10 Aralık 2016

Niye olmasın…

Haber İçi Üst

Seçim havasına girilirken kim kazanır yerine, seçim sonrası düşünülmeli bence. Erken seçim nedeniyle birçok yaşamsal yasalar ne yazık ki geçirilemedi. Herkesin beklediği köhnemiş yapıdan kurtulmak için bir konsensüs sağlanamadı. Sadece UBP'nin bir kesimi değil, çok daha geniş bir kitle ne yazık ki siyasete, hala koltuk gözüyle bakıyor. Oysa bu bizim öncelikle kurtulmak zorunda olduğumuz bir hastalık.
CTP’nin UBP tarafından önerilen seçim tarihine onay vermesi, ciddiyetini ve erken seçim konusundaki samimiyetini gösteriyor. Ben bu desteği, ilerisi için bir zeytin dalı olarak görmek isterim.
Nasıl mı?
KKTC'nin acil ihtiyacı olan yeniden yapılanmayı sağlayacak ortamın yaratılması için bir anlayış birliği ile… Şimdi bugünden bakınca hiçbir partinin tek başına iktidar olmayacağı ihtimali kuvvetli görünüyor. Seçim sonuçlarının, bir koalisyonu gerekli kılacağını söyleyebiliriz. Böyle bir durumda, iki büyük partinin, ya da daha geniş bir yelpazenin kuracağı koalisyonda, KKTC’nin kazanacağı görüşündeyim… Geniş tabanlı güçlü bir koalisyon, uzun zamandır gündemde olan Anayasa, Seçim ve Halkoylaması, Siyasi Partiler gibi yasaların da Meclis’ten geçmesini sağlayabilecektir. Eğer uzlaşılırsa başkanlık sistemine bile geçilebilir… Böylesi güçlü bir koalisyonda, başta partizanlıklar olmak üzere, köklü ekonomik tedbirler geniş bir konsensüs anlayışıyla yumuşatılabilir. Yıllar yılı dile getirilen, ancak bir türlü gerçekleştirilemeyen UBP-CTP uzlaşması ile hem artık dibe vuran yapı yıkılır, hem de sosyal adaletin öne çıktığı yeni bir KKTC yaratılabilir…
Yıllardır beyinlerde sorgulanan ancak, dillendirmekten korktuğumuz, iki büyük partinin, yani UBP ve CTP’nin uzlaşması ve ülkeyi birlikte yönetme uzlaşısı korkmadan tartışılmalı ve Kıbrıs Türkü’nün geleceği için ortak müşterek aranmalıdır diye düşünüyorum. İdeolojilerin yıkıldığı, adalet ve refahın tek ortak çıkar olarak belirlendiği bir dünyada, 300 bin nüfuslu bu küçük adada biz bunu niye başaramayalım?.. İnanın böyle bir uzlaşıya destek veren tarihe geçecek, vermeyen tarihin çöplüğünde yerini alacaktır…
Şimdi bundan sonra gözler, partilerin ortaya koyacakları programlarda olacak. Aslında sadece programlar değil, çıkaracakları adaylar da bir o kadar önem taşıyacak. Özellikle son dönem yaşananları düşününce, seçmenin bu defa, işinin ehli, dürüst, hilesiz, hurdasız adayları seçmeye özen göstereceğine inanıyorum. Diğer yandan partilerin vaatlerini yakından izleyeceğiz. Hangisi samimi, hangisi gerçekçi ona bakacağız. Kağıt üstünde kalacak vaatlere sarılmayacağız. Daha çok kısa bir süre önce hep birlikte bu vaatlerden çark edenleri unutmadık, unutmamalıyız…
Önümüzdeki kısa süreyi bunları düşünerek geçirmeli, kararlarımızı olgunlaştırmalıyız. Bundan sonra, sen ben kavgalarının içinde boğulma lüksümüz yoktur. Çünkü, hem daha fazla kaybedecek zamanımız yok, hem de bu kavgaların halk olarak, bizim geleceğimizle bir ilgisi alakası yoktur… Mevcut sistemle gidilecek bir seçimin sonuçları ne olursa olsun, köklü bir değişikliği beklemek fazla saflık olacaktır. Ancak en azından önümüzdeki dönemi şekillendirmek elimizde. Ülkede siyasi ve ekonomik istikrara acilen ihtiyaç var. Bunları yapacak olan da, toplumun büyük bir kesiminden destek almış partilerdir. Kısır çekişmeleri bir yana bırakıp, toplum için bir şeyler yapmanın yollarını aramalıyız. Bunun için de halkın desteğini almış güçlü bir yönetime ihtiyaç var. Geçmişi, yaşanan kavgaları bir yana bırakıp, insanlarının mutlu ve huzurlu yaşadığı bir ülke yaratmak için uğraşmalıyız…
Yeni süreç umalım ki, hem devletimiz, hem halkımız için yeni bir başlangıç şansı olsun…

YERİN KULAĞI VAR
HÜKÜMET DÜŞER Mİ: Şimdi herkesin merak ettiği, hükümet düşer mi, düşmez mi; güvensizlik önergesi kabul edilirse, seçime hangi hükümetle gidilecek? Evet hükümet düşer düşmesine de, yeni bir hükümetin kurulması için süre yetmez. Sizin anlayacağınız, yenisi kurulana kadar, mevcut hükümet yoluna devam eder…
GÖZLER HÜKÜMETTE OLACAK: Baskın seçim bir bakma iyi oldu. Seçim yasakları başlamak üzere. Yeni yandaş istihdamları ya da devlet kaynaklarının kıyağa dönüştürülmesi için pek fırsat kalmadı. Yine de gözler hükümetin üzerinde olacak. Yaptıkları partizanlıkların ülkeye ve kendilerine verdiği zararı anlamış olduklarını dileyelim.
GERÇEK UBP’Lİ: Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun dünkü basın toplantısı, tam anlamıyla UBP tabanına yönelikti. Tabana, “Ben sizin ebedi liderinizim” diyen Eroğlu, gerçek UBP'linin kendini destekleyenler olduğunu iddia ediyor. İşte yıllar yılı herkesin el aman çektiği bencillik bu olsa gerek…
EROĞLU SİYASİ PARTİ MİDİR: Cumhurbaşkanı Eroğlu “Ben nankör değilim, ben gerçek UBP'liyim, onlar öyle, ben böyle…” demeye devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanı, siz siyasi parti misiniz ki kendinizi siyasi partilerle karşılaştırıyorsunuz? Eğer aklınız partinizde kaldıysa, vazgeçin Cumhurbaşkanlığı’ndan, geçin partinizin başına. Anayasa’nın bu kadar da ayaklar altına alınması yetti artık…
HERKES HESAP PEŞİNDE: DP'nin UBP küskünlerinin oyunu toplayacağı, TDP’nin de CTP oylarından çalacağı hesabı yapılıyor. Bence tutmaz… Lefkoşa Türk Belediyesi seçimleri daha çok yeni ve bu seçim sonuçları bir nevi kamuoyu yoklaması gibi. DP’nin adayı herkesin takdir ettiği Arabacıoğlu olmasına rağmen aldığı oy ortada. Dr. Hüdaoğlu için de aynı şey söz konusu. Hem UBP hem de CTP’de hizipleşmeler olmasına karşın, oyların bölündüğü söylenemez. O nedenle ben, genel seçimlerde de ciddi kaymalar olmasını beklemiyorum…
KİM İNANIR: UBP Kurultayı’na “müdahil oldum” açıklaması yapan ve kurultay süresince Ahmet Kaşif’in kazanması için seferberlik ilan eden Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun dün yaptığı, “güvensizlik önergesine destek vermedim” açıklaması ne kadar inandırıcı olabilir ki? İrsen Küçük’ün gönderilmesi için her yolu deneyen Eroğlu’nun, sütten çıkmış ak kaşık olduğuna kimse inanmaz…
BELLİ Kİ ÇOK BOZULMUŞ: Cumhurbaşkanı Eroğlu dünkü basın toplantısında İrsen Küçük’ün ABD ziyaretine gönderme yaparak, “Bir veya iki dış ziyaret yapmakla, seviyesinin çok altında kişi ve makamlarla görüşmekle havaya girmeye gerek yoktur” dedi. Belli etmese de bu ziyarette yer almamaktan oldukça rahatsız olmuşa benziyor. Neme lazım, kendisi her zaman ABD Başkanlarıyla görüşürdü…

BÖLGE HALKI ŞİKAYETÇİ: Akdeniz Karpaz Üniversitesi’nin Lefkoşa’daki binasının damında yer alan baz istasyonları bölge halkının huzurunu kaçırıyor. Daha önce de bu konuda üniversite yetkilileriyle görüşen bölge sakinleri, bir sonuca ulaşamamışlar. Bölge halkı, yüzlerce öğrencinin de eğitim gördüğü binadaki tehlikenin bir an önce giderilmesini istiyorlar…

 

ZİRVEDEKİLER
Şener Elcil: İlahi Sayın Elcil, gerçekten çok güldüm… Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Elcil, “Erken seçim ile gündem değiştirilmeye çalışılıyor” demiş. Yıllardır söylemediğini bırakmadığın hükümeti götürmenin, seçimden başka formülü mü vardı? Sandık kurulacak ve ak koyun, kara koyun belli olacak. Her şeye muhalif dedikleri bu olsa gerek. Tam zirvelik laf etmiş…

DİPTEKİLER
Polis Daha Hassas Olmalı: Gazetelerde bir polis bülteni vardı. Gerçekten görünce çok üzüldüm… İki serseri, kız arkadaşlarına saldırmış… Polis, bültende suçluların adının sadece baş harflerini yazmış… Mağdur kızların ise tam adını ve hatta araba plakasını… Böyle bir şey olabilir mi? Kızların mağdur oldukları yetmiyormuş gibi, bir de polis tarafından afişe oldular… Adalet mi bu? Bari onların da isimlerinin baş harflerini yazsalardı. Polis bültenini hazırlayanlar da, haberi atlayan biz gazeteciler de daha dikkatli olmak zorundayız. Çünkü bir de bizler mağduriyet yaratıyoruz…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil