03 Aralık 2016

Ne, erken seçim mi?

Haber İçi Üst

UBP’de, Başbakan İrsen Küçük ile muhalif vekille dün karşı karşıya geldi.
Cumhuriyet Meclisi’nin bodrum katındaki UBP grup odası, dün tarihi toplantılarından birine ev sahipliği yaptı.
Muhalif vekiller adına, Güzelyurt Milletvekili Türkay Tokel uzun bir konuşma yaptı…
Tokel, son cümlesinde ise, ortaya zehir zemberek bir “sorun” attı:
– Ya 30 Haziran’a kadar Başbakan tüm UBP’yi kucaklayacak adımlar atar, ya da ben, partinin erken seçime gitmesi dahil, her adımı atacağım, her türlü eylemi yapacağım…
Tartışma burada koptu.
Önce İrsen Küçük, sonra da ve güçlü bir şekilde Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün sert tepki gösterdi.
İrsen Küçük’ün tepkisi “Partiyi tehdit etmeyin” şeklindeydi.
Hüseyin Özgürgün ise çok daha sert bir tepki gösterdi:
– Bu partide disiplin kalmamış. Otorite diye bir şey, otoriteye bağlılık diye bir şey de kalmamış. Herkes kendi başına hareket edebiliyor, başkanı tehdit edebiliyor. Ben böyle şey görmedim. Gerekirse erken seçime gidelim…
Özgürgün’ün “erken seçim” telaffuzu, bir anda UBP’li vekilleri ikiye böldü.
“Erken seçim” önerisine ilk desteği Mehmet Tancer verdi.
Tancer, “Hodri meydan. Aha ben imzalayıyorum. Sen de imzala Hüseyin. Gidelim erken seçime bakalım yüreğiniz varısa” dedi…
Bu noktada da ortaya çıktı ki, aslında Tokel konuştu ama “muhalif” bilinen vekiller de destek verdi.
Kaşif konuşmadı…
Konuşması bekleniyordu ama…
Tokel, kürsüde tüm eleştirilerini bir bir sıraladı muhalif vekillerin…
Neler mi:
– Hukuksuzluk partide hakim kılındı. Delegeler dahi hukuka aykırı bir şekilde yazıldı
– Tahsin Ertuğruloğlu ve Turgay Avcı’nın partiye alınmasına bir gece ansızın karar verildi. Hiçbir vekile haber verilmedi
– Başbakan, Derviş Eroğlu döneminde atanan bakan ve bürokratlara düşman gibi bakıyor
– “Üçlü kararname ile” bürokrat sayısını artırmak için seçmene söz verilirken, sırf intikam almak için müşavir ordusu yaratıldı
– Partiyi iki bakan ve 3 belediye başkanı yönetiyor, milletvekilleri her şeyi basından öğreniyor
– Başbakan partiyi kucaklayacak yerde, genel sekreter yardımcılarının tamamını kendisine yakın isimlerden atadı
– Genel sekreter konusunda emrivaki yapıldı, oldubittiye getirildi, milletvekilleri tamamen dışlandı
– Medyada UBP’liyim diye kalem oynatan ancak sadece Küçük’e muhalif UBP’lilere saldıran bir kesim oluşturuldu, UBP eliyle kamu kaynaklarından besleniyorlar, UBP’lilere saldırıyorlar
– BRTK Müdürü’nün görevden alınması da atanması da tartışılmadı

Kucaklama nasıl olacak?
Ortada böyle bir tablo var.
Muhalif vekiller “kucaklama” istiyor.
Peki bu “kucaklama” nasıl olacak?
Tüm eleştirilere bakıldığı zaman, “kabine değişimi” istenmediği muhakkak.
Ama istenen başka bir şey var.
O da “yönetimi paylaşma…”
“Adam yerine konma…”

Genel sekreter istifa eder mi?
UBP Genel Sekreteri Fuat Namsoy, kurultay sonrası, seçimle bu göreve geldi.
Tamamen parti tüzüğüne uygun bir şekilde…
Ama muhalifler, “şeklen” de olsa bunun bir “darbe”  olduğunu düşünüyor.
“Neden genel sekreter Hasan Taçoy, ya da Türkay Tokel olmasın? İlkay Kamil bu görevi yapamaz mı?” gibi muhalif isimleri öne atanlar var…
Burada, genel sekreter Fuat Namsoy’un istifa ederek, belediyeye dönmesi, seçime kadar genel sekreterliği muhalif vekillerden birinin yürütmesi talebi dillendirildi, bu gizli değil…
Bunu kabul eder mi Küçük?
Zor dönemde, partiyi kurultaya götüren Namsoy’a, kim nasıl, “görevi bırak” diyebilir ki?

3+2 formülü
Bir de genel sekreter yardımcıları konusu var ki, zaten bardak da orada taştı.
Gündüz saatlerinde Küçük ve Kaşif bir araya geliyor, “Kucaklaşma” konuşuluyor…
Kaşif gidiyor, arkasından bu atamalar yapılıyor.
Sinirler yine geriliyor.
Burada da istenen kucaklaşma adına, genel sekreter yardımcılarının istifa ederek, yeniden atama yapılması.
Özellikle Türkay Tokel ve Kemal Dürüst, Güzelyurt’tan yapılan Abdullah İşkey atamasına “kıl” oldu. “Bizi nasıl yönetir” diye tepkilerini gözlemedi…

Görevden almalar dursun
Bakanlık talebi ortaya konmadı.
Ama bürokratların görevden alınması noktasında, endişeler var.
Küçük’ün, bazı bürokratları görevden almak için çalıştığı söyleniyor.
Muhalifler, bu konuda da “kucaklama” adına, istişare edilmesinden yana…

Küçük buna yanaşır mı?
Şimdi esas soru da zaten bu…
“Küçük buna yanaşır mı?”
Kurultay yaşandı ve bitti. Taban, bir kişiyi partiyi yönetmesi için seçti…
Şimdi bu kişiden, “yetkini bizle paylaş” diye bir istek var.
Küçük, lider mi olacak?
Liderliği mi paylaşacak…
Tablo budur.
Başlayan diyalog süreci, UBP’yi erken seçime zorlayabilir.
Tokel, “30 Nisan” dedi…
Diğer muhalifler de, erken seçim için “hodri meydan” çekti…
Ya uzlaşı ya seçim…
Gelinen nokta budur.

***

YDÜ, GAÜ, üniversite, hastane
Yakın Doğu Üniversitesi, dünya standartlarında bir hastaneyi KKTC’ye kazandırdı. Bunu ayakta tutmak için çaba harcanıyor… Sadece KKTC değil, bölge ülkelerden de hasta kabulüne başladı.
GAÜ, “hastane yaratmadı” ama eğitim yanında, ticari kaygısı da olan, dünya çapında hizmet veren Florance Natingale Hastanesi ile protokol imzaladı, KKTC’ye gelmesine vesile oldu.
Bu ülke, bu büyüklükte “iki özel üniversite hastanesini” çeker mi, sanmam…
GAÜ’nün bu adımının arkasından da YDÜ’nün, “University of Kyrenia” adımı geldi.
YDÜ, GAÜ’nün “hastane” adımına, “Girne’ye yeni bir üniversite” adımı ile cevap verdi.
GAÜ, “Bizi bölecekler” diye ayaklandı.
KKTC üniversiteleri, TIP eğitimine yatırım yaparken, birbirleri ile dayanışma içinde olabilirler. Hatta, YDÜ Hastanesi’ni bile ortak kullanabilirler belki de.
Ama tablo öyle bir noktaya geldi ki, KKTC üniversiteleri dayanışmayı değil, “sürtüşmeyi” seçti.
Benim kaygım ise, umarım ülkede turizmi de geride bırakan üniversiteler sektörü, bu karşılıklı adımlardan zarar görmez…
Küçülmez…
Aksine dayanışarak büyür…
Hastaneye hastane… Girne’ye yeni bir üniversite…
Bakalım yeni adım ne olacak…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam