04 Aralık 2016

Maskara (*)

Maskara (*)
Haber İçi Üst

AĞIZ DEĞİŞTİRDİ… Bağımsız Milletvekili Ejder Aslanbaba, DP’den istifa etmeden önce, “Bana güvenoyu vermem için rüşvet verdiler, ben de aldım” derken, yargı aşamasında konan yurt dışı yasağının kaldırılması ve sürecin devam etmesinin engellenmesi noktasında, “Meclis’te hiciv yaptım” dedi

Meclis’te rüşvet aldığını iddia eden milletvekili Ejder Aslanbaba mahkemede ağız değiştirdi. Aslanbaba, “Rüşvet yok, o kelimeyi mecazi anlamda kullandım” dedi. Savcılık CD’lerde bu iddiayı kanıtlayacak hiçbir delile ulaşılamadığını açıkladı.
Dün sabah mahkemeye gelen Ejder Aslanbaba, “Hem rüşvet aldığım, hem de o paradan aldığım 100 dolarla içki-puro içtiğim söylemleri tamamen bir mizah, hiciv. Parlamentonun ne durumda olduğunu halka göstermek istedim” diye konuştu.

Mahkemede başka AA’ya başka
Meclis’te seçim hükümetinin güven oylaması sırasında kendisine rüşvet verildiğini iddia eden İskele Milletvekili Ejder Aslanbaba, “Rüşvet olayı, ses kayıtlarıyla, alınan paralarla iddia değil, gerçek. Bu para halkımıza bazı siyasilerin gerçek yüzünü göstermek için bir alınan emaredir” dedi.
Aslanbaba, AA’ya verdiği demeçte, kendisine rüşvet verildiği iddiasının delilleriyle ortada olduğunu belirterek, “Meclis kürsüsünden siyasette yozlaşmış insanların neler yaptığını anlatmak istedim. Bu benim en doğal hakkımdır. Bunu kimse engelleyemez. Meclis kürsüsü halka gerçekleri anlatmak için orada. Ben çıktım orada eylemimi yaptım ve KKTC siyasetinin yıllarca nasıl işlediğini anlattım” diye konuştu.
Olaylar sonrası Demokrat Parti-Ulusal Güçler (DP-UG) Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın, kendisi hakkında, “Aslanbaba’ya borç verdik, yardım yaptık” gibi açıklamalar yaptığını söyleyen Aslanbaba, “Onlara sormak istiyorum. Zor durumdaysam neden beni vekil adayı göstermediniz? Kendilerini halkın önünde, medyanın önünde temiz çıkarmaya çalışıyorlar. Çırpındıkça da batıyorlar. Her şey açık. Ses kayıtları poliste. Polis, inanıyorum ki, gerekli işlemleri yapacak” dedi.

“Kaşif sakin ol dedi, para verdi”
“Rüşvet olayı, ses kayıtlarıyla, alınan paralarla iddia değil, gerçek. Bu para halkımıza bazı siyasilerin gerçek yüzünü göstermek için bir alınan emaredir” diyen Aslanbaba, şu ifadeleri kullandı:
“Serdar Denktaş beni tabandan gelen talep üzerine aday yapmayacağını söyledi. ‘Seni aday yapmayacağız ama başka yönden tatmin edelim’ dediler. Ben de milletvekili olmak istediğimi söyledim. Tatmin olmak istemediğimi söyledim. ‘Halk ne derse boynumuz kıldan incedir’ dedim.
Gazimağusa Milletvekili Ahmet Kaşif de beni her şekilde tatmin edeceğini söyleyerek sakin olmamı istedi. Sayın Kaşif, 5 bin sterlin karşılığında bana 7 bin 700 dolar para getirdi. ‘Al bunu’ dedi. ‘Bu başlangıçtır arkası gelecektir, sakin ol, rahat ol’ dedi.
‘İskele’de belediye başkan adaylığını garanti yapalım ve seçimler için sana bütçe ayıralım’ dediler. Bir de maaşlı bir iş verecekleri taahhüdünde bulundular. Ben de halka göstermek için ses kayıtlarıyla parayı aldım. Elimde ses kayıtları olduğu halde beni suçlu göstermeye çalışıyorlar. Halkı yanıltmaya çalışıyorlar. Yanlış yaptılar, sert kayaya çarptılar. Zannetmesinler ki onlar para güçleriyle her şeyi satın alabilirler. Halk da bunu görsün, halkın iradesiyle değil para gücüyle siyasette kaldıklarını artık halk görsün.”

Siber’i suçladı
Başbakan Sibel Siber’in, kendisinin Türkiye kökenli olduğundan dolayı rahatsız olduğunu iddia eden Aslanbaba, “Sayın Başbakan’ın TC kökenlilere antisempatisi var. Adilseniz, Başbakansanız, insanları etnik kökenleriyle yargılamayacaksınız. Sayın Başbakan oturduğu koltuğa 17 numara büyük geliyor. Başbakanımız derhal istifa etmeli, Cumhurbaşkanı’na görevi iade etmeli ya da bakanları görevden alıp, temiz bakanlar atamalıdır. Başbakan Siber bu konuda taraflı davrandı. Sayın Başbakan Serdar Denktaş’ın oyuncağı oluyorsa, o koltuk ona 17 numara büyük geliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Beş milyon pound servetim var “
Aslanbaba, kimsenin maddi yardımına ihtiyacı olmadığını da söyledi ve şöyle konuştu: “Benim karnım doyuyor çok şükür. Serdar Denktaş, bu kadar kötü durumdayken, acaba yeğeni Can Denktaş’a neden yardım etmedi. Ben mi daha önemliyim? Aslanbaba kimseye boyun eğmez. Benim 5 milyon 200 bin sterlinlik mal varlığım var. Aslanbaba elinden geldiği kadar herkese yardım eder. Bunlar artık derslerini almalı. Halk siyaseti nasıl yaptıklarını görmeli. Ben siyasi hayatıma devam edeceğim. Bu olaylar beni daha da çok kamçıladı.”

Denktaş:  Peşini bırakmam
Demokrat Parti-UG Başkanı Serdar Denktaş, Aslanbaba ve rüşvet olayının peşini bırakmayacağını söyledi ve atılan çirkeften kurtulacaklarını belirtti. Şu anda önemli olanı seçim çalışmaları olarak gösteren Denktaş,  şunları kaydetti: “Biz bu oyuna gelmeyiz. Başsavcılığa gönüllü ifade verdim. Önceki gün mahkemeye bu iftira ile ilgili davamı açtım. Aslanbaba ile ilgili yasağın kalktığını basından öğrendim. Böyle bir suçlaması yokmuş öyle diyor.  Mahkemede böyle bir suçlama yapmıyor ama kamunun önünde bunu yaptı. Tatar’ın kanalı Kanal T’de her Allah’ın günü rüşvetin ses kaydı diye yayın yapıldı.  Bu karakterimize yapılan büyük bir saldırıdır. Şimdi çok yanlış bir şekilde TC-Kıbrıslı ayrımı yapmaktadır. Bunun peşini bırakmak mümkün değil. Gerek mahkemede gerekse siyasal  olarak bunun altını kazıyacağım. Ve altında olanları çıkaracağım. Çirkefin nedenlerini anlatacağım. Bizim kaçmak gibi bir niyetimiz yok ki bize yasak konsun. İddiayı yapan Aslanbaba’dır ve ses kaydı da ona aittir. Kaçma ihtimali yüksek olan kendisidir. Bu süreçte ben en fazla mağdur olan kişiyim. Niye bu oyunları oynadı çıkıp anlatmak zorundadır. Ne kadar daha para aldı onu anlatsın. Yardım istedi, yalvardı ve haline acıyıp ona para verenler için, rüşvet diye ilan etti. Kendisi anlatsın, UBP’ye giderken neler aldı. Bir adaylık bu kadar önemli olamaz. İnsanlığını unuttu.  Aslanbaba, değil Londra’ya Afrika’ya kaçsa mahkeme sonucunda peşine düşeceğim. Bu işin kumpas olduğuna eminim.”

Kaşif: İnsancıl damarımızın kurbanı olduk
İddiaların göbeğindeki DP-UG Milletvekili Ahmet Kaşif, yargının kararının olaya karışan şahsın söylemleri doğrultusunda olduğunu söyledi ve şu değerlendirmelerde bulundu: “Eğer olayda iddia eden kişi rüşvet aldı diye çıkar ve yüce KKTC Meclisi’nin çatısı altında insan karalayarak, çamur atarak bir yere varacağımı sandıysa, yanıldı. Şov yaptılar. Doğru söz Bağdat’tan geri döner. Biz hep doğruyu söyledik. Bizler arkadaşlar olarak sıkıntı içinde olan birine yardım etmek istedik. Bu arkadaş kimlerin oyununa geldi ve kimlerin oyunuyla bunu yaptı, çıkıp bunu da açıklasın. Şimdi hiciv yaptım ben rüşvet almadım dedi. İnsanların kişiliği ve onuru ile oynamak büyük terbiyesizliktir. Bu gibi şakalar kapalı kapılar arkasında yapılır, ulu orta yapılmaz. Ben vicdanen rahatım. Demek ki halkımız gerçekleri görüyor ve biz göremedik. İnsancıl damarımızın kurbanı olduk. İnsanımızı kutlarım ki gerçekleri gördüler. İnsanlığımdan dolayı kendimi aldatılmış hissediyorum. Allah onun yolunu açık etsin. Kirli oyunlarla siyasetten nemalanmak işe yaramaz. Bu umarım bir ders olur ve bir mesaj olsun. İnsanları, halkı daha iyi günlere nasıl taşırız, Anavatan’la ilişkileri daha ileriye nasıl taşırız, dünyaya nasıl açılabiliriz, projelere bakmak lazım. Birbirimize çamur atmakla bir yere varmak mümkün değil. Kararı veren yargıya da teşekkür ederim.”

Adem: Dünyaya rezil olduk
CTP Gazimağusa Milletvekili Sonay Adem, yaşanan rüşvet olayının “hiciv” meselesi olamayacağını söyledi ve ortada ciddi bir iddia bulunduğunu anımsattı.   Adem,  bu ciddi iddianın detaylı şekilde araştırılması gerektiğine vurgu yaptı ve peşinin bırakılmaması gerektiğinin üzerinde durdu.  Adem, “ ‘Tüm toplumu, Kıbrıs Türkü’nü dünyaya rezil eden bu konuda yargının bir adamın hiciv yaptım’ demesiyle kapatılmasının” kabul edilemez olduğunu da belirtti ve şöyle konuştu:  “Ama eğer burada söz konusu olan rüşveti vermekle itham edilenlerin kurtarılmasına yönelik adımsa gerçekten çok daha kötü sonuçlara yol alacak bir süreç başlayacaktır.  Yargı önce kendisinin bunu değerlendirmesi gerekir. Toplumda gerçekten büyük bir infial var. Devlet sorgulanır noktadadır.  Devletin tüm kurumlarına dönük büyük bir güvensizlik oluştu. Ama eğer bu dikkate alınmadan yargı böyle bir sonuca ulaşmışsa, burada sorgulanması gereken ana kurum yargı öne çıkacak. Sadece yargının ve yargıçların ağlaması mana ifade etmiyor. Toplumsal yapının sürdürülür noktaya ulaşması için kendilerinin de ellerini taşına altına koyması gerekiyor. Sadece ve sadece kolaya kaçıp siyasetçinin toz duman edilmesi hiçbir sosyal kesime veya kuruma yapıya bir şey kazandırmaz. Bu herkese bir ders olsun ve bu seçimde yurttaşlar iyi değerlendirme yaparak oy kullansınlar.

 

• Türk Dil Kurumu: Maskara:  Eğlendirici, sevimli, güldürücü, hoş.
Cümle içinde de, “Görseniz ne maskara şey!”

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam