05 Aralık 2016

Olmadı Sayın Başbakan…

Haber İçi Üst

Türkiye’ye taahhüt verildi mi, verilmedi mi?.. Günlerdir tartışılıyor. Hepimiz de biliyoruz ki, o geciken maaşlarla bağlantılı olarak bu taahhüt verilecekti. Nitekim verildi de. Artık tartışmaya gerek yok, Başbakan bir kaç kez açıkladı…

Dün de Bakanlar Kurulu öncesinde gerekçesini kendince ortaya koydu. Sayın Siber’i ilk kez bu kadar gergin gördüm. E, kolay değil, ekonomik protokolün karşısında duran bir partinin milletvekili ve adayı olarak, “böyle bir taahhüdü imzaladım” sözlerini rahatça söylemesi beklenmezdi…

Ancak Sayın Başbakan keşke başka bir gerekçe bulsaydı. Özelleştirmenin de içinde olduğu protokole uyacağını teyit eden bir mektubu imzaladığını kabul etti, ardından da “İmzayı attık ama özelleştirme mi yaptık” diyerek, gayri ciddi bir savunma yaptı. Keşke “Değiştirmek için süremiz yoktu, biz geçici bir hükümettik” deyip, bıraksaydı. Hatta ilk açıklamasının arkasında durup, “Ekonomik protokol, iki ülke arasında Anayasa hükmünde bir uluslararası anlaşmadır, kolay kolay bozulamaz, iptali için yeni anlaşma gerekir. Bizim bunu yapmak için süremiz yok, gelecek hükümet değerlendirir” söylemini tekrarlasaydı. Ki o söylem, daha inandırıcıydı. Ama bu son sözleri, Arap’ın hikayesine benzedi. Hani çölde fırtına çıktığında hurma ağacının tepesine çıkan Arap inemez de, korkusundan “Allahım şu ağaçtan bir ineyim şu kadar kurban keseceğim diye vaatleri arttırır durur. Bir kurban, iki kurban, deveye kadar gider. Sonunda kurtulur. Ancak ağzından çıkan tek söz, “mafiş kurban”dır…

Yalnız bir noktada hakkını verelim. Sayın Başbakan, şeffaflık konusunda oldukça iddialı. Nitekim “Evet imzaladım” demesi, partisinin duruşuyla çelişse de, gerekçeleri tartışmalı olsa da, kim ne derse desin, bir şeffaflık örneği. Ayrıca benzin zammını seçim sonrasına bırakmaması da bir başka örnek. Bu tutumun da Dr. Sibel Siber’in bildiğimiz, saygın karakterinden kaynaklandığından eminim. Onun yerinde kaşarlanmış bir politikacı olsaydı, bin dereden su getirir, inkar ederdi…

Taahhüt konusu TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’yı da fena kıstırdı. Hatırlarsanız, “Türkiye’ye ekonomik protokol konusunda verilen bir taahhüt varsa, hükümetten çekilirim” demişti. Şimdi “Bakanlarıma sordum, ‘yok’ dediler” diyor. Diğer yandan CTP Genel Başkanı Yorgancıoğlu bakanların bilgisi olduğunu açıklıyor. Başbakan da mektubu imzaladığını söylüyor. Çakıcı’nın var mıydı, yok muydu diyerek tartışmaya devam etmesi, verdiği sözü yerine getirmemek için zaman kazanma manevrası gibi. Gerçi şunun şurasında bu hükümet kaç gün daha gidecek. İstifa etse ne, etmese ne.

Yalnız, önemli olan bir şey var, siyasette bol keseden büyük sözler verenler, sonra da çeşitli bahanelerle o sözlerden caymayı beceriyorlar… Bizler de inandığımızla kalıyoruz, o kadar…

YERİN KULAĞI VAR

İNŞALLAH SEÇİM SONRASI DA DEVAM EDER:
Bugünlerde CTP’nin aydınlık yüzü olan ve 28 Temmuz seçimlerinde CTP’ye büyük avantaj sağlayan Sibel Siber hükümeti, yavaş yavaş yolun sonuna geldi. Seçim süresince bu avantajı kendi hanesine artı olarak yazan CTP, bakalım seçim sonrası Sibel Hanım’a karşı nasıl bir tavır takınacak, bayağı merak ediyorum…

BAŞBAKAN’DA SİNİRLER GERİLDİ:
Başbakan Sibel Siber’i dün ilk kez bu kadar sinirli gördüm. Bakanlar Kurulu öncesi yaptığı açıklamada, akaryakıta gelen zam nedeniyle gazete manşetlerine yansıyan haberlere oldukça üzülen Siber, “Elimizde olan bir şey değil, otomatiğe bağlandığı için dövizdeki artış nedeniyle bu zamları yapmak zorundayız” diyerek kendini savunmaya çalıştı. O zaman Sayın Başbakan, geçmiş hükümet döneminde akaryakıta yapılan zamlara gösterilen tepkilerin de haksız olduğunu mu anlamamız lazım bu söyleminize göre…

OTOMATİK ZAMMA DEVAM: UBP döneminde başlatılan, akaryakıta otomatik zam uygulamasına Başbakan Siber de sahip çıktı. Bizim bundan anladığımız, hükümetler değişse de bu uygulama devam edecek. Bunun nedeni sadece ham petrolün ya da dövizin artışı değil. Hükümetler, bütçeye gelir getiren, akaryakıt üzerindeki dolaylı vergiden vazgeçmeyi de maalesef göze alamıyorlar…

SEFASINI SÜR:
CTP-DP-UG ve TDP koalisyonunun arasına mektup krizi girdi. Her ne kadar TDP “haberim yok” dese de, haberi olduğu kesin. Şimdi Sayın Çakıcı bu taahhüt işini, seçime beş kala nasıl oya tahvil edeceğinin çarelerini arıyor. Bence bu işi fazla uzatmanın alemi yok. Zaten şunun şurasında 3-5 günlük hükümet ömrünüz kaldı. CTP’nin seçim sonrası sizinle ortaklık yapmayacağı belli olduğuna göre, bence kavgayı bırakıp sefasını sürmeye bakın…

DEVLETİN HİÇ Mİ SUÇU YOK:
AKSA’ya denizlerimize yaptığı tahribat sonrası kesilen ceza her platformda tartışılıyor. Cezayı az bulanlar kadar, yeterli bulanlar da var. Yaşanan bu çevre katliamında AKSA’nın ihmalkarlığı tartışılmayacak bir gerçek. Evet, AKSA suçlu, ancak denetim görevini yapmayan yöneticilerin hiç mi suçu yok? Bence en az AKSA kadar onlar da suçlu…

BÜTÇEYE EL AÇTIRAN, KAMU:
Kamuda tasarruf yapmanın önemini sık sık vurgularım ve bu yolla cari giderlerimizi kendi gelirlerimizle sağlamamızın mümkün olabileceğine inanırım. Personel giderlerinden tutun da, yurt dışı seyahatlere bir hovardalıktır gidiyor. Ondan sonra her ay maaşlar için el açıyorsunuz. İşte size çarpıcı bir örnek; UBP’nin son döneminde RHA’lara alınan bir aylık benzin tutarı 4600 TL, Siber hükümetinin aylık benzin harcaması ise sadece 419 lira. Ya Bakanlar Kurulu olarak bir restoranda harcanan 3 bin TL… Tabii dileyelim ki, bunları eleştirenler seçimle işbaşına geldiklerinde aynısını yapmasınlar. Bu güne kadar bir fark göremedik de…

EKSİK AÇIKLAMA:
Kıbrıs Postası internet sitesi, dün bir kaç saat boyunca, siyasi gelişmeler yerine, hayvanlar aleminden manalı haberler yayınladı. Daha sonra bunun gerekçesini, “Medyanın haber yapma özgürlüğüne getirilen kısıtlamayı protesto” olarak açıkladı. Ama açıklama eksikti, kim, hangi haberin yayınlanmasını engellemişti, basın özgürlüğüne kısıtlama getirebilen bu güç kimdi ve diğer gazeteciler neden bu baskıya maruz kalmıyordu, anlayamadık. Eğer daha açık olsaydı, protestolarına bizler de destek verirdik…

TERCİH UBP’LİLERİN:
UBP’den ayrılıp Ulusal Güçler adıyla Demokrat Parti’ye geçen Hasan Taçoy; “UBP şu anda İKUBP’ye, yani İrsen Küçük Ulusal Birlik Partisi olmaya gidiyor” demiş. Daha önce de birileri Ulusal Birlik Partisi’nin DEUBP’si olduğunu iddia etmişti. Partinin İKUBP mi, yoksa DEUBP mi olacağına, bırakın da partililer karar versin. Hele bunları söylemeye İKUBP’den ayrılıp, DP-UG’ye geçen Taçoy’un hiç hakkı yok…

ZİRVEDEKİLER

Seçmen: Her seçimde siyasilerden yediği onca kazığa rağmen, seçim dönemlerinde verilen hiçbir sözün tutulmadığını bile bile, hala daha bu pehlivanların peşinden koşuyor olmalarını anlayamıyorum. Yıllardır yaşadıkları bunca aldatılmaya rağmen, hala daha partilerin arkasında koşup bayrak sallayan tüm seçmenleri kutlamak istiyorum. Bile bile lades olmak böyle bir şey herhalde…

DİPTEKİLER

Hasan Taçoy: “KTHY kapatılmasa da olurdu” diyor. KTHY’nin, CTP’nin son döneminde başlayan çöküşten kurtulması için alınması gereken tedbiri, Cumhurbaşkanlığı’na hazırlanan Eroğlu’nun sırf seçimi olumsuz etkilemesin diye almadığını, kendinin de o kararı veren bakan olduğunu unutturmaya çalışıyor. Elinde para çantasıyla gelen yöneticinin, bu tutum üzerine parayı da alıp “eyvallah” çektiğini… Üstünden zaman geçtikten sonra atıp tutmak kolay. Nasıl olsa bu halk balık hafızalı…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam