08 Aralık 2016

Neden erken seçim hükümeti olmasın

Haber İçi Üst

Biz Meclis çalışmıyor dedikçe, onlar da çalıştırmamaya devam ediyorlar. Kime inat yapıyorlar inanın anlamış değilim…

Dün yine ikinci denemede muhalefet desteğiyle toplanabildi. Ayak sürüyen UBP içi grubun, şantaj yaptığını biliyoruz. Ama partinin iktidar kanadında da o ruh yok ki. “Yahu kardeşim bu halk bıktı usandı, çalışmazsak işimiz zor” demiyorlar. Sanki seçimler için güvendikleri bir ilahi güç var. UBP Genel başkanı bir bakanıyla yurt dışında olabilir. Ama "Ben UBP başkan vekiliyim" deyip de, parti içi muhalefete istikrar çağrılarında bulunan Özgürgün,  grubu toplamak için  özel bir gayret göstermeliydi.
İktidarın yapmadığını muhalefet nereye kadar yapacak ki? Adamlar üst üste son üç oturumda da nisabı sağladılar. Konu sadece nisap da değil zaten, yasama…  Yani yasa çıkartma. Muhalefet denetim gününde nisabı sağlar, TV kamerası önünde söyleyeceğini söyler, bitirir.
Ticaret Odası Başkanı Günay Çerkez çok güzel bir söz söylemiş, "işe gitmiyorlar" diyor. Kim, milletin vekilleri… İşleri ne Meclis'e gidip devletin sistemli ve çağdaş bir şekilde işlemesini, halkın refahını sağlayacak yasalar çıkartmak. İşte yapmadıkları bu. Halkın zamanını çalmak suç değil mi? Hem devlete, hem de halka karşı işlenen en büyük suç.
Bu iş böyle gitmeyecek. Dayatmacı grup Meclis'i boykot etmekle puan toplayacağını sanıyorsa aldanır. İrsen Küçük'ü zorda bırakmaya çalışırken, devleti zorda bıraktıklarını görmüyorlar mı? Bence görüyorlar da biliyorlar da. Ama bir inat bir murat bu işi böyle sürdürecekleri kesin.
Peki çare ne? Şu ana kadar ortaya atılan tek alternatif erken seçim. Daha önce de yazdım, isyancıların bu ortamda yapılacak bir seçimde şansları yok. O nedenle bu tezi fazla ileri götüreceklerini sanmıyorum. Zaten muhalefetten de bir tek TDP olayın üstüne atlamış görünüyor, diğerleri temkinli.
Bir yol daha var. O da UBP-CTP seçim hükümeti. Tabii bunun için ülke menfaatlerini parti menfaatlerinin üstünde tutmak gerek.
İrsen küçük bu ortamda seçimi garantileyecek durumda değil. En azından tek başına iktidarı… Hatta halk arasında UBP'nin bu seçimde çıkaracağı MV sayısının onlu rakamlara düşeceği konuşuluyor. Seçime bir ortakla gitmesi kendisi için büyük bir risk oluşturmaz. Aksine tıkır tıkır işleyen bir Meclis’le aylardır bekleyen yasalar çıkar, halk da bunun yararını hissederse, belki bu tepetaklak gidişin yönü değiştirilebilir.
Bu formülün CTP için de yararı olacaktır kuşkusuz. Gerçi partinin içinde bir kesim var ki, onlar her zaman için uzlaşma değil, sertlikten yanadır ancak, sağduyuyla halkın çıkarları ve bunun getireceği avantaj ve dezavantajların muhasebesi yapılabilir.
Her şeyin dibe vurduğu ülkede, böyle bir koalisyonla sinerji yaratılabilir. Çalışmak için bir motivasyon ortamı doğabilir. Ülkenin ihtiyacı budur. Çoğunluğun derdi, artık kim gelmiş kim gitmiş meselesi değil, sadece ve sadece çalışan bir devlet…
Eğer çok kısa sürede bu halk tatmin edilmezse, seçimler tüm partilerdeki mevcut kadroların tümünü tasfiye edecek. Bunun işaretini de iş adamları verdiler.

YERİN KULAĞI VAR

İÇİ HALLETTİK, SIRADAKİ GELSİN: Cumhurbaşkanı Eroğlu, hükümetin artık özellikle iç politikaya,  ülke sorunlarına ağırlık vererek, hak iddia edenlerin sorunlarına eğilmesi ve sorunları çözen bir hükümet pozisyonunda olması gerektiğini söylemiş. Söyleyene değil, söyletene bak derler… Ülkedeki sorun kalmamış olmalı ki, Sayın Başbakan 40 yıldır çözülmeyen Kıbrıs konusuna da el attı. Öyle görünüyor ki, Amerika dönüşü oradaki temasları konusunda Cumhurbaşkanı’na bir brifing ve taktik vermesi gerekecek…

CTP’DE GENÇLER GELİYOR: CTP’de 3 adayın yarıştığı Lefkoşa İlçe Başkanlığı seçimini genç kanadın temsilcisi Mutlu Azgın kazandı. Diğer iki adaya fark yaparak seçimi kazanan Azgın, seçim öncesi yaptığımız konuşmada, “Kimsenin adamı değilim. Partide bizlerin, Özkan’cı, Ferdi’ci, Ömer’ci diye lanse edilmemizin partiye zarar verdiği inancındayım” diyerek, seçilmesi halinde “birleştirci” bir misyon üstleneceğinin altını çizmişti. Genç kuşaktan gelen Mutlu Azgın’a yeni görevinde başarılar dileriz…

BENCE GİTMEYECEK: Çiftçiler Birliği Başkanı Alican Kabakçı, üreticilerin taleplerinin ısrarla reddedildiğini söyleyerek hükümete verdikleri sürenin dolduğunu, 10 Haziran’da çiftçilerin eyleme gideceğini açıkladı. 20 günde kim ölür, kim kalır. Kabakçı yine bir blöf attı. Ben de diyorum ki, 10 Haziran’da çiftçiler eyleme gitmeyecek çünkü, hükümet ağızlarına bir parmak bal çalıp onları ikna edecek. Zaten onların da istediği bu…

ETİ TASFİYE EDİLEMİYOR: Eti’nin direktörleri istifa ettiği için şirket tasfiye edilemiyormuş. Mahkemenin kararı bu. Oysa genel kurul toplanmış karar almış, ama yine de olmuyor. Olmayınca da çalışan 60 kişi kapının önünde bekliyor. Özelleştirme Yasası’ndan faydalanıp devlette istihdam edilemiyor. Suçlusu kim, yine hükümet. Eti çek yasağına girmek üzere, borçları gün geçtikçe katlanıyor. Ellerini çabuk tutup yasayı değiştireceklerine, uzaktan seyrediyorlar. Bunların vebali çok ağır olacak bunu da biliyorlar mı acaba..?

AKDENİZ’İN SU KONUSU: Akdeniz, Çamlıbel ve Tepebaşı köylerine su veren arıtma tesisinden gelen paslı sudan şikayet, geçen yıl da vardı. O dönemde yapılan açıklamada suyun verilmediği günlerde galvaniz boruların paslandığı söylenmiş, bunların plastik olanlarıyla değiştirilmesi gerektiği belirtilmişti. Tam bir yıl geçmiş, yine aynı sorun. Sorumlusu, TC Yardım Heyeti’nden 300 bin lira alıp bu tesisi yaptıran Lapta Belediyesi. Toplam 800 bin lira harcanan sistem, paslı borular yüzünden insanları zehirliyor. Bu yıl ne açıklayacaklar merak ettim.

TRAJİKOMİK: Sağlık Bakanlığı, Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Sendikası iş birliğiyle, “İleri EKG” konulu bir eğitim başlatıldığını açıklamış. Diğer yandan Girne Akçiçek Hastanesi’ndeki hemşireler, kadro eksikliği ve şartlarının iyileştirilmesi nedeniyle grev yapıyor. Güler misin ağlar mısın…

KAÇAK TAHTA EVLER MÜHÜRLENMİŞ: Eski Eserler ve Müzeler Dairesi ve Çevre Dairesi yetkilileri Karpaz’daki kaçak tahta binaları mühürlemiş. Mühürleme yetmez. Bir süre sonra devam eder. Tümüyle yıkılması gerekir. Bu arada, geçtiğimiz hafta fotoğrafını yayınladığımız, Karpaz burnunda, kumsaldaki kaçak yapı, betondu. Acaba gözden mi kaçtı? 

ZİRVEDEKİLER
Kemal Hekim: Hayırsever iş adamı Kemal Hekim’in, İskele Şehit İlker Karter İlkokulu’na yaptırdığı ve annesinin adını verdiği iki derslik, düzenlenen törenle açıldı. Hani bir laf var, “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” diye. Okulların döküldüğü bir dönemde, böylesi bir davranışı alkışlamamak olmaz. Kemal Hekim’i kutlarız. Keşke bu davranışı diğer iş adamlarımıza da örnek olsa…

DİPTEKİLER
Ertuğrul Hasipoğlu: Nüfusu 65 bine çıkmış, turizmin göz bebeği Girne’de, tek sağlık merkezi olan Akçiçek Hastanesi’nde ihtiyacı karşılayacak doktor ve hemşirenin bulunmaması büyük bir ayıp. Sayın bakan suçu başhekime atıp, “Acil olanlar Lefkoşa’ya sevk edilir” diye buyuracağına, sorunlara çare üretmeye çalışsa çok daha iyi olacak…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil