiştiriyor. Bu biraz güce dönüşüyor. Güç demek, iktidar anlamında bir güç değil. Kadının söz söyleme gücü oluyor. Değiştirme gücü oluyor. Eğer sen güç değilsen, eril iktidar kendini değiştirmek istemez, sen zorlayacaksın. Kadın olarak bizim zorlamamız gerekiyor. Biz kendimiz zorladık. Geldiğimiz aşamalar, tırnağımızla, dişimizle kazıyarak, çok zor zamanlardan da geçtik ama böyle olmalıydı. Daha da ilerisi olmalı, olmak zorunda. Kadın özgürlüğünü önemsiyoruz. Özgür kadın, özgür toplumla eşdeğerdir. Özgürleşmemiz gerekiyor.
HAVADİS: Pazar günü ülkemizde bir seçim var. Nasıl bir mesaj verirsiniz kadınlarımıza?
KOÇ:
Kesinlikle kadın adayı seçmeliler. Kadınlar, kadınları seçmeliler çünkü, hiçbir zaman kadının rengi, bir erkek tarafından verilemez. Eğer kadın kendini o anlamda ifadesini bulmak istiyorsa belediyede, öncelikle bir kadını desteklemeli. Bir şans tanımak her zaman için gerekiyor kadınlara. Kadının kendi rengini taşıması için, bir kadın temsilcisinin olması lazım. Bir erkek, bir kadını, o anlamda temsil edemez. Sıkıntılarını anlayamaz. Ne kadar anlarım dese bile.

YÜKSEL ASLAN ACER: En demokrat erkek bile, “gel, iktidarı paylaşalım” demez bir kadına. Bir erkekten böyle bir şey beklemek, en büyük gaflet olur. Kadının kendi öz gücüne ve bir birine güvenmesi lazım. Bu yüzden de kadının aktif politikada rol alması ve diğer tüm kadınların onları desteklemesidir esas kurtuluş olan. Kadınlara da çağrımız, siyasete katılın, kendinize güvenin. Kadın isterse ve biraz da çabalarsa, gerçekten güzel bir şey yaratıyor. Kendisine inanması lazım. En önemlisi bu.

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil