07 Aralık 2016

Nereden nereye…

Haber İçi Üst

Hayatta doğrudan şaşmamayı öğretti babam.

Bir de hakkım olmayan hiçbir şeye el sürmemeyi.
Hem babam, hem de öğretmenimdi.
Akıncılar’da daha ilkokul sıralarında bana ilkeli durmayı, mazeret üretmeden başarmak için inatla çok çalışmayı öğretti.
Yaptığım her ne iş olursa olsun, onu hakkını vererek yapmayı.
Çocukluk günlerimde bazen bana söylediklerine anlam veremezdim.
Türkiye’den gazetelerin öğleden sonra adaya geldiği günlerde, Lefkoşa’da gazetelerin gelmesini ve okuyacağı gazeteyi alıp köye geri dönmeyi birlikte beklerdik.
Gazete okumadan geçen bir günü kayıp saymayı ondan öğrendim.
Daha çok küçük yaşlarda köşe yazısı okumaya çalıştığımda, “Bunlar senin için ağır olur, sen Hasan Pulur’u oku şimdilik” derdi.
Ben ise ısrarla Abdi İpekçi’yi, İsmail Cem’i okumaya, anlamaya çalışırdım.
“Koleje gidersen yabancı dil öğrenirsin, başarılı olabilmenin, kendini kurtarabilmenin yolu yabancı dil öğrenmekten geçer. Mutlaka yabancı dil öğrenmelisin” diye ısrar ederdi.
Kolej sınavını kazandığımı sınava girdikten çok sonra bir akşamüzeri babamdan öğrenmiştim.
“Artık hayatını kurtarabileceğin yol açıldı” demişti bana.
Orta üçüncü sınıfa geldiğimde beni İngiltere’de okumaya göndermek istedi.
Bunu yaptı da…
15 yaşında tek başıma Londra’nın yolunu tuttum.
İstanbul Havaalanı çok küçüktü o zaman.
Orada, 6-7 saat beklemiştim Londra’ya uçmak için…
Beklerken omuzlarımda artan yükü hissetmiştim.
Babam kısıtlı olanakları ile beni kendimi daha iyi yetiştirebilmek için İngiltere’ye okumam için gönderiyordu.
Mutlaka başarılı olmalıydım.
Onun dediği gibi kendimi çok iyi yetiştirmeliydim.
Londra’daki okul günlerim çok uzun sürmedi.
Demir Lady Thatcher okul harçlarına zam yapmış, koşullar zorlaşmıştı.
Koleje geri döndüm.
Kolej bittikten sonra Ankara’da ODTÜ’de okudum.
Zor koşullarda başarmayı orada öğrettiler bize…
İnsan olarak çevreye karşı duyarlı olmayı.
Ot gibi yaşamamayı…
ODTÜ’den mezun olurken sadece bir mühendis değildim.
ODTÜ’lü bir mühendistim.
Ve ODTÜ’lü olmak insana farklı sorumluluklar da yüklüyordu.
Bir ODTÜ’lü olarak çalışma hayatımda işimi hep en iyi şekilde yapmaya, yenilikçi olup, daha çok üretmeye ve toplumuma faydalı olmaya çalıştım.
Doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamayı ve doğru bildiğim yolda sonuna kadar yürümeyi kendime işar edindim.
Babamın hayatın her anında insanın öğreneceği yeni bir şeyler olduğu sözleri hep aklımın bir köşesinde oldu.
Bunun için de kendimi sürekli geliştirmeye, değişen dünyayı doğru okuyup ayak uydurmaya çalıştım.
Geçtiğimiz günlerde Basın Kartı Komisyonu’ndan sürekli basın kartımı alınca itiraf etmeliyim ki bir yandan gururlandım ama diğer yandan hüzünlendim.
“Zaman ne kadar çabuk geçiyor” diye düşündüm.
Gazeteciliğe başlayalı dün gibi daha…
Ama artık benim cebimde de sürekli basın kartı var.
Bir zamanlar bu kartın süreklisi bana ulaşılmaz gibi gelirdi.
Öyle değilmiş.
Geçip giden yıllar bana işimi en iyi şekilde yaptığım sürece başarıyı kimsenin engelleyemeyeceğini öğretti.
Birilerinin yalanlarına, ya da atacakları iftiralara en iyi yanıtın, ortaya konulacak başarılarla verileceğini bilen biriyim.
Başarının güç olduğunu babam yıllar önce sokmuştu kafama…
Bir de dürüstlüğün erdemini…
İnsana saygı ve sevgi ile büyüdüm ben.
Ve bu ülkeye, içinde yaşadığım topluma bir şeyler katma sorumluluğu ile…
Bugün ben de kendi çocuklarımı babamın yaptığı gibi dürüst ve sorumluluk sahibi gençler olarak yetiştirmeye çalışıyorum.
Binlerce kilometre uzakta olsalar da, bunun onların geleceği için olduğunu düşünerek teselli bulabiliyorum.
Bu arada bu ülkenin bir gün onların dönüp, gelecek arayabilecekleri bir noktaya gelmesi için de mücadele ediyorum.
Babalar Günü yarın ama benim yazı günüm bugün.
Ben bugünden tüm babaların Babalar Günü’nü kutluyorum…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil