10 Aralık 2016

Mirasyedi hovardası değil miyiz?

Haber İçi Üst

Güney Kıbrıs’ta gelinen aşama ortada…

“Gençlerin geleceğini kurtardık” diyor Maliye Bakanı Sarris…
Acı bir reçete…
Tüm halk bedel ödüyor…
Rum halkının yaşadıklarına bakıyorum da…
Kıbrıs Türkü bunu defa defa yaşamadı mı?
Önce 1975 sonrası buhar oldu Kıbrıs Liraları…
Bankalar krizi…
Devalüasyonlar…
Güney Kıbrıs’ta “Kıbrıs Lirası” dünyanın en değerli parası gibi kullanılmaya devam edildiği günlerdi…
Bankalar önünde kuyrukta bekleyen Kıbrıslı Türkler…
Arka kapıdan parasını kurtaran zenginler, halkın parasının hesabını veremeyen banka sahipleri, hesap sormayan siyaset ve yargı…
O da ayrı bir konu, halen kapanmayan, kanayan bir yara…
Kıbrıs Türkü, Rum tarafının bugün yaşadıklarını, benim bildiğim daha üç kez yaşadı…
Tümünden de kazasız belasız ayrıldı…
Peki neden?

Mirasyedi…
Nedir mirasyedi…
Elbette üretmeden, tüketen…
Atadan, babadan kalan malları satıp satıp yiyen…
Bu tartışmaya girdik mi…
Kırılıyor birçok insan…
Ama bir bakın…
Bankalar krizi yaşadık biz.
Çatır çatır gitti bankalar…
KKTC’nin bütçesi bu krizi karşılamaya yeterli değildi…
Ama eylemler, olaylar, ağlamalar, sızlamalar derken…
Türkiye’ye bu bedel ödetildi.
Türkiye ödedi.
Herkes kaybettiğini sandığını…
Daha doğrusu birilerinin batırdığına kanaat getirdiği paralarını geri aldı.
Şimdi bankacılık sistemi ince eleyip sık dokuyor.
İşi sıkı tutuyor…
Peki Kıbrıs Türkü ne yapıyor?

Bedeli başkaları ödetiyor
Alıştık ya, bedeli hep birilerine ödetmeye ve hesap vermemeye…
Ne denk bütçe gaylesi var, ne de sosyal adalet…
Herkes seçiliyor…
Seçilmesinin ardından da başlıyor kamu kaynağına sarılmaya…
İstihdamlar…
İhaleler…
Adam kayırmalar…
Mesela yargı…
Hiç siyasetten hesap sormuyor…
Yargı, siyasetten korkuyor mu?
Yargı neden, kamunun kaynağını iç edenin peşinden koşmuyor?
Bunun cevabını veren yok…

Silkinme zamanı geçti…
Kıbrıs Türkü’nün silkinme zamanı geldi.
Kendimize çeki düzen verme zamanı da geldi.
Siyasetçi Allah’tan korkmuyor ama, yargıdan korkacak…
Şeffaf ve hesap verilebilir bir adaletli düzen gelecek.
Kimse kamunun parasını “mirasyedi hovardası” gibi kullanmayacak.
Denk bütçe konusunda daha radikal adımlar atılacak.
Kamu maliyesinin zarar eden alanları daha fazla “hormonlamasına” izin verilmeyecek.
Bu alanlara harcanan kaynak, sosyal politikalara yönelecek…
Reel sektörün gelişmesine, istihdamın bu alanlara kaymasına zemin sağlayacak yatırımlara yönelecek…
“Türkiye mecburdur versin burada askeri var üssü var” mantığı da…
“Anavatanımız çok yaşa, bize bakar” da aynı mantığa hizmet veriyor.
O da Kıbrıs Türkü’nün üretimden koparak, kamuda istihdam için siyasetçinin önünde yalvar yakar olmasına…
İflaslara…
Göçlere…
Mazbatalara…
Her alanda hormonlanan Kıbrıs Türkü, şimdi bunun acısını çekiyor.
Bu acı da her alana sirayet etmiş durumda…
Kamuda binlerce insan ama, iş üretimi sorgulanıyor.
Özel sektörde istihdam sağlanıyor ama kaliteli, kalifiye eleman bulunamıyor…
Eğitim organize edilemiyor…
Hayatın her alanında, benzer olumsuzlukları sağlamak mümkün…
Yeniden dizayn olunmalı…
Bu kez kriz, hemen yanı başımızda…
Komşu acı içinde…
Çıkarabileceğimiz onlarca ders var…
Tamamen, Türkiye’nin desteği ile ayakta duran bir mali sistemi istiyor muyuz?
İstemiyor muyuz?
Soru budur…
Cevabını tartışmalıyız…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil