03 Aralık 2016

Onur!

Haber İçi Üst

 

Fenerbahçe’nin kaptanlarından biri de Onur idi.
Benim 20’li yaşlarımda defansta oynardı Onur.
Sevgili Halil Paşa oğlu dünyaya gelince adını Onur koydu.
Bunun böyle olmasının Fenerbahçeli Onur ile bir bağlantısı yoktu.
Onur şimdi Üniversiteye hazırlanıyor.
Onur’un bu ülkede “onurl” bir şekilde yaşayabileceği şartların oluşması için babası büyük mücadeleler verdi.
Bu nedenle “onur” deyince Paşa gelir aklıma…

ODTÜ’lüler için “onur” çok fazla anlam taşır.
Havasından mı, suyundan mı bilemeyeceğim ama ODTÜ’den yolu geçenler için “onur” önemlidir.
Paşa da ODTÜ’lüdür.
Kuzey Kıbrıs’ta sürdürülebilir bir ekonomik yapının bir türlü kurulamaması sıkıntıların artmasına, sorunların büyümesine neden oldu.
70’lerin Kuzey Kıbrıs’ı, 80’lerin başlarında çok fazla değişmedi. Ama 80’lerin ikinci yarısından itibaren ülke değişmeye başladı.
Belki de değişimin başlamasının en önemli nedenlerinden biri 1981 yılında yapılan seçimler idi.
Solun yükselişi o seçimlerde resmen ortaya çıkmıştı.
Sol hükümete gelecek denli güçlenmişti.
Bir şeyler yapılmalı, ülkedeki yapı top yekûn değişmeliydi.
Yoksa ülkeyi komünistler ele geçirebilirdi.
Şartlar uygundu…
Ankara’da askeri cunta yönetimi Kıbrıs’tan gelen “değişim” taleplerine duyarsız kalmadı.
Kıbrıs’ta “değişimin” yolu açıldı.
Parti devlet bütünleşmesi sürecinin kapısı aralandı.
Ülkede bürokrasiden en uzun süre üst kademe yöneticiliği yapanlardan biri olan Onur Borman, 1985’ten sonra bürokraside taşların yerinden oynamaya başladığını anlatmıştı bana.
Borman, liyakatin yerine parti liderine bağlılığın belirleyici olmaya başladığını söylemişti.
O günlerde Türkiye Başbakanı Turgut Özal bizdeki bürokratları çağırır ve onları dinlerdi.
Türkiye’de liberal ekonomiye geçişin yaşandığı yıllarda Kıbrıs Türkiye için bir modeldi.
Özal’ın danışmanlarından Kıbrıslı Türk Bülent Şemiler, Turgut Özal’ın Türk parasını Kuzey Kıbrıs’ta “convertible” yapmak istediğini, Kuzey Kıbrıs’ı serbest bölgeye dönüştürmek için girişim yaptığını söyler her konuştuğumuzda…

Ama bizimkiler buna karşı çıktı.
Çıkanlar hala bunu övünerek anlatırlar!
Sanki Özal paketine karşı çıkılarak çok büyük bir iş başarılmış gibi.
Özal Kıbrıs sorununu Baba Bush ile birlikte çözmek için de çok uğraştı.
Ama onu da başaramadı…
2013 yılında Kıbrıs sorunu devam ediyor ve biz hala sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşamadık.
Kavuşmayı bir yana bırakın, gelinen aşamada bu topraklarda hayata merhaba diyen 80’li, 90’lı iyi eğitim almış gençler geleceklerini gurbet ellerde aramak zorunda kaldılar.
1983 yılında ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sahiplenerek “Ben oradaydım, KKTC bizim eserimiz” diye kavga edenler nedense ülkenin içine sürüklendiği çıkmaz ve sorunlar yumağının sorumluluğunu başkalarına atarlar.
Yönetimde kalma rekoru kıranlar ve onlarla birlikte bozuk ve sürdürülemez olan yapının ortaya çıkmasına katkı koyanlar, bugün birlikte “onurdan” söz edebiliyorlar.
Hangi onurdan?
Doğrusu bu sorunun cevabını artık vermek zorundayız.
Bir şekilde aynaya bakarak, özeleştiri yapabilmeliyiz.
Kendi gençlerine gelecek vaat edemeyen yapı, maaşları ödeyemeyecek durumdadır!
Kimse bu durumun tek sorumlusu olarak Türkiye’yi gösterme kolaycılığı ve sorumsuzluğu içine girmesin
.
“Onur” diyerek softa şaşırtması yapmaya kalkmasın.
“Onur” kabukları kırarak ve dünyayı doğru okuyup buna göre değişebilmeyi başararak elde edilir.
Sürdürülebilir bir ekonomik yapı ile ‘onurlu’ bir yaşam sürdürmenin yolu açılır.
Taşıma su ile değirmen dönmez.

Bunun böyle olacağını sananlarla da bir yere varılmaz.
Daha çok çalışmalı, daha çok üretmeli, rekabete açık bir yapı oluştururken, rekabete açık kişi ve kurumların sayısını artırmalıyız.
Yoksa bir yere varamayız.
Bu gemiyi de lafla yüzdüremeyiz..

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam