03 Aralık 2016

Mehmet Barışsever, hakkındaki iddialara yanıt verdi…

Haber İçi Üst

 

Koalisyon ortağı TDP’deki bakan atamalarını tüzüğe aykırı bulduğu gerekçesiyle adaylıktan ve partisinden istifa eden Mehmet Barışsever ile ilgili yazdıklarıma yanıt geldi. Önceki gün bana mail göndermiş ancak söz konusu mail geri dönmüş. Sayın Barışsever’in maili dün elime ulaştı. Onun için bugün, geçici hükümette bakan yapılmadığı için partisinden istifa eden Mehmet Barışsever’in cevap hakkına saygı göstererek, yanıtını (imla kullanımına dokunmadan) sizlerle paylaşmak istiyorum…

“Sevgili Moreket,
Cemal Özyiğit Mehmet Barışsever’ın Sağlık ve Çevre Bakanlığı’na atanması ne kadar etikti diye sormuş! Köşende çıktı ve Radyo Havadis’te konu olmuş. Atamayı TKP yaptıydı. İnan ki şimdikinde olduğu gibi ben gidip müdürlük istemediydim. Bakanlık Sağlık ve Çevre Bakanlığı’ydı ve ben görevim sırasında çevre konularının koordinatörü olarak görev yapmıştım. Simdi Cemal Özyiğit Partisi TDP’de Çevre Komitesi’nin Başkanlığını yapmış ve çalıştığı sürede kendilerine vitrin oluşturmuş  Mehmet Barışsever’in Çevre Bakanlığı’na tayinin etiğini sorguluyor! Googla Mehmet Barışsever yazın ve Çevre Komitesi Başkanı olarak ve Ortam Gazetesi’nin yazarı olarak beni sorgulayın. Bunlar ne söyleyeceklerini şaşırttılar gardaşcığım. Hakikaten susma kararı almıştım. Beni konuşturdukları sürece konuşacağım. Hodri meydan!
YAŞANAN SÜREÇ
1. Hükümeti üç partinin kurabileceği konusunda uzlaşma sağlandıktan sonra TDP Parti Meclisi 10 Haziran 2013 Pazartesi gün toplantıya çağırıldı ve Parti Meclisi Sn. Mehmet Çakıcı’yı hükümeti kurma çalışmalarını yürütmek üzere yetkilendirdi.
Bu konuda TDP Tüzüğü’nün Hükümet Kurma Kararı Verme Yetkisini düzenleyen  71. maddesi bağlayıcı olup aşağıda sunulmuştur. Partinin en büyük karar organı Genel Kurul olup Genel Kurulu temsilen Parti Meclisi bu görevi üstlenmiş olup böylesi önemli bir konudaki yetkileri devredilemezdir.
Madde 71
a. Tek başına veya koalisyon halinde hükümet kurmaya hükümetten yahut koalisyondan ayrılmaya karar verme yetkisi Parti Meclisi’ne aittir.
b. Hükümet Kurma görevi üstlenen kişi hükümet üyeliğine uygun gördüğü kişileri Parti Meclisi’nin onayına sunar. Koalisyona katılma durumunda hükümet üyeleri parti genel başkanı tarafından belirlenip Parti Meclisi’nin onayına sunulur.
2. 11 Haziran Salı günü öğleye doğru üç partinin 4:3:3 formülü üzerinde uzlaştıkları; Eğitim ve Kültür Bakanlığı, Turizm ve Çevre Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın TDP’ye verildiği açıklandı. Ardından Partinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplandı. Parti Meclisi Üyesi, Çevre Komitesi Başkanı ve Tarım Komitesi üyesi olarak MYK üyesi olmadığım için toplantıya çağrılmadım. Bu konuda görüşüm sorulmadı!
3. 12 Haziran Çarşamba günü, sabahtan öğleye kadar partide bekledim görüşecek biri yoktu. Havadis Gazetesi’nden Hüseyin Ekmekçi’nin köşe yazısında; “Çakıcı bakkalın bile bakanlık talep ettiği bu dönemde ince eledi sık dokudu ve Tarım Bakanlığı için tarımdan anlayan ve bu sürede ülkenin tarım insanlarını mağdur etmeyecek üç isme yöneldi! Sami Dayıoğlu, Osman Şendil, Hasan Dingin” ifadesini okudum.
Hükümet listesinin açıklanmasının beklendiği haberleri okunuyordu. Akşam saatlerinde ulaşabildiğim TDP Mağusa Milletvekili Sn. Hüseyin Angolemli’den Osman Şendil’in Mağusa’da Gümrük Dairesi’nde memur ve Hasan Dingin’in da Toprak ürünleri Kurumu Müdürü olduğunu öğrendim.
Sn. Angolemli’ye bu adayların hiçbirinin tarım ile ilgili olmadıklarını, partinin elindeki konu ile ilgili bu alanın uzmanı insan kaynağı olarak, bu tartışmaların içerisinde ismimin argüman olarak dahi kullanılmamasından ve ilgili iki komitenin başkanı olarak görüşümün alınmamasından rahatsızlık duyduğumu, başka alternatiflerin de bulunabileceğini ve partinin vitrini açısından adaylığımı geri çekip bu göreve talip olmamın partinin kararıyla düşünülebileceğini, söyledim. Sn. Angolemli kendileriyle görüşüp bana geri döneceğini söyledi…
4. 13 Haziran Perşembe günü, konuyu Parti Meclisi’ne getirdiklerinde düşüncelerimi aktaracağımı düşünüyordum. Sn. Hüseyin Angolemli’yi ikinci aramamda telefonu yanıt verdi ve bana o anda görüşemeyeceğini söyleyerek “Sonra görüşelim” dedi. Telefona yansıyan seslerden Meclis’te konuyu görüştükleri toplantıda oldukları anlaşılıyordu. Az sonra hükümet listesi açıklandı.
Genel Sekreter Sn. Cemal Özyiğit’in telefonunu çevirdim, artık ulaşılabiliyordu. Kendisine Tarım Bakanı ve Çevre Bakanı tayin ettiğimiz böylesi bir konuda görüşümü dahi sorma gereği duymamalarından çok kırıldığımı, yönetimden boyumun ölçüsünü aldığımı, buna rağmen seçime gireceğimi, ancak bir koşulum olduğunu söyleyerek; partinin seçime katılım katkısı olarak talep ettiği rakamın 1000 TL’sini ödeyeceğimi, Ortam Gazetesi’nde hiçbir karşılık beklemeden 500’ün üzerinde yazı yazdığımı, bunlardan 252 tanesinin halen web sayfasında bulunduğunu, bu nedenle istedikleri parasal katkının geriye kalan bölümünün Ortam Gazetesi tarafından ödenmesi koşuluyla seçime gireceğimi belirttim.
Bu konuşma sırasında; Parti Meclisi’nin seçilmesinin ardından hangi komitelerde çalışacağımız sorulduğu zaman Çevre ve Tarım Komitelerini yazdığımı, Çevre Komitesi üyelerini koordine etme görevinin bana, Tarım Komitesi üyelerini koordine etme görevinin Sn. Sami Dayıoğlu’na verildiğini ve Sn. Dayıoğlu’nun yapılan ilk toplantıda işlerinin çokluğu nedeniyle Tarım Komitesi’nin Başkanı olmak istemediğini, benim daha önce Çevre Komitesi Başkanlığı’na seçilip komiteyi oluşturduğumu, Tarım Komitesi’nin Başkanlığı’nın bu nedenle Sn. Ertan Namıkkemaloğlu’na kaldığını ve Sn. Dayıoğlu’nun katılmadığı Tarım Komitesi’nin ikinci ve son toplantısında raporunu büyük ölçüde benim dikte ettiğimi söyledim. Başkanı olduğum Çevre Komitesi’nin partinin vitrini olan çalışmalarını hatırlattım…
13 Haziran Perşembe gününden, 16 Haziran 2013 Pazar gününe kadar Parti Yönetimi’nden Sn. Genel Başkan, Sn. Genel Sekreter ve konuşmalarımızda bana geri döneceğini söyleyen Mağusa Milletvekilimiz Sn. Hüseyin Angolemli’nin beni aramamalarına çok içerledim. İstifamda tetiği çeken daha öne belirttiğim iki hususun tamamlayıcısı, bunca emeğim bulunan bir partide adam yerine konulmamış olmak olmuştur.
Ahde vefanın olmadığı bir yerde siyaset yapmanın anlamı olmadığı sonucuna vardım. 1979 yılından beri içinde bulunduğum siyasi yaşamımı ve beleş gazete yazarlığımı sonlandırmış bulunuyorum. Toplum algıladığı şekilde çıkışımı değerlendirmekte özgürdür. Saygılar sunarım…”
Mehmet Barışsever

YERİN KULAĞI VAR

NE KIYMETLİYMİŞ BU VEKİLLİK:                                                                                                                            Vekillik meydan savaşları son sürat sürüyor. Adaylarını açıklayıp rahatlayan CTP dışındaki tüm partilerde cadı kazanları kaynıyor. Adaylarla ilgili iddialar günü bırakın, saat başı değişir oldu. Bugün X partide olanın, yarın Y partisine gitmeyeceğini kimse garanti edemiyor. Böyle bir ortamda kimse kalkıp da, “ben ülkeme hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyorum, bana haksızlık ettiler” demesin. Çünkü görünen köy kılavuz istemez. Siz ne ülkeyi, ne de halkı düşündüğünüze kimseyi inandıramazsınız. Tek derdiniz koltuk, gerisi yalan…

SEÇİMİ AKILDAN ÇIKARTMAMAK GEREK:                                                                                                        Hükümet programının görüşülmesini izledik dün. Hakim olan ortam “kavgaydı” maalesef. Kavgayı yapan da, hükümet üyeleri değil, arkalarındaki partilerdi. İktidar ortaklarının içinde 4 yılın birikimi vardı. Bu anlaşılır. UBP’yi eleştirmeleri de normal, ancak bazı konuşmacılarda bir kin, nefret, intikam duyguları da sezinledik. Buna hiç ihtiyaç yok. Özellikle de toplumsal uzlaşmayı getireceğine inandığımız bir geçiş hükümeti döneminde. Bence üç iktidar partisi bir ay sonraki seçimi de düşünmeli. Vermek istedikleri imaj buysa tabii, söyleyecek bir şeyimiz yok…

YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK…:                                                                                                                                  Yeni hükümet programında TC ile yapılan ekonomik protokol ile ilgili tek bir satır olmaması, dünkü Meclis’te de gündem oldu. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal” misali sessiz geçiştirmek istediler. Ancak, kaynakların Türkiye’den geldiği bir gerçek. Bu durumda protokolü görmezden gelerek ekonomik ve mali politikalar nasıl yürütülecek onu anlayamadık. Uyguladıkları politikayı sorarsanız, “Sin da gulle geçsin…”

BRT ÇALIŞANI’NA BENZİN İSTASYONU:                                                                                                                    CTP Genel Sekreteri Asım Akansoy’un, İçişleri Bakanlığı Basın Danışmanı Nazmi Pınar’ın, BRT’de işe alınan karısı adına bir de petrol istasyonu izni alması iddiası ciddi. Tam anlamıyla “bal tutan parmağını yalar” hikayesi. Neresinden tutsan elinde kalıyor. Vatandaşlık konusunda hakkında birçok ciddi iddialar olan bu danışman ve onun gibi “başarılı” arkadaşlar şimdi eminim ki, bizlere dönüp “Becer de sen de yap” diyerek dalga geçmekteler. Benzin istasyonu sahiplerinin bir kararı vardı, yeni izinler verilirse eylem yapacaklardı. Hem onlar, hem de yeni hükümet, kararın iptali için bir şeyler yapacak mı göreceğiz. Sonuçta bu da toplum vicdanını yaralayan bir karar…

İLGİNÇTİ: Şafak Nöbeti konusunda Dışişleri Bakanı Kutlay Erk dün radyo programımıza bağlandı ve “Para yok” dedi. Programdan sonra bize ulaşanlarsa, Bakan’ın kaynağı araştırmadan önce bu etkinliği programdan çıkarttığını iddia ettiler. Ardından Turgay Avcı konuyu Meclis gündemine taşıdı, özellikle “KKTC yaşatılacak” diyen DP’nin de içinde olduğu hükümetin bu kararını eleştirdi. Tam o anda Meclis Başkanı makamında oturan DP-UG milletvekili Zorlu Töre, oturduğu yerden, “Bu karar kabul edilemez” dedi. Gerçekten ilginçti…

TOPLUM VİCDANINI ANLAMAK: Necdet Numan diyor ki, “Partimiz iktidara gelir gelmez Necati Şaşmaz’ın ataşeliğini iade edecek”. Yapmayın Sayın Numan, seçmenin nabzını tutamıyorsunuz demek ki. Bu atamanıza toplumun geneli gibi, sizin partililer de tepki göstermişlerdi. Vazgeçin bu Polat Alemdar merakınızdan. Bir de onun yüzünden evdeki bulgurdan olmayın…

TEKERLEK DÖNDÜ:                                                                                                                                              Zamanında burnundan kıl aldırmayan, vatandaşın taleplerini zul sayan birçok siyasetçi bugünlerde sokakları arşınlıyorlar, hem kızıl sıcağın altında. Bugünlerde sokakta yürürken, milletvekili ve yeni bir adaya çarpmamak için dikkatli olmak gerekiyor. Boşuna dememiş eskiler, “gün gelir, tekerlek döner” diye. İşte bugünler tekerleğin döndüğü günler. Hiç olmazsa tekerlek tekrar dönene kadar, bunun keyfini çıkarmaya bakınız… 

ASLANBABA’YA GÜVENİR MİSİNİZ:                                                                                                                  Biliyorsunuz dün Radyo Havadis’te konuğumuz Ejder Aslanbaba olacaktı. Hiçbir mazeret göstermeden yayına gelmediği bir yana, telefonlarını kapatmayı tercih etti. Öyle anlaşılıyor ki, birileri “yeter artık konuşma” diye uyarmışlar Aslanbaba’yı. Aslında bu tür siyasileri davet ederken, iki kere düşünmemiz gerekirdi. Onun için aslında kabahat bizde, sözünün eri olsaydı, DP seçmeninden aldığı oyların karşılığını, şahsi menfaati için bir başka partiye transfer olarak satmazdı. 28 Temmuz’dan sonra dokunulmazlığı da olmayacak. 4 yıl sığındığı dokunulmazlık zırhı elinden gidince, bizden önce “hesap” vereceği birçok merci olacak…

ZİRVEDEKİLER

KTHY: Bugün siyasete kurban edilen KTHY’nin kapanmasının üçüncü yılı. Bundan tam 3 yıl önce, 36 yıllık milli havayolu KTHY bir gecede kapatılmıştı. Aradan geçen 3 yıl boyunca gelen gideni, giden de geleni suçlayarak günah çıkarmaya, yasak savmaya çalıştı. Ama ortada duran gerçek, siyasilerin mezesi olan KTHY bugün artık ne yazık ki tarih oldu… 

DİPTEKİLER
Ahmet Eti: Sıra kavgasının son örneği. “Ben 4 yılda bu topluma ne verdim” diye soracağına, “5. sırada olmam lazım” diyerek kamuoyu önünde kendi partisine kafa tutabiliyor. Bu kavgayı neden yaptıkları apaçık ortadayken, yüzleri hiç kızarmadan istifa tehdidi yapan, kafa tutanların hepsi dipte.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam