05 Aralık 2016

Milyarderler ve Hayyam’ın eşekleri

Haber İçi Üst

Zenginin parası fakirin çenesini yorarmış. Paralı insanlar, nedense, geniş halk kitlelerinin ilgisini çekmiştir. Bundan sonra da çekeceğe benziyor.
Para konusuyla ilgilenen ünlü Forbes dergisi, her sene dünyanın en zenginlerinin bir listesini yapar. Dünya milyarderlerinin isimleri pek değişmez ama sıradaki yerleri oynayabilir.
Bir süre önce yayımlanan listede de öyle oldu. Yapılan sıralamada, her zamanki gibi, Amerika en çok milyardere (442 kişi) sahip ülke olarak birinci sıraya oturmuş. Türk medyasını heyecanlandıran konu ise Türkiye’nin sıralamada 7’nciliğe yükselmiş olmasıydı.
Forbes dergisinden öğrendiğimize göre, Türkiye’de 44 milyarder varmış. Avrupa’da Almanya’dan sonra ikinci sıradaymış. Almanya’nın 58 milyarderi varmış.
Dünya sıralamasında 395. Ferit Şahenk, 3.4 milyar dolarlık servetiyle Türkiye birincisiymiş. Kız kardeşi Filiz Şahenk ise dünya sıralamasında 458. imiş.
Ferit Şahenk şahsi servetini bir yılda 800 milyon dolar artırarak 464. sıradan 395. sıraya yükselmiş. Maşallah, adamın tuttuğu altın oluyor. Koyu bir Fenerbahçeli olan Ferit Şahenk kulübüne her yıl milyonlarca lira yardım yapıyor. Bunu da yapmasa herhalde birkaç basamak daha yukarıda olabilirdi. (Bir yandan bazı Fenerbahçeliler AKP’nin ve/veya Gülen Cemaati’nin kulübü ele geçirmeye çalıştığını iddia ediyorlar öte yandan Ferit Şahenk ile Tayyip Erdoğan’ın arası bal, kaymak.)
Türkiye’de 44 milyarder olduğunu okuyunca aklıma merhum Adnan Menderes’in sözleri geldi: “Her mahalleye bir milyoner”. Aslında bir ara her evde bir milyoner oluşmuştu ancak TL’den altı sıfır silinince milyonerliğimiz uçup gitti. Halbuki ne güzel milyarlarla, trilyonlarla iş yapıyorduk. Gerçi yol kesmiyorduk ama o başka.
Bir ülkede sermaye birikimi, kuşkusuz yararlı ve gerekli bir ekonomi kuralıdır. O sermaye ile yatırımlar yapılır, yeni iş sahaları açılır; üretim artar ve ülke kalkınır. Türkiye’de son 10 yılda gayrı safi milli hasılanın üç misli arttığı görülmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde ekonomik kriz varken ülke kalkınmaya devam ediyor.
Bu noktada bir hususa dikkat etmek gerekir. Ferit Şahenk bir yılda şahsi servetini 800 milyon dolar artırırken bir işçinin ücreti veya bir memurun maaşı ne kadar artmıştır? Ülkede ne kadar yeni yol, kaç tane yeni okul ve hastane inşa edilmiştir? Devlet halka ne gibi yeni hizmetler sunmaya başlamıştır?
Milyarder sayısını artırmak güzel de geniş halk kitlelerinin bu zenginlikten ne kadar yararlandığını sorgulamak gerekir. Aksi halde alttakiler sürünmeye devam ederler. Büyüyen pastadan sadece milyoner ve milyarderler yararlanırsa, sonuç pek hayırlı olmaz. Olsa olsa, petrol zengini ülkeler gibi olunur. Oralarda da milyarder sayısı az değil ama halkın kendisi yerlerde sürünür.
                                                                              XXX
Fazıl Say’ın twitleri ve mahkûmiyeti konusunda geçen hafta yazdığım yazı sonrasında Türkiye basınında ilginç bazı makaleler okudum. Ortalama bir Türk aydınının sanata ve sanatçıya bakış açısını sergilemesi bakımından bu yazılar özellikle dikkatimi çekti.
Biri, Anayasa Mahkemesi eski raportörü Osman Can’ın yazısıydı. Bir hukukçu olarak Can, Say’ın “nefret söylemi” nedeniyle suç işlemiş olduğunu savunuyor ki haklı olabilir. Ne var ki bununla yetinmiyor, Say’ı Richard Wagner ile karşılaştırıyor ve Wagner’in ırkçı olduğunu vurguluyor.
Öteki de kimin kiminle yattığı konularında uzmanlığı ile isim yapmış olan Erol Köse’nin sözleridir. Köse aynen şöyle diyor: “Bu Fazıl ne yapmış vatanı adına? Gitmiş Mozart, Bach vs çalmış. Hep batı yalakalığı, dünyaca ünlü bir Türk senfonisi mi var? Sanatı, kariyeri zirve olabilir ama Ermeni lobisinin Orhan Pamuk gibi oyuncağı olmuş, Türk sanatını icra etmemiş, hep ıstakoz nameleri, hamsi yok. Fazıl, ‘ben ateistim’ diyecek ok, ama inananlara da ‘salak’ diyecek ‘Allahçı yav…’ diyecek. Hadi lennn adamı hoplatırlar, şşşt akıllı ol”.

Ne hikmettir, Türkiye’de nerde, ne zaman beğenilmeyen bir iş olsa altından ya Ermeni lobisi çıkar ya da Yahudi lobisi? Fazıl Say, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal gibi şahsiyetler de onların kuklaları olur. Bir sanatçıya saygısızlık, olsa olsa bu kadar olur. “Akıllı ol” tehdidi de cabası.

Gidip Mozart çalmak, Bach çalmak ne basit, ne adi bir iş. Batı yalakalığı yapmak isteyen her birey yollara düşüp bunu yapabilir. Değil mi? Besteleri de hep Batı yalakalığı. Bu nedenle değil mi ki dünyada el üstünde tutuluyor? Hep Batı yalakalığı!

Şu Ömer Hayyam’da da cevher tükenmez. Bu durumlar için de bir rubai patlatmış:
“Dünya üç beş bilgisizin elinde 
Onlarca her bilgi kendilerinde. 
Üzülme, eşek eşeği beğenir 
Hayır var sana “kötü” demelerinde.”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam