09 Aralık 2016

Mehmet Ali Talat’ın tespiti doğrudur…

Haber İçi Üst

Ne kadar doğru bir tespit… Mehmet Ali Talat diyor ki, “Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkilerin kötü olmasının nedeni, kötü giden her şeyin fısıltı yoluyla Türkiye’ye mal edilmesidir”.
Bu sadece siyasi anlamda değil, sosyal yaşamımızda da böyle…
Önce sosyal yaşamdaki duruma bakalım. Sen kapılarını sonuna kadar açacaksın. İşsizi, hırlısı, hırsızı, ipini koparanı sorma gir hanı gibi buraya girecek. Bu sadece Türkiye’den gelenler için değil. Son dönemde başka birçok ülkeden gelenler için de geçerli. Bir kere senin kamu güvenliğini sağlayacak kuralların yeterli değil. Sınır kapısında hiç bir sorgulama yapmayacaksın. Cebinde beş kuruşu olmayan, kalacak yeri, çalışacak işi olmayan girecek. Sonra… Sonra da en azından bunun takibini yapmayacaksın. Çalışma izinlerini bile doğru dürüst denetlemeyeceksin. Polis, kapasitesinin üstünde çalışıp, suçun peşine düşecek, yakalayacak mahkemeye çıkartacak, ancak yargının eli kolu bağlı, cezalar caydırıcı değil, adam kısa sürede yeniden sokağa salıverilecek. Sonuçta halk arasında suçun Türkiye’den geldiği, hatta teşvik edildiği imajı yaygınlaşacak. Oysa ben biliyorum ki, başta Sayın Apakan olmak üzere, birçok Büyükelçi, KKTC’ye giriş çıkışların kontrol altına alınmasına hiç bir itirazları olmadığını, hatta bunu kendilerinin de istediğini ifade etmiştir. Yani, çözüm KKTC’nin elindedir ve o eli tutan yoktur…
Siyasi boyuta bakarsak, yönetim kadroları kötü yönetimleriyle devlet kaynaklarını çarçur ederler. Bu kaynakların içinde Türkiye’den alınan hibe ve yardımlar da vardır. Ve doğal olarak kayıpların yerine konması için acı tedbirler gündeme gelir.  O noktada itiraz etme lüksleri yoktur. İşte böyle bir ortamda, bozulan dengelerin yeniden kurulması için masaya oturulur. Ama masaya otururken de, derslerini çalışmaz, Kuzey Kıbrıs’ın yapısına uyan kendi önerilerini, projelerini adam gibi ortaya koymazlar. Sonuçta, bir kısmı bizim şartlarımıza uymayan anlaşmalara imza atarlar. Çünkü o çöküşü yaratan kendileridir. Ama imzayı attıkları o andan itibaren “fısıltı” mekanizmasını da devreye koyarlar. İttifak içinde olmaları imkansız gibi görünen toplum kesimlerine, sendikalara, medya organlarına, uzun kulaktan mesaj gönderir, “ne yapalım Türkiye istedi” mesajını verirler. Amaç, yaratılan tepkiyi kendi üzerlerinden uzaklaştırmaktır. Nitekim bu uygulama maalesef birçok kez başarılı da olmuş, o kararlara boyunları bükük imza atanlar, onca tepkiye rağmen, suçu Türkiye’ye atmanın rahatlığı içinde, sütten çıkmış ak kaşık gibi seçim kazanmışlardır.
İşte Sayın Talat’ın tek bir cümleyle özetlediği gerçek budur. Çıkar ilişkilerine dayalı siyaset, Türkiye-KKTC ilişkilerine zarar verme pahasına yürütülmüştür…

 

YERİN KULAĞI VAR
SON HESAPLAR YAPILIYOR:    
                                                                                                                                     Belediye seçimlerinde son haftaya girildi. Ancak henüz öne çıkan bir aday yok. Hesaplar hep bu hafta üzerine kuruldu. Hangi aday, hangi adaydan ne kadar oy çalabilir üzerine hesaplar yapılıp, ona göre adımlar atılıp, yeni stratejiler belirliyorlar. Bakın görün yakında belli gruplara yönelik söz ve vaatler yine havada uçmaya başlayacak… Yine de seçmenin beklediği cevaplar henüz verilmiş değil. O nedenle ben partiye göre oy vermeyi reddeden o kararsız kitlenin, seçimde büyük bir oyun oynayacağına inanıyorum.
SARAY ARABACIOĞLU’NA MI ÇALIŞIYOR:                                                                                                                 

Son haftasına girdiğimiz belediye seçimleriyle ilgili iddialar kafa karıştırmaya devam ediyor. İddiaya göre saraya yakın bazı bürokratlara, UBP’li seçmeni Arabacıoğlu’na yönlendirmeleri yönünde talimat veriliyormuş. Anket sonuçlarına bakıldığında da olay, çok daha net görülüyor. Lefkoşa’da oy oranı % 10-15 olan Demokrat Parti adayının, anketlerde %30’lara yakın oy alması, bu iddiaların, hiç de yabana atılmayacağını göstermiyor mu..?        
SEÇMEN ETKİLENMESİN DİYE: Son günlerde Lefkoşa sokaklarındaki çöplerin harıl harıl toplandığını görüyoruz. İddiaya göre Başbakan Küçük, geçtiğimiz hafta Lefkoşa Kaymakamı Deniz Dana’ya direktif vererek, çöplerin toplanması için gerekenin yapılmasını istemiş. Çünkü, pazar günü sandık başına gidecek olan seçmenlerin, sokaklardaki çöplerden olumsuz etkileneceği ve oylarını ona göre kullanabilecekleri düşünülüyor. O nedenle, seçim gününe kadar özel arabalar bu günlerde çöpleri toplamak için son sürat çalışıyorlar. Sizin anlayacağınız son gün, bir yıllık rezaleti unutmamızı bekliyorlar…   
NE YAPSA GÜVENMİYORLAR: Maliye Bakanı Ersin Tatar dün Meclis’te, kıdem tazminatlarının kaldırılmasıyla ilgili meramını anlatmakta epey zorlandı. Yasanın sadece 2013’ten sonra işe girenleri kapsayacağını ısrarla söyleyen Tatar’a rağmen, işçiler eylemlerini sürdürüyor. Haksız da değiller aslında. Çünkü geçmişte verdiğiniz birçok sözünüzün tam tersini yaptığınızı çalışan ve emekli çok iyi biliyor. Onun için hiç kızmayın, şimdi haklı olarak size güvenmiyorlar…   
KRİZİN UCU BİZE DE DOKUNDU: Siz bakmayın bizim siyasetçilerin Güney’deki krizden dolayı için için sevindiklerine. Özellikle Arasta esnafı krizden yavaş yavaş nasibini almaya başladı. Özellikle hafta sonları yoğun geçişlere sahne olan Lokmacı kapısı son günlerde adeta sinek avlıyor. Esnaf geçişlerdeki azalma nedeniyle, işlerinin yarı yarıya düşmesinden şikayetçi. Kumarhaneler ha keza… Yani Güney’deki kriz dolaylı olarak Kuzey’e taşındı…   
1 NİSAN ŞAKASI OLMALI: Ekonomi Bakanı Sunat Atun, “KKTC’nin Türkiye birlikte TL kullanmasının bölgede fiilen bir “TL Para Bölgesi” meydana getirdiğini ve Güney Kıbrıs’ın da “TL Para Bölgesi”ne girerek ekonomisini çok daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturabileceğini” söylemiş bir televizyon programında. Kısacası Rum’lara, “kurtulmak isterseniz Euro’dan vazgeçip TL’ye dönün” diyor. Düşündüm de dün 1 Nisan’dı. Sayın bakan iyi bir şaka yaptı herhalde…
ŞÜKÜRLER OLSUN: Sebze, meyvelerde hormon analizi yapan cihaz devreye konmuş. Türkiye’ye bir kez daha teşekkür. Ama ya bugüne kadar yediğimiz hormonlu gıdalar? Doğal olarak kanser ve ölüm olarak bize geri döndü. Büyükelçi Akça, KKTC’yi yönetenlerin aczini çok güzel ortaya sermiş. 2003’te teknik heyet olarak geldiklerinde de aynı konunun gündemde olduğunu söylemiş. Aradan tam on yıl geçmiş. Yine Türkiye yapmak zorunda kalmış. Bizim buralarda oy getirmeyecek işlere yatırım yapılmaz Sayın Akça.

ZİRVEDEKİLER
Gönyeli Belediyesi:
Bir Lefkoşalı olarak, farkı anlamak için şöyle bir Gönyeli’ye doğru uzanın. İşçiler harıl harıl çalışıyor, etraf görenin içini açıyor. Sanki Lefkoşalıya inat, yeşili ve rengarenk çiçekleri gözümüze sokuyor. O görüntünün hayali ile aracınızı sürüyorsunuz ve koca bir tabela ve üzerinde “Lefkoşa Belediye Sınırı” yazısı. Uykudan uyanıp, gerçeklerle yüzleşiyorsunuz. Boşa giden yılları düşünüp hayıflanıyorsunuz…  

DİPTEKİLER
Trafik:
Polisin, son bir haftada ülke içinde yaptığı ve 6 bin 28 aracın kontrol edildiği denetimlerde 905 araç sürücüsü rapor edildi. Yine son bir hafta içerisinde meydan gelen kazalarda, 228 bin 750 liralık zarar meydana gelirken, 4 kişi de meydana gelen trafik kazalarında hayatını kaybetti. Ne yaparsak yapalım olmuyor. Bu hızla yeni bir rekora imza atacağa benzeriz…

Kıdem tazminatlarının kaldırılmasını engellemek için Hür-iş’e bağlı Kamu-İş  eylem ve grev yaptı

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil