11 Aralık 2016

Mavi boncuk meselesi!

Haber İçi Üst

BRT’de Akis programı yaptığım günlerdi.

Ocak 2008’de dönemin Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat konuğum olmuştu.
Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ve iç konuları konuşmuştuk.
Talat o programda iç meselelerle ilgili sorularımı yanıtlarken ülkenin en büyük ihtiyacının kamu reformu ve yapısal dönüşüm olduğunu söylemişti.
Bugün de öyle…
Mehmet Ali Talat o programda bugünkü sistemle bir yere gidilemeyeceğinin altını çizmiş, yasalar ve anlayışın değişmesinin şart olduğuna işaret etmişti.
O program sırasında aldığım notları önceki gün başka bir şeyleri ararken buldum.
Notları okurken geride kalan 5 yılda ülkede çok da fazla bir şeyin değişmediğini gördüm.
Talat’ın söylediklerinden aldığım notlar arasında şu satırları sizinle yeniden paylaşmaya karar verdim:
Ülkede her şey iç içe geçmiş durumda.
Sendikalarla hükümetin görevi karışmış.
Kimin ne yaptığı belli değil.
Bu arada çıkar grupları etkin bir şekilde değişimi engelliyorlar.
Sendika ve sivil toplumu da etkileyerek bunu yapıyorlar.
Sonuçta hiçbir şey değiştirilemiyor.
Çünkü hükümet bu konuda yeterince kararlı davranmıyor.
Gereken doğruları yapıp söylemiyor.
Adama yasa ile “Sen gül koklayacaksın” demişler.
Karanfile elini sürmüyor.
Bir memurun sandalyesini dahi değişemiyorsunuz.
Her isteyene istediğini sağlayarak bir yere varmak mümkün değil…

Dönemin Cumhurbaşkanı Talat o gün memleketin içinde bulunduğu bu duruma isyan ediyordu.
Talat’ın bugün yaptığı açıklamalara bakıyorum da isyanı devam ediyor.
Ülkede durum o günden bu güne daha iyiye gitmedi.

Sorunlar daha da büyürken, reform ve yeniden yapılanma ihtiyacı daha da arttı.
Gelinen aşamada, Başkanlık sisteminin gerekliliğine ısrarla vurgu yapan Talat, o günlerde siyasi partilere “Herkese mavi boncuk dağıtarak hükümet edilemez” diyerek mesaj vermişti.
Talat’ın o gün verdiği bu mesaj bugün de geçerliliğini koruyor.
Bu ülkenin ihtiyacı artık doğruların söylenip, tartışılması ve acı da olsa doğru adımların atılmasıdır.
Talat’ın söylediklerinin altına ben de o gün şunları yazmışım:
Siyaset kararlılık ister.
Doğru işler yapmayı gerektirir.
Acı da olsa doğruları söylemeyi.
Gelecek seçimleri değil, nesilleri düşünmeyi.
Karar alırken popülizmden uzak kalmayı ve akılcı davranmayı…
Devlet adamı gibi sorumlulukların bilincinde olmayı gerektirir siyaset.
Gerekirse seçim kaybetmeyi göze alarak doğruları yapmayı.
Az ve öz konuşurken çok iş yapmayı.
Siyaset yapmak ağır sorumluluklar yükler insana.
Bu da kolay değildir.

2008 yılındaki notlarımı okurken 28 Temmuz’da yapılacak seçimleri düşündüm.
Siyasi partilerin seçim sürecinde yürüttükleri kampanyalar gözümün önünden sıra ile geçiverdi.
“Hangi siyasi parti söylediklerinde samimi ve hangisinin söyledikleri seçim sonrası iktidara gelinmesi halinde uygulanabilir?” diye kendi kendime sordum.
Daha başka sorular da gelip geçti kafamın içinden…
Ülkenin gerçek anlamda bir yeniden yapılanmaya ihtiyacı var.
Kıbrıs Türkü dünya ile yarın sabah entegre olacakmış gibi tüm alt yapısını, kurumlarını ve yönetsel mekanizmalarını hazırlamalı…
Bunun için geç bile kalındı.
Bu konularda yeteri kadar zaman kaybedildi.
Gelinen noktada daha fazla zaman kaybına tahammül kalmadı.
Sorunlara doğru teşhisler konularak çözüm üretilmesi için siyasetçilerin siyaset yapma anlayışları değişmelidir.
Talat’ın da dediği gibi, “Herkese mavi boncuk dağıtma” anlayışı terk edilmelidir.
Acıdır ama seçim kampanyasında söylenenlere bakınca ümitlenemiyorum.
Ve üzülüyorum…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil