07 Aralık 2016

Öcalan başlattı Öcalan bitirir

Haber İçi Üst

KÜRTLERİN EŞİTLİĞİ GÜVENCE ALTINA ALINMALI…
Kürt meselesinin çözümünü ben ve benim gibi düşünen başka liberal insanlar bir müzakereye bağlı olarak değil, doğrudan doğruya hükümetlerin görevi olduğunu düşünüyoruz. Yani bir hükümet, bir devlet, öncelikle bir Kürt yurttaşı olarak benim eşitliğimi ve özgürlüğümü garanti altına almalı, haklarımı yaşayabilmemi sağlamalıdır

BU İŞİ ÖCALAN BİTİRİR…
Ben bundan 6 -7 yıl kadar önce Neşe Düzel’le yaptığımız bir röportajda “Öcalan başlattı, Öcalan bitirir” demiştim. Abdullah Öcalan’a hiçbir zaman yakın durmadım ve hep muhalif kaldım. Öcalan’ın düşüncelerini, dünyaya bakış açısını hiç bir zaman benimsemedim, ama kendi örgütü üzerindeki otoritesini de hiç tartışmadım. O kendi örgütünün tartışılmaz bir lideridir. Onun için ben onun örgütüne dönüp “siz bu insanı dinlemeyin, bu sizi yanlış yola götürür” demem, diyemem ve böyle bir hakkım yok. Örgütünü savaşa Öcalan soktu, ancak yine Öcalan geri çekebilirdi; ikinci bir kişi de yoktu

Havadis-ÖZEL
Helsinki Yurttaşlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Fırat, Havadis Ankara Bürosu’nda Türkiye’de yaşanan “çözüm süreci” ile ilgili soruları yanıtladı. Ümit Fırat, Kürt meselesinde yıllarca süren bir inatlaşma sonucunda nihayet bu noktaya gelindiğini söyledi ve ekledi: “Şimdi gelinen bu noktada Kürt meselesinin çözümünden ziyade yaşanan şiddetin, çatışmanın durması daha fazla ön plana çıkmış vaziyette.” Fırat, Türkiye’de yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç bulunduğunun altını çizdi ve “Hükümet Kürt yurttaşlarının eşitliğini garanti altına almalıdır” dedi. Ümit Fırat,  “Bu işi Abdullah Öcalan başlattı, Öcalan bitirecek” ifadelerini de kullandı.

Havadis: Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ümit Fırat:
Yıllarca sürdürülen bir inatlaşma sonucunda nihayet bu noktaya gelindi. Önemli engeller vardı tabii. Bugünlere gelinceye kadar devletin geleneksel bir tutumu vardı. Genelde toplumsal meselelerle ilgili muhatapları ile görüşme yapmama veya sorunları yok saymak gibi bir tutum. Problem çözmek yerine, çöpü daima halının altına süpürür, adeta görmezden gelirdi;  bu tutumu bir alışkanlık olduğu için de pek yadırganmazdı. Yani problemlerini çözmemeyi bir sistem haline getirmişti. Şimdi biz yıllardan beri hep dedik ki, devletin görevi, vatandaşlarına eşit ve özgür şartlarda bir hayat sağlamak, bunun zeminini hazırlamaktır. Bunun için seçilmiş hükümetlerin devleti kontrol etmek gibi bir yetkisi veya inisiyatifi de olmalıdır. Türkiye’de bu anlamda hükümetler pek başarılı olmuyordu. Tabii mevcut hükümet de henüz bunu tam olarak başarabilmiş değildir. Ama kısmen de olsa kendisinin de bir ağırlığı olduğunu ortaya koymayı ve eski devlet alışkanlıkların ve devleti arka planda kalarak yönetenlere karşı bir takım üstünlükler sağlamayı başarmaya başladı.
“Bir hükümet Kürt yurttaşlarının eşitliğini garanti altına almalıdır”
İşte bu noktada o eski alışkanlığı kırıp hem topluma doğrudan doğruya vaadi olan ve gerçekleştirmek için mecbur olduğu şeyleri yapmaya başladı. Toplum beklentilerine yönelik bir takım ciddi reformlar veya iyileştirmeler gerçekleştirildi. Diğer yandan da Kürt meselesi gibi zaman içerisinde büyüyerek Türkiye’nin en büyük siyasi ve sosyal meselesi haline gelmiş problemine el attı. Pek çok metodu deneye deneye bugüne geldi. Şimdi gelinen bu noktada Kürt meselesinin çözümünden ziyade yaşanan şiddetin, çatışmanın durması daha fazla ön plana çıkmış vaziyette. Kürt meselesinin çözümünü ben ve benim gibi düşünen başka liberal insanlar bir müzakereye bağlı olarak değil, doğrudan doğruya hükümetlerin görevi olduğunu düşünüyoruz. Yani bir hükümet, bir devlet, öncelikle bir Kürt yurttaşı olarak benim eşitliğimi ve özgürlüğümü garanti altına almalı, haklarımı yaşayabilmemi sağlamalıdır.

“Öcalan başladı, Öcalan bitirir”
Elbette çatışmalar veya şiddet eylemlerinin devam etmesi, bu sorunun da adeta bloke edilmesine yol açıyordu. Şimdi Türkiye’nin normalleşeceği bir arayış içerisindeyiz biz. Ancak normalleşmiş bir Türkiye’de hakların, özgürlüklerin, hukukun yaşanabilir bir hale gelmesi mümkündür. Türkiye’de her gün tabutlar taşınırken siz bazı siyasi sosyal reformlar talep ederken zorlanıyorsunuz. İstediğiniz zaman da sizi duymuyorlar. Aktüel hale getiremiyorsunuz ve bir ağırlığınız olmuyor. İşte bugün bunu başarmaya çalışıyorlar.  Ben bundan 6 -7 yıl kadar önce Neşe Düzel’le yaptığımız bir röportajda “Öcalan başlattı, Öcalan bitirir” demiştim. Abdullah Öcalan’a hiçbir zaman yakın durmadım ve hep muhalif kaldım. Öcalan’ın düşüncelerini, dünyaya bakış açısını hiçbir zaman benimsemedim, ama kendi örgütü üzerindeki otoritesini de hiç tartışmadım. O kendi örgütünün tartışılmaz bir lideridir. Onun için ben onun örgütüne dönüp “siz bu insanı dinlemeyin, bu sizi yanlış yola götürür” demem, diyemem ve böyle bir hakkım yok. Örgütünü savaşa Öcalan soktu, ancak yine Öcalan geri çekebilirdi; ikinci bir kişi de yoktu. O zaman örgütünün savaşı bırakmasına ancak o karar verecekti ve bu kararını icraata geçirmesi için de kendisine bir şekilde imkân hazırlamak lazım.
Havadis: Şu anda silahların bırakılması nihai hedef olarak ortaya kondu, bundan sonra nasıl adımlar atılmalı?
Ümit Fırat:
Burada Türkiye birtakım reformist hedefler öne koymalıdır. Önce temel hak ve özgürlükleri bugüne kadar kısıtlayan, tıkayan anayasalar yerine önünü açan, garanti altına alan demokratik, sivil ve yeni bir anayasa yürürlüğe girmelidir. Halen yürürlükte olan ve bundan önceki anayasalar, 1920’lerin ruhu ile inşa edilmekte olan Türk milliyetçiliği esası üzerine kaleme alınıp oturtulmaya çalışılan metinlerdi. Asimilasyonist, baskıcı, inkarcı bir mantığın yanı sıra bireyi değil de devlet otoritesini hâkim kılan bir anlayışla hazırlanmış anayasalardır. Otoriter ve Vesayet rejimini yaratan anayasalardır. Yeni bir anayasa ile Türkiye’de devlet ile yurttaş arasındaki ilişkinin tersine dönmesini bekliyoruz. Yurttaşların, fertlerin öne çıkacağı, hizmet alacağı, hak sahibi olacağı, devletin de bunları sağlamakla yükümlü olacağı, hizmet vereceği bir statü. Mevcut anayasada vatandaşlığın bir tanımı var; “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”
Keza, “Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;” diye başlayıp “Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği” diye devam eden ve “TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.” cümlesiyle son bulan bir başlangıç bölümü var ki, tam bir mizah konusu.
Böyle tuhaf bir tanımlamalar var. Bunların artık kullanılmaması lazım. Yeni bir ruhla yeni bir toplum sözleşmesiyle, devlet yurttaş ilişkilerinin yeniden düzenleneceği bir metin oluşturulmalı.
“Bunların da artık çöpe atılması lazım”
Havadis: Nasıl yani?
Ümit Fırat:
Mevcut statünün, yarattığı kanunlar, pek çok idari metinler, genelgeler, tamimler, yönetmelikler, kararnameler ve uygulamalar var. Bunların da ayıklanarak bir kısmının artık çöpe atılması lazım. Yargı meselesi var; Türkiye’de birçok araştırmada, yargıçların büyük bir çoğunluğunun devletle yurttaş arasındaki problemlerde devletten yana tercihleri ağır bastığını belirten raporlar yayınlandı. Yani yargıda da devletin menfaatlerinin öne alındığı ve yargıçların, hukukun, mahkemelerin nasıl bir anlayışla hareket ettiğini gösteriyor. Buradan uzaklaşmak lazım. Bütün bu sistemin reforme edilmesi ile birlikte bir seferberlik ruhu, bir kampanya ile yeni bir eğitimle bunu çözebiliriz. Öyle her şeyin bir devrimle altüst edilmesi yanlısı değilim, ama bu konuların aşılması için bir tür kültür devrimi olabilir.
“Suriye’deki Kürtler Ankara diyor”
Yine bu anayasanın yerini yeni bir anayasanın almasından sonra eğitim hakkından tutun da, gündelik hayatımızda birbirimizden ötekiler algısıyla uzaklaştığımız noktaların tespit edilip giderilmesi lazım. Eğer Ankara demokrasi vadediyorsa, Suriye’deki Kürtler de Şam mı Ankara mı sorusunda, Ankara’ya yakın olmayı tercih edeceklerdir. Tabii demokrasi şartını bir kez daha belirtmek gerekiyor. Irak Kürtleri de zaten tercihlerini yapmış. Hiç bir zaman Bağdat’a angaje olmadılar/olamadılar. 1916’da Birleşik Krallık, Fransa ve Rusya arasında yapılan Sykes Picot anlaşmasıyla parsellenip taksim edilen topraklar üzerinde uydurulmuş devletler var. Tarihsel bir Irak, tarihsel bir Ürdün, tarihsel bir Suriye yoktur. Arsalar halinde çizilmiş ve üzerinde devletler kurulmuş. Kürtler ve Kürdistan’ın bir kısmını da oralarda kalmış veya ikamet etmeye zorlamışlar.
“Orta Doğu’da ciddi bir siyasi ağırlık kurulabilir”
Bu zincir kırıldığı zaman elbette ki siyasi sınırlar artık fazla değişmeyebilir; ama bölge bir barış havzasına dönüştürülebilir. Ekonomik bir zenginlik olarak, Irak Kürdistan’ı içerisinde büyük enerji kaynakları yatıyor. Elbette enerji kaynaklarının artık tek başına bir anlamı yok. Enerji nakil yolları/hatları da bu değerlerin vazgeçilmez bir unsuru halindedir. Bir de onlardan nasıl yararlanması söz konusu. Bence Türkiye’nin Azerbaycan’la, İran’la ya da Rusya ile yaptığı enerji anlaşmalarından çok daha hem ekonomik hem de rahat hizmet alabileceği koşullar var. Rusya istediği zaman vanayı kapatabilir. Türkiye’nin bir dönem dış politika yanlışları veya bir şeyleri heba etmesinden dolayı bir bağımlılık söz konusu ve bu yüzden bloke edebilirler. Oysa sizin Erbil’den Kerkük’ten alacağınız enerjiyi Kürtler o biçimde bloke etme pozisyonuna giremezler; çünkü onların da başka çareleri yok. Karşılıklı bağımlılık söz konusudur. Bunu sağlamak çok kolaydır ve toplumun barışçıl yaşaması büyük bir ticari potansiyeldir. Keza hem dünya ülkeleri nezdinde, hem de Orta Doğu’da ciddi bir siyasi itibar ve ağırlık sağlanabilir.
Havadis: Türkiye oraya doğru mu evriliyor şu anda?
Ümit Fırat:
Galiba bunu hedefliyor. Şu andaki gelişmeler o yönde galiba. Eğer PKK ile silahlı çatışmayı bırakıp bölge ilişkilerinde daha bir normalleşmeye giderse, Suriye Kürtlerini de Türkiye kazanmış olur. PKK’nın şu an Suriye Kürtleri arasında dominant bir siyasi pozisyona sahip. Türkiye geçmişte inatla Kürt meselesini görmezden geldi. Irak’ta oluşan Otonom Kürdistan yönetimi için resmi söylem, basın ve televizyonlar hala daha Irak’ın Kuzeyi veya Kuzey Irak ifadesini kullanıyorlar. Böyle bir tanım yok aslında. Orada Irak anayasasına göre Kürdistan otonomi yönetimi var. Kürdistan Başkanı, Başbakanı var, hükümeti ve parlamentosu var. Üstelik anayasası da var. Bu dil terk edildikçe insanların paranoyası da sona erer. Sokaktaki insan Kürtlerin herhangi bir hakka, hukuka, özgürlüğe kavuşmasını kendisi için bir tehdit, Türkiye’nin bölüneceği gibi bir paranoya olarak görüyor. Oysa ki, dört yıl önce devlet Kürtçe bir televizyon kanalı kurdu. Buna karşı başta ana muhalefet partisi başkanı Deniz Baykal muazzam bir gerilim yarattı. Dört yıldı televizyon yayın yapıyor, Türkiye bölünmedi. Türkiye’de bir Kürt televizyonu var ve bu bizi tehdit ediyor gibi bir korku hiç kimsenin aklından geçmiyor. Onun için bu paranoyalar artık bırakılmalı. Türkiye’de şöyle bir algı var, “bir hakkı tanırsanız o sizi tehdit eder”, öyle değil. Sizden bir şey eksilmiyor. Sadece görmezden geldiğiniz şeyi görmeye başlıyorsunuz. Onunla yüzleşiyorsunuz.  
Havadis: Türkiye artık daha demokratik, daha çağdaş, farklılıklarını kabul eden bir noktaya doğru mu gidiyor?
Ümit Fırat:
Bugünkü hamle o. Tabii birtakım zigzaglar, iniş çıkışlar oluyor. Konjonktürel bazı gelişmeler süreç üzerinde etkili olabiliyor. Ben eski bir Marksist bir insanım, 80’den sonra daha reformist bir çizgiyi benimsemekle beraber hala solun birtakım etik değerlerini koruyorum ve onların bütün insanlar için de birer etik değer olmasını isterim. Gerçekçi olmak lazım; dinle, dindarlıkla pek bağım yok, ama Türkiye’de sol değil de dindar özellikleri ağır basan AK Parti Hükümeti kurulduktan sonra bazı şeyler, gerçekten temelden sarsılmaya, değişmeye başladı.
Yarın: Türkiye’deki rejim tartışmaları

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil