04 Aralık 2016

Muaviye’den Mısır’a…

Haber İçi Üst

İki yıl önce gelmişti güya bahar Mısır’a. Tahrir Meydanı’nı dolduran milyonlar daha fazla özgürlük daha fazla demokrasi diye bağırıp çağırmış, üzerine saldıranları püskürtmüş, sonunda diktatörün pes etmesini sağlamıştı. Hatırlıyorum da o zamanda yazmıştım. “Her şey aslında şimdi başlıyor” diye…
Demokrasinin oturması için Mısır’ın yöneticilerinin “hoşgörü”, Mısırlıların ise “sabır ve itidal” içinde olması gerekiyordu. İkisi de çok kısa zamanda yitirirlince olanlar oldu.
Bir yerde, hükümetin hatalı tutumuna rağmen, Türkiye’nin “Gezi eylemleri” boyunca ne kadar ciddi bir varta atlattığının da aynası oldu Mısır. Askerin kışlasından çıkmama olgunluğuna ermesini bu vesile ile bir kez daha alkışlamak isterim.
Askeri darbe ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin, gerekçesi ne olursa olsun, olumsuz bir olaydır. Türkiye’deki örneklerinden de öğrendiğimiz üzere uzun vade de ülke ve ülke insanı mutlaka kaybediyor. Bu nedenledir ki Mısır’da keşke ordu darbeye hiç kalkışmasa, meydana dolan insanların taleplerine mevcut hükümetin yanıt vermesini bekleseydi diyorum. Diyorum ama olan oldu torba doldu. Bundan sonrasına bakmak lazım.
Bana kalırsa yıllardır iktidarı ele geçirmek için çalışan “Müslüman Kardeşler” bu şekilde iktidardan uzaklaştırılmayı kabul etmeyeceklerdir. Belki bir iç savaşa girişmeyecekler ama yer altına inip terörist eylemlere yöneleceklerdir. Bu da Mısır’a ve Mısır halkına çok pahalıya mal olacaktır. Ciddi can kayıpları yanı sıra ekonomik kayıplarda söz konusu olacaktır. Üstelik bu kez, ne Piramitlerin ihtişamı, ne Abu-Simbel’in gizemi, ne de Hatsepsut Tapınağı’nın görkemi bu ekonomik kayıpları önleyebilecektir.
Olayın sonunu şimdiden kestirmek zor. “Kim kazanır?” sorusunun yanıtı çok berrak değil. Ama ille de bir cevap vermek gerekirse, yeridir, yaşanmış bir hikaye ile soruyu yanıtlamak isterim…
Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den biri
devesiyle Şam’a gelmiş, dolaşırken yanına biri yanaşmış, sert bir sesle:
“Ver o dişi deveyi bana! O benim” diye herkesin duyacağı şekilde bağırmış.
Tartışma büyümüş, Küfeli: “Bu deve benimdir, üstelik dişi değil,
erkektir”, demişse de anlaşamamışlar, iş sonunda Muaviye’ye yansımış. Tüm Şam halkı meydanda toplanmış, Muaviye, Küfeli ile Şam’da deveye sahip çıkanı
dinledikten sonra, kararını açıklamış:
– Bu dişi deve Şamlı’nındır!
Sonra toplananlara dönmüş:
– Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
Hep birlikte bağırmışlar:
– Şamlı’nındır!
Küfeli şaşkın şaşkın, giden devesinin ardından bakakalırken Muaviye
Küfeli’yi yanına çağırmış:
– Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki bu deve senindir ve
dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye
anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”

Yani kıssadan hisse çıkarmak gerekirse, şu anda Mısır’da kimin haklı kimin doğru olduğunun iktidarı elde etme adına bir anlamı yoktur. Hangi tarafın körü körüne bağlı, misaldeki gibi, liderinin sözü ile dişi deveyi erkek gören yeterli adam sayısı varsa, iktidar eninde sonunda onundur.
İktidar öldürür. Ama öldürmekle değil çoğalmakla elde tutulur. Birileri boşuna size “üç çocuk yapın” demiyor…

Abu-Simbel

Hz. Ali

Piramitler

Hatsepsut Tapınağı

Anlayamadıklarım

Taksim Meydanı’nı es geçip Tahrir Meydanı’ndan canlı yayın yapan Türkiye televizyonlarını herkes gibi bende anlayamıyorum.
Ve Şiir:
Evetle Hayır Arası

Bir kuş uçuyor
Bir kanadı ak
Öteki kara…

Bir kedi sürünüyor eteklerime
Bir gözü mavi
Öteki yeşil…

Sana bakıyorum
Yüreğim
Evetle HAYIR arası…

Ayşe Tural

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam