06 Aralık 2016

Olimpik ruh ve ırkçılık

Haber İçi Üst

Dünya sporunu günümüzde üç tehlikeli virüs sarmalamış durumda: Irkçılık, şike ve doping.
Biz görmezden geliyoruz veya görmezden gelmeyi tercih ediyoruz ama maşallah üçü de bizde mebzul miktarda üretilmektedir. Toprağımız mümbit.
Öte yandan 2000 Olimpiyatlarının İstanbul’a verilmesini ısrarla talep ediyoruz. Biz el-âlemi kör sanıyoruz. Kara haberi benden alın: Olimpiyat organizasyonu Türkiye’ye verilmeyecek. 50 yıl sonra belki.
Modern sahalar yapabilirsiniz ama statları dolduracak izleyici zor bulursunuz. 20 yaş altı futbol şampiyonası Türkiye’de yapılmaktadır. Bu maçlarda geleceğin yıldızları top koşturmaktadır. Ama statlar boş. Hani, biz futbolu çok seviyorduk! Futbol böyleyse Olimpik spor dallarındaki ahvali, varın siz tahayyül edin.
                                                                              ***
Mersin’de düzenlenen Akdeniz Oyunları da aslında bir felâket. Oyunlar daha başlamadan 8 oyuncumuz dopingli bulundu ve oyunlardan ihraç edildi. Halter erkek takımından 8’i dopingli çıktı. Halter Federasyonu Başkanı “İnşallah bundan sonra kimse doping yapamayacak” dedi. Federasyon başkanlarının her sözü, birer inci. “Oyunlar öncesi niye kontrol ettirmiyorsun da bir ülkeyi rezil ediyorsun?” diye soran yok. Son haftalarda toplam 15 Türk sporcu dopingli çıktı.
Büyük yetenek Süreyya Ayhan’ın, doping nedeniyle atletizm kariyeri noktalandı. Atletizmde tek Olimpiyat şampiyonu Aslı Çakır Alptekin ve Avrupa şampiyonu Nevin Yanıt dopingle suçlandılar.
Şike meselesine hiç girmeyelim. Zaten Türkiye şikeyle çalkalanıyor. Şikeye teşebbüsten UEFA, Beşiktaş’a bir yıl, Fenerbahçe’ye 2+1 yıl Avrupa futbol müsabakalarına katılmama cezası verdi. (Biz de buna bahaneler uydurmakla meşgulüz. UEFA Türkiye’yi karıştırmaya çalışıyormuş, falan filan.) 
Akdeniz oyunlarında Türk bayrağını milli güreşçi Rıza Kayaalp taşıdı. Maşallahı var, kalıplı delikanlı. Ama bu delikanlı Gezi Parkı olayları sırasında şöyle bir tweet atmıştı: “Sizin yaptığınız eylemi s.eyim, vatan hainleri. Yazıklar olsun size, Ermenilere bıraktınız meydanı. Allah belânızı versin, eylemci çapulcular”. (Kelimeleri değiştirmedim ama grameri biraz düzelttim. Garibimin Türkçesi oldukça zayıf.) 
Bu resmen ırkçı bir söylem. Değil bayrak taşıtmak, Rıza efendiyi oyunlardan ihraç etmek gerekirdi. Yunanistan, meselâ, böyle yaptı. Ama hayır, bizde ırkçılık yok ya.
                                                                       ***
Bir futbol maçında, bir izleyici Drogba’ya muz sallar. Yani ona “Sen insan değil, maymunsun” demek istiyor. Başka ülkelerde bu türden şeyleri yapanlar cezalandırılır ve bir daha stada sokulmaz. Bizde bahane uydurulur: Yok midesi ağrıyormuş da, yok ülseri varmış da, bir arkadaş yemesi için kendisine bir muz vermiş de muzu soyacağı anda Muslera bilmem ne yapmış da muzu ona sallamış. (Ben 18 yaşımdan 60 yaşıma kadar ülserle cebelleştim. Lefkoşa, Londra, Ankara, Moskova’da sayısız doktora göründüm, hiçbir doktor bana muz yememi tavsiye etmedi. Belli ki bunun ülseri özel bir ülserdi.)
Gene bir maçta, bir oyuncu, Afrika kökenli bir oyuncuya “Nigger” diye hakaret etti. Afrikalı şikâyet edince vaveyla koptu “Bizde ırkçılık yok” diye. Sonuç: Sümen altı.
Maçlarda anons yapılır: “Ayağa kalkmayan Ermeni olsun”. Ve herkes, kurulmuş saat gibi, ayağa fırlar. Birileri de çıkıp “Ben Ermeni’yim lân, ne olacak?” demeyi akıl etmiyor. Çünkü kimse ırkçı değil.
                                                                         ***
CHP’li kadın bir milletvekili çıkıp Cumhurbaşkanı Gül’ün annesinin Ermeni olduğunu ilân eder. Ve ayıp ediyor. Cumhurbaşkanı bunu hakaret olarak kabul ediyor ve milletvekilini dava ediyor. O da ayıp ediyor.
Araştırmacı gazeteci Uğur Dündar, derin araştırmalardan sonra, Başbakan Erdoğan’ın “Türkleri niye sevmediğinin gerçek nedenini” keşfediyor. Nedeni de şuymuş: “Erdoğan’ın annesi Gürcü Yahudisi, babası da Rum” imiş.
Erdoğan’ı sevmeyebilirsiniz. Onu insafsızca eleştirebilirsiniz. Ama ırkçılık yapmaya ne gerek var? İşin ilginci, insanların çoğu böyle bir söylemin ırkçı olduğunun dahi farkında değiller.
Bunu nereden mi çıkardım? Facebook’ta izliyorum. Dündar’ın bu yazısını on binlerce insan “like” yaptı, on binlerce insan da “share” yaptı. Bir ülkede bu kadar çok ırkçı olamaz. Belli ki bunu ırkçılıktan saymıyorlar.
                                                                              ***
Irkçılık, şike ve doping olimpik ruhla bağdaşmıyor. Hani, Atatürk’e atfedilen bir vecize var: “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlâklı olanını severim”. Günümüzde o vecize değiştirilip ters yüz edildi: “Ben sporcunun ırkçı, şikeci ve dopingli olanını severim”.
İşin içine para, hem de büyük paralar girince spor yozlaştı.  Köyde bizim bir komşumuz vardı. Adı Ali’ydi ama herkes onu Palta (Balta) Ali olarak bilirdi. Rahmetli, boğuk ve kalın sesiyle şöyle derdi: “Beyt’ül Hacer, becer da nasıl istersang becer.” 
Spor müsabakalarında Palta Ali ilkesi geçerli oldu. Bu, elbette, sadece bizde değil; tüm ilkelerde geçerli olan bir ilke haline gelmiştir. Ama bizde bunlar çok üst üste gelmiştir.
Bu nedenle yakın bir gelecekte Olimpiyatlar, tatlı bir hayal olarak kalmaya mahkûmdur.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam