09 Aralık 2016

Mr. Downer, elini ovuşturuyor

Haber İçi Üst

       Güney’deki seçimler bitti, şimdi müzakereler için taraflar taktiksel adımlar atmaya çalışıyor. Böyle olması doğal, en iyi faydayı elde etmek için taraflar buna göre manevra yapacak. Türk tarafı, hızla müzakerelere başlamak için adımlar atıyor.
     Türkiye, konuyla ilgili muhatapları nezdinde Yunanistan, İngiltere, ABD, AB ve  BM ile müzakerelerin başlaması ve sorunun çözümü için girişimler yapıyor. Aynı şekilde, KKTC tarafı da Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Güney’e müzakerelere başlamak için teklifte bulundu.
      3. taraflar henüz devrede değil, onlar bir şey söylemedi ve zaten süreci onlar belirleyecek. Son noktayı İngiltere, ABD, AB tarafı koyacak ve BM ona göre tavır alacak. Türk tarafının niyeti belli, Kürt sorununda dahi cesur bir adımlar atan bir taraf var. Aksi, komplo teorilerine girer. Burada karşı tarafın taktiğini ve niyetini anlamak önemli.
    Yunanistan ve Güney Kıbrıs çok ağır ekonomik kriz içinde, her ikisinin de ipleri AB (Almanya), İngiltere-ABD elinde. Yunanistan’ın Kıbrıs sorunu ile ilgili tavır alacak dermanı yok. Çözüm olması halinde, Türkiye ile hem ekonomik, hem de siyasi olarak avantaj sağlayacağı için, bu konuda sessiz-etkisiz bir tavır pozisyonunda. Kendi derdinden bir de Güney ile uğraşacak hali yok, zaten Rumlar, Yunanistan’a ateş püskürüyor (kendilerini krize sürüklediği için).
    Gelelim Güney Kıbrıs’a, Rumlara…
     Güney’deki kriz, AB içinde çapı en küçük ama ülke bazında en büyük krizdir. Yunanistan’dan bile daha büyüktür, krizin hasarı KORKUNÇ bir noktaya doğru gidiyor. Böyle giderse ve sadece öngörülen kredi paketi ile bu iş göğüslenmeye çalışılırsa, hasar 50 milyar USD’ ye ulaşacak. Yani, bankacılık batakları, kamu ve özel borç stokları vs…
    Rumlar, milli gelirin 2 katını aşan bir bataklığa doğru gidiyorlar. Düşünün, küçük bir ekonominin üzerine kendisinden 8 katı büyük bir bankacılık sektörü çöktü. Ortada ne bankacılık, ne kamu ne özel sektör kaldı…
      Rumların bu krizden çıkmak için eşzamanlı  “çok güçlü bir finansman paketine ve satın alınabilecek hikayesi olan yeni bir ekonomik açılıma” ihtiyacı var. Euro içinde bu ikisi olmadan bu krizi kısa vadede ve az hasarla atlatmak MÜMKÜN değildir. Hiçbir siyasetçi buna dayanamaz.
      Finansman paketini bırakalım, hikayeye bakalım. Hikaye ne olabilir? Hikaye şu olabilir, “Güney ekonomisinin Doğu Akdeniz’de en büyük ekonomi olan Türkiye ekonomisi ile ekonomik birlik entegrasyonuna girmesi gerekir, adada çözümle tüm ada üzerinde yeni ekonomik sinerjilere-dinamiklere ihtiyacı var ve gazın Türkiye üzerinden harekete geçirilmesi gerekir”. Ana hikaye bu olabilir.
     Peki bunu kimler biliyor? Saris- Anastasiadis ve ekibi biliyor, AB-İngiltere, ABD biliyor ve Türk tarafı da farkında. Peki hal böyle iken; Anastasiadis, niye Cumhurbaşkanı Eroğlu’na müzakerelere başlamak için daha vaktimiz var, iyi bir ön hazırlık sonrası başlayabiliriz diyor?
    Bir kere, ön hazırlık meselesi martaval, onu geçelim. Esas dert şu; Anastasiadis, haklı olarak kredi paketi ile ilgili açılımı müzakerelerden önce, Kıbrıs sorunundan bağımsız, hatta ekonomik hikayesinden-kaldıracından bağımsız olarak bitirmek istiyor. Bunu da muhtemelen 2 sebepten dolayı yapmak istiyor.
     Bir, hikaye olmaksızın mümkün olduğunca büyük bir kredi paketi ile işi kurtarmak istiyor. İki, kredi paketinin müzakerelerde bir baskı ve şantaj olarak kullanılmasını istemiyor. O yüzden, bu işi müzakerelerden önce halletmeye çalışacak. Bizim kredi paketinin miktarı ve içeriği ile ilgili müzakerelerden çıkaracak çok mesajımız olacak. O yüzden iyi takip etmeliyiz.
    Peki,3. taraflar, muhataplar bunun farkında mı? Elbette farkında, oyun teorisi o kadar açık ki. Peki bundan sonra ne olabilir? Şunlar olabilir. Bir kere,17 milyar EURO olarak tasarlanan finansman paketinin, Güney’deki krizi tamir için yeterli olmadığı konusunda önce anlaşmak lazım. İnanın, belki başlangıçta yeterdi ama artık yetmez. Bunu baz alarak şimdi olası senaryolara bakalım.
1- Bu paket + çözümle ilgili hikaye ve çözüm için ilave finansman taahhüt edilebilir
2- Sadece bu paket verilebilir. Müzakere süreci bu baskı ile sürüklenir.
3- Baştan çözüm taahhüdü ile kredi paketi artırılabilir.
4- Kredi miktarı azaltılabilir, kredi paketiyle ilgili süreç uzatılarak hasarın artması sağlanabilir, buna göre müzakere süreci paralel götürülebilir.

     Diyeceğim şu; hem Yunanistan’ın hem Güney Kıbrıs’ın ama özellikle Güney Kıbrıs’ın içinde bulunduğu durumdan dolayı, çözüm için bundan daha iyi bir konjonktür ve ihtiyaç bugüne kadar ortaya çıkmamıştır.
    Yeter ki, İngiltere-ABD ikilisi ve Almanya önderliğinde AB istesin. Bu saatten sonra, bütün mesele BATI İTTİFAKININ, Türkiye’yi bölgede ve dünyada nerede görmek istediğiyle direkt alakalıdır. Erdoğan, boşuna ŞANGAY’dan bahsetmedi! Bu işin önünde tek engel Almanya’yı görüyorum, onun dışında engel görünmüyor.
        Mr. Downer’a da hayatının fırsatı çıktı. Tam çöplüğe gitmek üzereyken, eline tarihe geçme fırsatı çıktı. Muhtemelen ellerini ovuşturuyordur. Zaten, bu şartlarda dahi bu sorun çözülmüyorsa, demek ki bu saydığım uluslar arası güçler, Kıbrıs’ta çözüm dışında başka defacto bir formül kurguluyor demektir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil