10 Aralık 2016

Nefes kesen final…

Haber İçi Üst

Aylardır süren ve tüm topluma ilallah dedirten UBP Kurultayı’nda son nokta dün konuldu ve genel başkan adeta foto-finsh’le belli oldu. Oylarını kullanan 1412 delegenin 708’inin oyu ile İrsen Küçük, ipi göğüsleyen isim oldu. Rakibi Ahmet Kaşif ise son sandığa kadar 10 oy önde götürdüğü yarışı, son sandıkta aldığı oylarla kaybetti ve 701 oyda kaldı…
Dünkü kurultay aylardır süren kavga ve suçlamaların aksine olgun bir havada geçti diyebiliriz. Birçoğunun beklediği gerginlik salona ve dışına yansımadı. Bu geçmiş kurultayda yaşananları göz önüne alan ve tedbir alan divanın başarısı olarak notlarımıza düşüldü…
Kurultayın 21 Ekim’de olduğu gibi yine atbaşı bir yarışa sahne olacağı ve kazananın az bir farkla kazanacağı biliniyordu. Hem Sayın Küçük’ün, hem de Sayın Kaşif’in son güne kadar yaptıkları açıklamalar da, sonucun böyle olacağını belli etmişti. Kendiden emin konuşsalar da, akıllarının bir köşesindeki “acaba”,  tedirginliklerini dışa vuruyordu…
Kim ne derse desin, bu kurultay ve yaşanan süreç uzun süre akıllardan çıkmayacak. İlk sandığın açılmasıyla birlikte ibre bir Kaşif’e, bir Küçük’e gitti geldi. Resmen futbol maçı gibi bir kurultay izledik. Son sandık sonuçları, İrsen Küçük adına tam bir altın goldü…
Düşünün ki evinizde oynadığınız maça, daha ilk sandıkta şok bir golle başlıyor ve 148’e 123 geriye düşüyorsunuz. Ve ikinci sandıkla birlikte Küçük lehine gelen bir gol ile maçı dengeleyip, üstünlüğü ele geçiriyorsunuz. 288- 285. Bu sonuç, rakibin hiç de yabana atılmayacağını hatırlatıyor ve tedirginlik sarıyor tüm takımı… Üçüncü ve dördüncü sandıklar ise tam bir şok yaratıyor Küçük ve takımına. Ardı ardına gelen goller, bir anda moralleri de yerle bir ediyor. 563-573 mağlup giriyorsunuz, her şey bitmiş gibi görünüyor, maçı çevirmek için büyük bir sürprize, altın gole ihtiyaç olduğunu anlıyorsunuz. Son sandığa, ev sahibi moralman çökmüş, rakip takım ise “Bu iş bitti, fark kapanmaz” havasıyla giriyor. Hatta seyircinin birçoğu “kaybettik” düşüncesiyle sahayı ufak ufak terk etmeye başlıyor. Son sandık olmak ya da olmamak…
Küçük taraftarı divan üyelerinin yüzünden terler boşalıyor, vücut dilleriyle de bu iş bitti diyorlar. Aslında sadece Küçük taraftarları değil, ben dahil, kurultayı ekranlardan izleyen herkes, son sandıkta 10 sayılık farkın kapanması bir yana, daha da açılmasını bekliyorduk. Hani futbolda bir söz var, hiçbir maç, hakem düdüğünü çalmadıkça bitmez diye. İşte dün bunu bir kez daha gördük.  Son sandık, olmaz denileni oldurdu… Kaşif’in kazanmak için kalan 273 oyun sadece 131’ini alması yetecekti. Ama olmadı ve sadece 128 oy alarak 701 oyda kaldı. Bu sonuç ne Kaşif, ne de taraftarlarının beklediği bir sonuçtu. İrsen bey bile, sandalyeye yığılmış, adeta kaderine razı olmuş gibiydi. İnanın son sandıkta çıkan sonuçlar onun için de sürpriz oldu. Zaten kazandığını anladıktan sonra döktüğü gözyaşları, bunun en somut göstergesiydi…
Bugünden sonra UBP’de yepyeni bir sürecin başlayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Kurultay’da açıkça taraf olan Eroğlu, bertaraf olmuştur. Yani parti bir anlamda vesayetten kurtulmuştur. Bundan sonra, sadece parti için değil, Kıbrıs Türk halkı için daha çok çalışıp, boşa kaybedilen zamanı yakalamaları gerek… Üstelik bunu hepsi birlikte yapmak zorundalar. Neden derseniz, seçime sadece 1 yıl var. UBP içindeki iktidara, bizzat parti içinden yapılacak her eleştiri, muhalefetin işine yarayacak, 2014 seçim sonuçlarını belirleyecektir.
***********************************************

Bu defa lafta kalmasın, hükümet göreve…
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun, “dinleniyoruz” açıklaması, kurultay maksatlı söylenip, unutulacak cinsten bir iddia değil. Yıllar önce yine bir seçim öncesi, Başbakanken “Peşimde MİT ajanları var” demiş, seçimden çekildikten sonra da, Başbakanlığa devam ettiği halde, konunun üstüne gitmeyip, unutulmasını tercih etmişti. Şu anda Cumhurbaşkanı’dır.  Bu kez de mi böyle olacaktır? Yani bir Cumhurbaşkanı telefonlarının dinlenmeye devam etmesine göz mü yumacaktır. Ya hükümet? Onların da bu iddianın üstüne gitme görevi yok mudur? Devletin başının dinlendiğini iddia ettiği bir ülkede demokrasi de, güvenlik de kalmamış demektir. Bu iddia bu kez lafta kalmamalı, özellikle de hükümet bu işin aslını ortaya çıkarıp, hem ülkenin güvenliğinden sorumlu güç olarak kendini temize çıkartmalı, hem de her türlü endişeyi ortadan kaldırarak, kamuoyunu rahatlatmalıdır. Aksi takdirde aklına esen, istediği iddiayı ortaya atabilecektir. Bu iş inşallahla maşallahla geçiştirilemeyecek kadar ciddidir. Bu tür kuşkular içinde yaşayan bir ülkede ne istikrar olur, ne gelişme…

YERİN KULAĞI VAR
KURULTAY BİTTİ AMA:

Hem UBP’lilerin, hem de toplumun 5 aydır gündemine oturan UBP Kurultayı nihayet bitti. Toplum belki rahat bir nefes aldı almasına da, öyle görünüyor ki sonuçlarla ilgili tartışma uzun süre daha toplum gündemini meşgul edeceğe benzer. Özellikle Başbakan-Saray ve Elçilik arasında son günlerde basına da yansıyan iddialar, önümüzdeki süreçte de çok tartışılacak…

MEHMET TANCER KENDİNİ KAYBETMİŞ:
“Kaşif’e oy vermeyen onursuzdur” demiş. Bu sözler demokrasiye, şuna buna değil, doğrudan ahlaka aykırı. Kaşif için, ya da başkası için de söylense, yine aynı şekilde değerlendirilecekti. Herkes de benim gibi düşünmüş olmalı ki, savunduğunu zannettiği taraftan da tepki görmüş. Makam mevki pazarlığı yaparak transfer olan birine de bu yakışırdı. O pazarlıkla Küçük hükümetinden karısına müdürlük sağlayıp, sonra da karısıyla birlikte Küçük hükümeti aleyhine kapı kapı gezen birine…
SONUÇ DÜŞÜNDÜRÜCÜ: 
Dünkü kurultaydan çıkan sonuç, yine bazılarının ikili oynadıklarının somut bir örneğiydi. Son gece taraf değiştiren bakanlar ve milletvekilleri iki tarafa da oynamayı tercih ettiler. Ve sonuçta da bu manevralarında başarılı olup, kazananın yanında yerlerini aldılar. Kazanmasına rağmen, geçen kurultayda aldığı 714 sayısına ulaşamayan Küçük, bunun hesabını yapacaktır mutlaka. İçindeki “İrlandalıları” teşhir etmek boynunun borcudur…  
MERAL EROĞLU İLGİ ODAĞIYDI:  
Kurultay süreci boyunca Ahmet Kaşif’e destek veren ve kazanması için varını yoğunu ortaya koyan bayan Eroğlu dün öğle saatlerinde oyunu kullanmak için salona geldi. UBP delegesi Meral Eroğlu’na hem Kaşif grubu, hem de gazeteciler yoğun ilgi gösterdi. Sivil plakalı araçla salona gelen bayan Eroğlu, oyunu kullanmazdan önce delegelerle sohbet etmeyi ihmal etmedi…
KURULTAY DÜZENİ GEÇER NOT ALDI: 
Geçmiş kurultaylara bakınca dün ikinci turu gerçekleşen UBP Kurultayı’nda bu kez geçmişe göre daha düzenli bir ortam sağlandığını söyleyebiliriz. Yığılma ve kaosu önlem adına her türlü önlemi alan divan, ufak tefek aksiliklere rağmen delegeden tam not aldı…
MEKTUPLU KULİS:
Hem İrsen Küçük, hem de Ahmet Kaşif son günde, delegelere dağıttıkları mektuplarla seslenmeyi tercih ettiler… İrsen Küçük mektubunda, “İstikrar, Güçlü KKTC için gereklidir. Gün karar günüdür. Güvenli ve istikrarlı gelecek mi, yoksa bilinmez bir yola sürüklenmek mi? Karar sizin…” derken, Ahmet Kaşif ise, “Ülkene, partine, onuruna ve arkadaşlarının geleceğine sahip çıkacaksın. Küçük düşünmeyip doğruyu, ülke ve parti yönetimine taşıyacaksın. Gelecek senin elinde…” ifadelerini kullanmayı tercih etti…
ATATÜRK POSTERİ:  
Dünkü kurultay sırasında salonda yer alan Küçük, Kaşif ve Atatürk posteri kısa süreli tartışmaya neden olmuş.  Atatürk’ün yüzünün İrsen Küçük’e dönük olması bazılarının tepkisine neden olmuş. Atatürk’ü de bu kurultaya malzeme yaptık ya, helal olsun… 
VE KIRDAĞ ADAY: 
Hiç kuşkusuz Lefkoşa Belediye Başkanlığı yarışının en renkli siması aday olma kararı veren Arif Salih Kırdağ olacak. Milletvekilliği, Cumhurbaşkanlığı seçimleri derken Kırdağ, bu kez de Lefkoşa Belediye Başkanlığı için aday olacağını açıkladı. TKP, UBP, DP ve CTP tüm partiler Lefkoşa’da bir dönem başkanlık yaptılar. Bugün Lefkoşa’da geldiğimiz noktayı görüyoruz. Acaba diyorum Lefkoşa’nın kurtuluşu, Kırdağ olabilir mi? Bence bu şansı hak etti. Kazanır veya kazanmaz ama, inanın Kırdağ’ın içinde olduğu bir yarış, hayli keyifli geçecek… 
KAMUNUN ŞİŞİRİLMESİ ÜLKELERİ İFLAS ETTİRİYOR: 
Rum ekonomisini yok eden sadece Yunan borsasında batan paralar değilmiş, aynı zamanda Yunanistan’ı da bitiren partizanlıkmış. Her ikisinde de kamu, istihdamlarla ve yüksek maaşlarla devletin sırtında yük haline getirilmiş. Economist dergisi bakın ne diyor; “Güney Kıbrıs’ta en iyi işveren olan devlet çok yüksek maaş ödemektedir ve komünist olmayanlar devlet mekanizmasında iş bulabilmek için hükümet ortağı DIKO’ya başvuruyor”. Bana her şey KKTC’yi hatırlatıyor…

ZİRVEDEKİLER
UBP Delegeleri:
UBP delegeleri, aylardır adaylar arasında süren kavga ve gürültüye rağmen, dün tam bir olgunluk sınavı verdiler. Özellikle ilk turda yaşananlardan sonra dün, beklentilerin aksine, olgun bir havada geçen kurultayda delegenin sağduyulu davranış ve tutumu, olumlu not aldı… 

DİPTEKİLER
Barış Gücü Turistleri:
Bilmem gördünüz mü. Internette hoş bir görüntü vardı. BM askerleri, uluslararası Kıbrıs havaalanında duran bir uçağın çeşitli yerlerine çıkmışlar, moda olan bir dansı yapıyorlar. BM de kızmış, Güney Kıbrıs da. Oysa niye kızıyorlar ki, adamların patrol yapmaktan başka herhangi bir işi yok. Burada neyi beklediklerini onlar bile bilmiyor. 50 milyon dolar gibi bir bütçeyle, bin kişi Kıbrıs adasında devre tatil yapıyor, o kadar.

GÜNÜN FOTOĞRAFI:

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil