08 Aralık 2016

Mısır-Afrika’nın kanayan yarası

Haber İçi Üst

Afrika’nın en büyük ülkesi Mısır, yeniden tüm dünyanın gündemine oturdu. Tüm dünya basını, Mısır’ın hangi limanda durabileceğini anlamaya çalışıyor.
Mısır’ın nüfusu, 2012 yılı itibarıyla yaklaşık olarak 90 milyondur. Bu insanların büyük bir kısmı, NİL NEHRİ çevresinde yaşamaktadır.
90 milyonluk nüfusun 33 milyonuna yakını, günde 3 dolar’a yakın bir para ile geçinmek zorundadır. Yoksulluk ve evsizlik Mısır’da kitlelerin aşırı politize olmalarını ve sık sık hareketlenmelerini tetiklemektedir.
Mısır, 7 bin yıllık tarihiyle ve özellikle FİRAVUNLAR dönemi ve PİRAMİT’leriyle de her zaman ilgi çekmiş bir ülkedir.
Mısır, Süveyş kanalı dolayısıyla da, dünya  petrol nakliyesinde kilit bir rol oynamaktadır.
90 milyonluk Mısır, Nasır döneminde üçüncü dünyacı bir yol izleyerek, Amerika’nın tepkisini çekmiştir. Nasır’ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı olan Enver Sedat döneminde, Mısır ile İsrail arasında yumuşama başlamış ve MISIR- İSRAİL antlaşması imzalanmıştı.
Mısır, Arap ülkelerinin lideri pozisyonundadır. Tüm Araplar, Mısır’ın hangi yolu izleyeceklerini çok yakından takip etmektedirler.
Arap ülkeleri arasında laik ülkeler sıralamasında, Mısır ilk sıralardadır. Ancak, İslami Yaşam tarzını egemen kılmak isteyenler, Mısır’da her zaman çok güçlü olmuşlardır.
Mısır’da, Müslüman Kardeşler Örgütü /İHVANÜ’L Müslimin/ 1928 den beri faaliyettedir.Modern bir İslam toplumu kurulabilmesi için, Kuran ve Sünnet’in kılavuzluğuna dönüşü savunan bu teşkilatın Orta -Doğu ve Kuzey Afrika’da çok geniş bir kitlesi vardır.
Mısır’da 2012 deki son Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, Müslüman Kardeşler örgütünün desteklediği Muhammet Mursi % 51,73 oy oranı alırken, bağımsız aday Ahmet Şefik % 48,23 oranında oy aldı.
Muhammet Mursi yandaşları bu küçük farka rağmen, tüm Mısır’ı KENDİ İSTEDİKLERİ KOŞULLARDA idare edebileceklerini sandılar. Bu Müslüman Kardeşler Örgütünün en büyük hatası olsa gerek.
Son Mısır karışıklığı ve Ordunun sisteme MÜDAHALESİ’nin temelinde, İslami Akım’ın, Mısır’ı kendi istedikleri koşullarda yeniden düzenleme çabasına TEPKİ vardır. Ancak Müslüman Kardeşler Örgütü, bu çabasıyla diğer siyasi akımları, Batı ve Amerika’yı kendisine karşı birlikte hareket etmeye yöneltmiştir.
Şimdi, Ordu’nun müdahalesiyle ve insanların kurşunlanmasıyla, süreç çok tehlikeli noktalara çekilmiştir.
Müslüman Kardeşler örgütünün siyasi gücünün sadece Mısır ile sınırlı olduğunu düşünmek büyük bir yanılgıdır. Müslüman Kardeşler Örgütü, tarihinde, GERİ ÇEKİLME’yi kabul etmeyen bir yapıdadır. Bu da, hem Mısır’ı hem de bölgeyi derinden etkileyecektir.
Müslüman Kardeşler Örgütü, Afrika ve Orta Doğu’nun diğer ülkelerinde değişik adlarla etkinliğini göstermektedir. Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Suriye’nin HAMA kentinde Şubat 1982’de giriştiği ayaklanmanın  Hafız Esat yönetimince bastırılması sırasında, BİNLERCE kişi öldürülmüştü.
Müslüman Kardeşler Örgütü günümüzde aynı adla  Ürdün’de yasal durumdadır. Onun dışında  Cezair’de ve bazı ülkelerde de farklı isimlerdeki kolları iktidara kadar yükselmişlerdir.
Müslüman Kardeşler Örgütü 2010 yılında TUNUS, 2011 yılında da MISIR ve ÜRDÜN’de düzenlenen protesto gösterilerinde önemli rol oynamıştır.
Arap Baharıyla birlikte, Müslüman Kardeşler Örgütünün Arap ülkelerinde güçlenmesi ve Arap milliyetçiliğinin etkisinin artması Batı ve Amerika için  pek de iç açıcı bir durum değildi. Arap Baharını destekleyen Amerika, bölgede Pandora’nın Kutusu’nun da açılmasını sağlamıştı.
Muhammet Mursi’nin bir askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırılması, bu nedenle, BATI ve AMERİKA tarafından pek eleştirilmedi.
Türkiye ise, Mursi’nin silah zoruyla iktidardan indirilmesini kabullenmedi. Bu durumu sık sık dünya gündemine taşımayı sürdürdü.
Türkiye’nin bu tavrı, Batı’yı ve Amerika’yı çok rahatsız etmektedir.
Mısır’da, Arap Baharıyla birlikte başlayan hareketlenme, daha derin çelişkjileri içinde barındırarak gelişmeye devam ediyor.
Mısır’daki bu hareketlenme, Türkiye’de etkili olur mu? Bu sorunun cevabı erken bir zamanda ortaya çıkacak.
Tayyip, son GEZİ PARKI olayından sonra, çok şeyler kaybetmiştir. GEZİ PARKI olayının hemen ardından, Mursi’nin darbeyle uzaklaştırılması. Ak Parti çevrelerini iyice kuşkulandırmıştır.
Türkiye’de de artık kitlelerin, can kulağıyla dinlediği Tayyip Erdoğan yoktur.  Üstelik, gençlik, YAŞAM TARZLARININ Ak Parti tarafından yeniden dizayn edilmesine karşı hareketlenmiştir.
Bakalım bu yeni dönemde, MISIR sendromu hangi ülkeleri DERİNDEN etkileyecektir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil