04 Aralık 2016

Muhaliflerin salam politikası tutmadı!..

Haber İçi Üst

Kurultayda kaybeden ve parti başkanlığı hayallerini başka bahara erteleyen Ahmet Kaşif’le yandaşlarının, “salam politikası” ile partiyi parça parça ele geçirme operasyonu da pek tutmamış görünüyor. En azından şu son gelişmelere bakıldığında…
Kurultaydan sonra partiden dışlandıklarına inanan ve alınan hiçbir kararda etkileri bulunmadığına inanan parti içi muhalif grup, ortaya koydukları tepkiler sonrası UBP yetkili organlarını toplamayı başardılarsa da, sonuçta istediklerini elde edemediler…
Aslında muhalif grup ile açıktan tartışmayı göze alamayan İrsen Küçük, parti tabanından gelebilecek tepkileri de düşünerek, yıldırma politikası ile partiden ayrılmalarını sağlamaya çalışıyor. Son gelişmelere baktığımızda da, aslında partide muhaliflerle uzlaşmak yerine, “partiden gitmeleri için” elinden geldiğince psikolojik bir baskı uyguladığını söyleyebiliriz. Şu ana kadar da bunda başarılı da oldu…
İrsen Küçük’ün bu manevralarına karşılık, Kaşif ve arkadaşları ise kurultayda elde edemedikleri gücü, ortaya koydukları “salam politikası” ile parça parça kazanmaya çalıştılar. Önce kazan kaldırıp parti genel sekreterliğini ele geçirmek, üst düzey atamalarda söz sahibi olmak ve ardından kabinede elde edecekleri 2-3 koltuk ile amaçlarına bir adım daha yaklaşmaktı niyetleri…
Peki ama kurultay sonrası neredeyse parti ile bağları kopartılan Kaşif ve arkadaşlarını bu taleplerinden dolayı kınayabilir miyiz? Kesinlikle hayır… Son kurultay sonuçlarına bakıldığında partide % 50 oy oranına, yani gücün yarısına sahip bir grup. Buna rağmen, ne yetkili organlarda, ne de kabinede hiçbir temsiliyet hakları yok… Partiyle tüm bağları kesilmiş ve tek görevleri, Meclis’te nisabı sağlamak…
Krizle ilgili olarak, geçtiğimiz gün toplanan UBP yetkili organları, genel sekreterlik konusunda anlaşmış gibi olsalar da, muhalif gurubun genel sekreterlik için Hasan Taçoy isminde ısrar etmesi, yeni bir krizin başlangıcı olurken, Küçük tarafının Taçoy’a karşı, Necdet Numan’ı aday göstermeleri ise, ipleri tamamen kopma noktasına getirdi.
Gün boyu bu gelişmeler yaşanırken, Ahmet Kaşif ve ekibinin sözcüsü bir internet sitesi ise attığı başlıklarla, UBP’deki krizin, geri dönülmez bir noktaya geldiğini duyuruyordu. İşte o başlıklardan bazıları:
“UBP’de ipler koptu!..”, “UBP’deki muhalif Milletvekilleri Necdet Numan’ın adaylık kararının ardından acil olarak toplantı kararı aldı…”
“UBP ikiye bölünmek üzere..!”, “Milletvekillerinden bağımsız bir grup yeni bir parti kurulması yönünde bu hafta içerisinde adım atma kararı aldı…”

Bugün yapılması beklenen genel sekreterlik seçimi öncesi bir uzlaşı sağlanamaz ise, öyle görülüyor ki, UBP dönüşü olmayan bir yola girecek ve belki de bölünme kaçınılmaz olacaktır…

YERİN KULAĞI VAR
BAŞKANLIK REJİMİ BUNUN İÇİN ŞART: Milletvekillerinin bakan olmadığı bir sistem düşünün. O sistemde, gelecek seçime değil, sadece görevine odaklanan teknokrat bakanlarla, partizanlık kendiliğinde son bulacaktı. Çünkü bakan, koltuğu garantileyeyim diye ona buna kıyak yapmayacaktı. Dönem sonunda çantasını alıp gideceğinin bilincinde olacaktı. Bir de ne olacaktı biliyor musunuz, şu anda partilerin içinde yaşanan “koltuk kavgaları” ortadan kalkacaktı… Milletvekili olan, bakan olmayacağını bilecekti. Partiyi karpuz gibi bölme pahasına ille de bakan olacağım diye tutturamayacaktı. Sırf bunun için bile düşünmeye değmez mi?

VAKIFLAR PERSONELİ HUZURSUZ: Hükümetin Vakıflar İdaresi Müdürlüğü için yurt dışından ithal ettiği müdüre vakıflar çalışanları da tepki gösterdi. Atamanın yıllarca kuruma hizmet verenler arasından yapılmasını arzu eden çalışanlar, tepkilerini göstermek için imza kampanyası başlattılar. Başbakan Küçük’e verilmek üzere hazırlanan yazı, tüm personel tarafından imzalandı…
NUMAN MI, TAÇOY MU: UBP’de bugün yapılacak genel sekreterlik seçimlerinde Kaşif grubundan Hasan Taçoy, Küçük grubundan ise Necdet Numan yarışacak. Parti içi dengelere bakıldığında seçimde, Numan’ın Taçoy’a karşı biraz daha şanslı olduğunu söyleyebiliriz. Numan’ın kazanması halinde UBP’de yeni bir krizin baş göstereceğini söylemek yanlış olmaz…
SAVURGANLIĞA GEREK YOK: Turizm Bakanı sanki KKTC’nin ilk turizm bakanıymış gibi konuşuyor. Bu işler her zaman yapıldı, yapılacak da. Fuar fuar gezilir, gezilmesi de gerekir de, eleştirilen konu, bakanların hiç bir fuarı kaçırmaması… Ekibin içinde bakan, müsteşar olsa ne olur, olmasa ne olur. Bağlantıları bizzat kendisi mi yapacak? Turizm acentelerine tanıtım mı yapacak, yoksa stantta kahve mi ikram edecek… Zira bakanın masrafı, fuara yapılan masrafa ulaşıyor neredeyse. Hani geceliği 700 liraya otellerde konaklamak gibi savurganlıklar…

ŞEFFAFLIĞA İHTİYAÇ VAR: AKSA adı her seferinde bir skandalla gündeme geliyor. Bu kez de, KKTC’nin elektrik gereksinimi için Teknecik’e ek yatırım kararı olmasına karşın, alımın AKSA’dan yapılması gündeme geldi. Gözler yine Sunat Atun’da. En çok ihaleye çıkan bakanlık olduğundan mı bilmem ama bu bakanlığın her icraatı da tartışılıyor. Sayın bakan artık kamuoyu önüne çıkıp, tatmin edici yanıtlar vermeli, şeffaflığa yönelmeli. Biriken bu şayialar, siyaset karnesine işleniyor…

HANİ O AB NORMLARI: Siyasetçiler “AB normları” dediklerinde mangalda kül bırakmazlar. Arada bir basın toplantısı düzenler, yasa çalışması yaptıklarını söylerler ama ortaya bir sonuç çıkmaz nedense. Gündelik yaşamımızı iyileştirecek önlemleri bile AB kurallarından kopyalamayı beceremeyiz. İşte gıda denetimi, halk sağlığı mevzuatı. Veteriner Hekimler diyor ki, AB kurallarının % 70’inde fazlası, halk sağlığıyla ilgiliymiş. Yeter artık, ilaca, hormona, domuz etine ve hepsinden önemlisi boş laflara karnımız doydu, icraat istiyoruz…

MANASTIR’IN RESTORASYONU YETMEZ: Apostolos Andreas Manastırı’nın tamiri konusu yıllar yılı tartışıldıktan sonra, nihayet bir uzlaşı çıkmış gibi… Cumhurbaşkanı Eroğlu, KKTC olarak bizim de katkı koyacağımızı söylüyor. İnşallah bina yıkılmadan önce restore edilebilir. Ancak restorasyon yeterli değil. Doğanın korunması da Manastır kadar önemli. Karpaz’ın burnunda mantar gibi biten beton yapılara ne demeli? Burası Milli Park Alanı değil mi? Üstelik de denize 5 metre mesafede, plajın içinde… Böyle bir yapılaşmaya yasalar müsaade ediyor mu? Bunların izni var mı? Gerçekten çok merak ettim…

 

ZİRVEDEKİLER
Kamu-Sen: Sendika, CTP, TDP ve DP’ye bir teklif yaptı. Bu 3 partinin bir araya gelerek, sürekli şikayet ettikleri siyasi kirlilikleri ortadan kaldıracak, yolsuzlukları, mafyalaşmayı ve çeteleşmeyi, yapanın yanına kar kalmasını önleyecek, hukukun üstün olduğu sistemi yaratacak yasal düzenlemeler yapılması konusunda, sivil toplum örgütleriyle de istişare ederek yasa tasarıları hazırlamalarını ve Meclis’e sunmalarını talep etti. Doğru değil mi? Madem şikayetçisiniz ve madem tek başınıza yapamıyorsunuz, bir güç birliği yaratın, bakın arkasından nasıl bir toplumsal destek gelecek. Hatta belki de iktidar partisi bile katılmak zorunda kalacak. Yeter ki kararlılığınızı gösterin…

 

DİPTEKİLER
İkinci UBP Savaşları: Bir yılı süren kurultay savaşından sonra, ikinci UBP savaşları da başladı. Ne Başbakan, ne bakanlar ne de milletvekilleri başlarını kavgadan alıp, iş yapamıyor. Halk hükümetten icraat bekliyor, Meclis’te yasalar bekliyor, ama olmuyor, olamıyor. Tam kurtulduk derken, adım atmaya kalkanın paçasından çekiyorlar. Birileri planlıyor, başka birileri oynuyor… Yaşadığımız tam bir zillet. Neye hizmet ediyor, kime yarar sağlıyor? Bize değil o kesin. Acilen bir otoriteye ihtiyaç var, bu da kesin…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam