En Üst

29 Nisan 2017

Mustafa Diker’den mektup…

Mustafa Diker’den mektup…
Haber İçi Üst

Merhaba…

Anımsadınız mı beni?
Hatırladınız mı?
Anımsayamayabilirsiniz… Doğal…
Öyle ya…
Yaklaşık 3 yıldır yokum…
Doğal çünkü her olayda olduğu gibi, bir süre tepki verdiniz ve sonra hayat normale döndü.
Ölmeden önce, bilmezdim böyle olduğunu…
Hayatı oyunlardan ibaret sayardım.

Büyük şeylerle de mutlu olmazdım ben. Zaten yıkık dökük bir evde, dar gelirli bir anam vardı…
Bir de bizi bırakıp başka biriyle evlenen babam.
Yokluk içinde doğdum, yokluk içinde de öldüm.
Yoksulluğum yetmezmiş gibi, eziyet çekerek öldüm.
Sahi, hatırladınız mı beni?
Unutmuşsunuzdur…
Her olay gibi…
Anımsatayım.
İsmim Mustafa Diker.
Babam, Erol Diker tarafından dövüldüm…

Günlerce, aylarca.
Sorsanız, “Neydi kabahatin?”
Vallahi halen bilmiyorum.
Zaten, oyun sanıyordum ya birçoğunu.
Gece yarısı uykumun içerisinde, tecavüze uğradım…
Banyoda saatlerce eziyet çekerek, öldürüldüm…
Birçoğunu da oyun sayıyordum ya.
Meğerse babam, benle oynamak yerine…

Beni sevmek yerine…
Beni korumak yerine…


Kollamak yerine…
7 Nisan 2012 tarihinde canıma kıymış.
7 yaşındaydım…
Halen daha 7 yaşındayım.
Hatırladınız mı?
Haspolat’ta bir battaniyeye sarılarak, babam tarafından Taşkent ovasında bir tepe kenarına atıldım.
Üzerime de bir dolap devrildi…
Neler yaşadığımı, size anlatamam.
Tecavüz ne sahi?
Bir baba oğluna tecavüz eder mi?
Döver mi?
Üvey anneme kızıp…
Üvey annemden kaçıp…
Yatağıma gelirken babam, ben hep seviniyordum…
Beni sevdiğini sanarak.
7 yaşındaydım…
7 yaşım kadar biliyordum her şeyi…
7 yaşımın aklıyla izliyordum.
Bana yapılanların ne kadar kötü bir şey olduğunu, öldükten sonra anladım…

Benim için verilen demeçler…
Benim için mahkemelerde çıkan kavga…
Hakim amcanın babama verdiği ağır ceza…
Üvey annem mesela…
Bir şey olduğunda “ana yüreği” derler…
Bu yürek, sadece doğurduğunuz çocuklar için mi?
Tüm anneler yürek taşımıyor mu?
Üvey annem istese, bugün 7 yaşında değil, belki de 10 yaşımda olacaktım.
Amca, baba yarısı derler…
Hani, babasından kaçan, amcasına sığınır ya.
Beni babam öldürdü…
Üvey annem babama yardım etti.
Amcam, babamla iş birliği yaptı.
Bana birlikte kıydılar…
7 yaşımda, benim için saati durdurdular…
Belki öz annemde biraz daha fazla para olsaydı…
Bir işi olsaydı, şimdi hayatta olurdum.
Arkadaşlarım okullarına devam ediyor hala…
Ben de o sıralarda otururdum belki şimdi…
Bu şansımı babam aldı elimden…
7 yaşımda bir erkek çocuğuydum…
Herkes ayağa kalkmıştı ardımdan…

Yaşarken farkımda olmayanlar…
Kötü koşullarda yaşarken ben, el vermeyenler…
Ölümümün ardından tepki göstermek için sıraya girmişti.
Olsun, ölünce beni sevdi ağabeylerim, amcalarım…
Küçük bir çukur kazdılar…
Tanımadığım birçok abi, abla, mezarımın başında gözyaşı döktü.
Kapkaranlık, daracık bir yerdeyim şimdi.
Ama güvendeyim ha.
Bana zarar veremez artık hiçbiriniz. Ne babam, ne üvey annem, ne amcam, ne de çektiğim eziyetleri görüp susanlar…
Bir de mezar taşım var…
Sağ olsun birileri, ardımdan bu iyiliği yapmış.
Polis amcalarım sayesinde, huzurlu bir evim var şimdi.

Ama ben, halen 7 yaşındayım…
Zaman benim için, 7 Nisan 2012’de…
7’nci yaşımda, durdu…
Ben, şimdi sizi uzaklardan seyrediyorum.
Tahmin ettiğiniz gibi, cennetteyim.
Ha bu arada… Sizi rahatlatacaksa, söyleyeyim.
Özgecan abla da yanımda…


Dizinin dibindeyim…
Benim öldüğüm yer var ya…
Tam karşı kıyısında da Özgecan ablamı öldürmüşler…
Tıpkı benim gibi…
Öldürmekle kalmamışlar…
Eziyet de etmişler…
Ölüsüne bile eziyet etmişler, bileklerini kesmişler…
Öldürene de, babası yardım etmiş.
Benim babam mı daha günahkar, oğlunun katil olmasına yardım eden baba mı?
Sahi, nasıl canavar halini alabiliyor insanlar?

Hele babalar…
Anneler…
Özgecan ablam, bana anlatır bunları…
Ne de olsa benden daha iyi tanıyor insanoğlunu…
Biz birbirimize bakarız şimdi…
Yaralarımızı da sararız.
Peki siz?
Arkamızdan yas tutan ağabeyler, ablalar?
Siz, vicdanlarınızı nasıl rahatlatacaksınız?..
Bize bunu yapan babamız, amcamız…
Üvey annemiz…
Katil şoför, babası…

Onların vicdanı vereceğiniz ceza ile temizlenmez, bunu anlıyorum da…
Biz ölmeden önce…
Ölmemizi sağlayacak bu ortama baş kaldırmayanlara sözüm…
Hani şimdi siyah giyiyorsunuz ya…
Yollarda yürüyorsunuz…
Lanet yağdırıyorsunuz…
Neyi değiştirecek?
Çocuk aklımla, bir öneri yapabilir miyim size?
Karalar bağlayıp, yollara düşmeyin…
Mücadele edin…
Mücadele için yollara çıkın.
Ben yandım…
Özgecan ablam da yandı…
Bizim yaşadıklarımızı…
Başka Mustafalar, başka Özgecan ablalar yaşamasın diye…
Bir şey yapabilir misiniz?
O zaman ruhumuz şad olacak.
Bizim talihsiz ölümlerimiz o zaman belki bir anlam kazanacak.
Başka Mustafalar tecavüze uğrayıp öldürülmezse babası tarafından…
Başka Özgecanlar, gözü dönen adamlar tarafından tecavüze uğramaz, yakılmazsa…
O zaman rahat edeceğiz.
Yoksa benim yaşadığımı, Özgecan ablam da yaşayacak.
Ardından birileri bağırıp çağıracak… Gözyaşı dökecek…
Karalar bağlayacak…

Bizi öldürenler müebbet hapis yatacak…
Ama hiçbir şey değişmeyecek.
Biz, kuru bir üzüntü ile kendinizi paralamanızı istemiyoruz…
Kurtarılması gereken Mustafalar var…
Cani babalarının elinden…
Özgecanlar var…
Gözü dönmüş katillerin elinden.
Hadi karalar bağlamayın…
Kollarınızı sıvayın ve mücadele edin.
Kusura bakmayın…
7 yaşımda, daha dünya tozpembeyken benim için…
Artık yokum.
Ama size hatırlatmak istediklerim vardı, oturdum bu mektubu yazdım.
Ben gerçek dünyada, siz yalan…

Başınızı ağrıttımsa…
Kusura bakmayın…
Ama sadece konuşmanız ve bizi yok eden koşulların ortadan kaldırılması için mücadele etmemeniz, bizi yeniden ve yeniden öldürüyor.
Bilin istedim…

Facebook Yorumları
1
ÜzgünÜzgün
0
BeğenBeğen
0
MuhteşemMuhteşem
0
HahahaHahaha
0
İnanılmazİnanılmaz
0
KızgınKızgın
Teşekkürler!
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

Skull King