09 Aralık 2016

Ne yapacaksınız onu söyleyin…

Haber İçi Üst

 

 

Kurultayın ikinci perdesi için son günler… Seviye yerlerde sürününce ve basının diline düştüler. Birden akılları başlarına geldi gibi. Argo suçlamaları bir yana bırakınca, geriye sadece polemikler kaldı.

Niye söylediklerine gerçekten kulak asan var mı acaba? Eğer bir bir okumaya vakit ayırsanız, eminim gülüp geçeceksiniz. Hadi biz gazeteciler yakından takip ediyoruz da, köy kahvesinde okuyan adama ne veriyor bu söylemler? Ya da işinde gücünde insanlar için? O insanlar ki, yaşadıkları ülkenin daha iyi olması, daha iyi bir yönetim için tünelin ucunda ışık beklerken, yarın birinden biri başbakan olacak adaylar, sadece kendilerini övmek, karşıdakini yerin dibine batırmakla meşgul…

Kendilerini övmek için söylediklerine bir bakalım; “insan sevgisi, fakirlik-zenginlik, çap, milliyetçilik”…

Peki bizim acil ihtiyacımız bunlar mı? Yoksa planlı, projeli, ne yaptığını bilen bir yönetim mi. UBP Kurultayı’nı kazanacak olan ertesi gün icranın başına geçecek… Geçecek ama icraya dair ortada ne bir proje ne bir plan var…

Oysa seçilecek olanın kucağında sorunlar yumağı olacak.

Mesela şu Lefkoşa Belediyesi… Onun da seçimi var. Ama belediyeye yeni başkan seçilince sorunlar ilahi bir şekilde çözülecek mi? O çarpık, o suistimale açık yasalar değişecek mi?

Asayiş ne olacak? Gündüz gözüyle gördüğümüz kadar bir de göremediğimiz karanlık yüzü oluştu bu ülkenin. O karanlıklar nasıl aydınlatılacak?

Ekonomi için, piyasanın canlanması için planları ne? Elektrik Kurumu, özelleştirme, kamu kaynaklarının hovardalığı, kamunun hareket edemez hale gelmiş olması, eşitsizlik, adaletsizlik… Saymakla bitmez.

Yaklaşık altı aydır kurultayla yatıp kalktık, ancak gördük ki, bu işin bizimle de, ülkeyle de bir ilgisi yok. Daha doğrusu ortada bunun için bir umut yok.

Anlaşılan yeni dönemde de pusulasız gemi olacağız o kadar…

                                                *****

Anında cevapTürkiye’den iki bakan geldi, açılışlar, temel atmalar, mesajlar…
Ziyaret sırasında, Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etmeseler de dolaylı bir polemik yaşandı.
Cumhurbaşkanı Eroğlu, Esnaf Zanaatkarlar Odası’nı kabulünde, kötü yönetimden söz etti, çarkların durduğunu, gidişatın yukarı mı aşağı mı olduğuna bakmak gerektiğini, sıkıntıların gizlenemeyecek noktaya geldiğini, ekonomi ve demokrasi için yasalar yapılması gerektiğini söyledi.
Aynı saatlerde, Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Bakanı Beşir Atalay da, KKTC ekonomisinden övgüyle söz etmekteydi. “Her şey daha da iyi olacak” dedi. Hazırlanan programın tıkır tıkır işlemesinden dolayı hükümete övgüler yağdırdı. Gereken yasaları çıkarttığı için Meclis’i de övdü, “Güzel işler yaptılar, başardılar” dedi. Rakamlar verdi, turizm ve yüksek öğretimdeki “çarpıcı” gelişmelerden söz etti.
Eroğlu’nun konuşması ne kadar karamsarsa, Atalay’ın konuşmaları o kadar umut doluydu. Birinin “Berbat” dediğine, diğeri “gelişiyor” dedi.
Bu çelişki de bana Eroğlu-Türkiye ilişkileri açısından 1993 ve 2003 seçimleri öncesiyle, UBP-TKP koalisyon günlerini hatırlattı. 
İlginçti…

YERİN KULAĞI VAR
BİR İLK YAŞANDI:
Adamızda bulunan Beşir Atalay ve Binali Yıldırım, bir ilke imza atarak Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu ziyaret etmediler. Ziyaret bir yana, yapılan hiçbir açılışta Eroğlu yer almadı. Bir süredir kapalı kapılar ardında konuşulan, “Ankara Eroğlu’nu istemiyor” söylemleri artık su yüzüne çıktı galiba. Bu ziyaretle birlikte, ipler bağlanmamak üzere kopmuşa benziyor… 
EROĞLU’NDAN ATALAY’A İNCE MESAJ:
Cumhurbaşkanı Eroğlu; TC’li bakanların Başbakan İrsen Küçük’e destek olarak yorumlanan “istikrar” açıklamalarını eleştirerek, “İstikrarlı gidiş yukarıya doğru mu aşağıya doğru mu? Bunu tartışmaya başlamamız gerekir herhalde” diyerek, ülkede ekonomik istikrarın olmadığını söyledi. Aslında bu mesaj, kurultayda Küçük’e destek çıkan Türkiye Hükümeti’neydi…
YOK ASLINDA FARKINIZ:
Beşir Atalay’ın açıklamalarından sonra bakıyorum da Kaşif kanadından tek bir açıklama yok. Resmen duymamazlıktan geliyorlar. Halbuki Sayın Atalay çok net konuştu. Madem değişimden yanasınız, çıkın Atalay’ın sözlerine cevap verin ki, değiştiğinize biz de inanalım Sayın Kaşif. O zaman Sayın Küçük’ten farkınız ne sizin söyler misiniz. İşin gerçeği, bu kavga koltuğa hangisinin oturacağı kavgasıdır, o kadar…
KÜÇÜK ÖNDE:
Kıbrıs Postası’nın UBP Örgüt Başkanları’yla kurultaya yönelik yaptığı bire bir röportajları okuyorum birkaç gündür. Güzelyurt, Girne ve Gazimağusa’da örgüt başkanlarının sözlerine bakılınca İrsen Küçük’ün az bir farkla ipi göğüsleyeceği anlaşılıyor. Girne ve Güzelyurt’ta örgüt bazında önde görünen Küçük… Kaşif’in kalesi gibi görünen Gazimağusa’da bile, örgüt başkanlarının tercihlerinde at başı bir durum ortaya çıkıyor…  
HANGİSİ DOĞRU:
Kaşif kanadı Başbakan Küçük’ün kendilerine teklif ettiğini iddia ettikleri bakanlık adedi üzerinde anlaşamıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Hasan Taçoy, “Başbakanlık hariç, tüm bakanlıkları bize verme teklifi yapıldı” derken, dün Zorlu Töre, “Bize fifty fifty bakanlıkları paylaşma teklifi yapıldı” dedi. Ya hepsi, ya yarısı önce bir karar verin kardeşim… 
NİYE YAPMADINIZ O ZAMAN:
Neden biz sorunlarımıza pratik çözümler bulamayız ki… Aklımız yetmediğinden mi? Hayır kesinlikle değil. Ama ülkenin iyiliği için atılacak bazı adımlar birilerini rahatsız eder de, koltuk sallanır diye korkarız da, ondan. Beşir Atalay Maraş’ta kahvede köylülerle sohbet ederken, bet ofislerden şikayet gelince, Türkiye’deki örneği vermiş, cafe yerine büfe olması daha iyi demiş. Yanında bulunan Nazım Çavuşoğlu da hemen atılmış, “çöreklendiler” diyerek bir dakikada bet ofisleri satmış. Bunu söyleyen İçişleri Bakanı… Bunlar “çörekleniyorsa”, bu da seni rahatsız ediyorsa, bugüne kadar niye gereğini yapmadın? Yasaysa yasa, değiştir yap. Şimdi mi aklına geldi…
ARABACIOĞLU ÖNDE:
Lefkoşa Belediye seçimlerine iki aydan az bir zaman kala açıklanan adaylar arsında şimdilik en şanslı DP adayı Mustafa Arabacıoğlu görünüyor. Olası adaylar arasında yapılan mini anketlerde Arabacıoğlu, rakiplerine oranla daha şanslı görünüyor. Bunu seçim gününe kadar taşıyabilir mi, yoksa o güne kadar diğer adaylar atağa kalkıp bu farkı kapatabilir mi, belli olmaz. Yine de en doğru anket, sandıktan çıkan sonuçtur…
HİÇ Mİ UTANMADI:
İki gündür Havadis Gazetesi’nde yayımlanan ve belediyenin nasıl soyulup soğana çevrildiğine dair listeleri yüzümüz kızararak okuyoruz. İsimleri gördükçe belediyenin niye bu duruma düştüğünü çok daha net görüyoruz. Ama en ilginci, istifa etmemekte direnen bir bayan belediye meclis üyesinin, yoksulluk fonundan sürekli para çekmiş olmasıdır. Bu paraları alırken, hiç mi utanıp yüzü kızarmadı. Görevi kötüye kullanmaya, kendine çıkar sağlamaya bundan daha somut bir örnek olamaz… 

ZİRVEDEKİLER
Havadis Gazetesi:
Lefkoşa Türk Belediyesi’nin nasıl yağmalandığı ve kimlerin hangi sıfatla belediyenin kasasından nemalandığını gösteren belgeleri yayımlayan Havadis Gazetesi, tam bir gazetecilik örneği sergiledi. Havadis bu belgelere yeni ulaşmış olabilir. Ama akıllara korkunç bir soru geliyor. Sayıştay bu belgeleri çoktan görmüş olmalı. Peki bugüne kadar neden kılını kıpırdatmadı? Gününde müdahale etseydi, inanın yağmalama bu büyüklükte olmayacaktı…    

DİPTEKİLER
Tüketiciler Derneği: Bula bula, dana eti yerine inek eti yediğimizden şikayet ediyor. İnek eti yenmez diye bir şey yok ki. Sadece inek daha üretken olduğu için, verimlilik açısından yenmez. Allah aşkına bu işleri boş verin de halkın cebinden çalınanlarla uğraşın. Bakın şu sokak aydınlatmaları meselesi tam size göre. Hem belediye, hem Kıb-Tek fatura kesiyor, sizin savunduğunuzu söylediğiniz tüketici de çifte ödeme yapıyor. Açın bir dava, haksızlığa siz son verin. İnekmiş danaymış onu da boş verin Hindular düşünsün…

GÜNÜN FOTOĞRAFI: 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil