08 Aralık 2016

Martin Luther King ve fantezist biz

Haber İçi Üst

Martin Luther King; 1929 yılında Amerika’da doğan bir fikir adamı. En önemlisi de renk ayrımı yapan ırkçı faşistlere savaş açmış bi’devrimci. Bizim adamın hikâyesi müthiş; 1 Aralık 1955'te Rosa Parks adlı bir siyahi bayan, Jim Crow Yasaları gereği otobüsteki yerini bir beyaz vatandaşa vermemesi nedeniyle tutuklandı. King bunun üzerine Montogomery Otobüs Boykotunu düzenledi. Bu boykot bir yıldan uzun sürdü ve Martin Luther King’in dikkatleri üstüne çekmesine neden oldu. Bu boykot nedeniyle tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin eyaletler arası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığının sona ermesine kadar sürdü. İşte, bizim adamın hani şu ünlü sözü var ya; “I have a dream (Bir hayalim var)” artık gerçek olmuştu. Bu da kesmedi ve ileriki yıllardaki en önemli kanıtı da Başkan Obama oldu. 2013 yılı itibarıyle yapılan sosyal bir araştırmaya göre Amerika vatandaşlarının yüzde 51’i kendini beyaz hissetmiyor(muş). İlgili araştırmayı okurken yurdum aklıma geldi. Keşke bizde de benzer bir araştırma yapıldsa da kaç kişi kendini Kıbrıslı hisseder, kaç kişi “sadece Karpaz eşekleri Kıbrıslıdır” der belli olsa. Neyse uzatmayım, bugünkü esas davamız ‘bir hayalim var’ faslı. Yurdum sporu ile ilgili bizim de bir hayalimiz var. Bi’defa kulüp yönetmek, en az holding yönetmek kadar zor. Kolay değil; para, zaman ve emek isteyen bir süreç. Bir taraftan federasyon, medya ve camia, diğer taraftan ise teknik heyet ve futbolcular ile uğraşmak, uzlaştırmak ve çözümler üretip hedeflenen başarıya ulaşmak çok ama çok zor. Kulüplerimizin şu an büyük bir kısmının sabit gelirleri yok ama aylık ortalama 40 Bin TL. sabit giderleri var. Cebelleşme kadrosuna bir kısım yönetim kurulu üyesi de dahil olursa başkanın ‘ayvayı yediği’ an’dır bildik. İnsanla uğraşmak, onları etkilemek ve sürüklemek, özel amaçlarından uzaklaştırıp top yekün bir amaca yöneltmek dünyanın en eski ve en zor sanatlarından biri. Düşünün, doğadaki her nesne; hacim, kütle, içerik, biçim ve renk açısından birbirlerinden farklı. Daha geçen aralık ayı New York City üzerine bir gecede 4 milyon ton kar yağmış. O kar taneleri bile birbirinden farklı. Ya yeryüzündeki kum taneleri veya yapraklara ne demeli! Onların da tam bire bir eşleri yok. Hâl böyleyken daha tam olarak keşfedilememiş ve çözümlenememiş insan faktörüne ne demeli? Yaşam biçimleri, değer yargıları, inanç sistemleri, gelenek ve görenekleri farklı bir insan topluluğuyla hedeflere ulaşmak deveye hendek atlatmaktan daha zor değil mi? Bu çağda artık her kulübün finansmanı kadar konuşabildiği bir futbol dünyasında yaşıyoruz. Kuzey Kıbrıs futbol dünyasında 1 Milyon TL’ye şampiyonluğu, 500 Bin TL’ye orta sıraları, 300 Bin TL’ye ise küme düşmemeyi kovalarsınız. Pamuk eller nereye kadar cebe! Taşıma suyla değirmen döner mi? Dönmesi mümkün değil. Bir süre durumu idare eder ama istifa mektubunuz cebinizde gezersiniz. Sonuçta kulübün geleceği ipotek altına girer ve istemeden de olsa bir sonraki başkanın hüsran zeminini hazırlarsınız. Artık bu işe bir “dur” deme zamanı gelmedi mi sayın başkanlar? Geldi de geçiyor bile. Sorun belli! Çözüm? Çözüm ise çağdaş futbol ülkelerindeki finansmanla ilgili uygulamaları kulübe adapte etmeden geçer. Ne yapabiliriz ya da ne yapamayız? ‘Muhtemel gelir kalemleri’ ile ilgili dünya örneklerini özetleyecek olursak şunları sıralayabiliriz; ‘Kombine bilet satış geliri.. Maç hasılatı geliri… Mobil aidat ve diğer aidat geliri… TV yayıncı kuruluş geliri… Müşterek bahisçilerden elde edilen gelir… Reklam geliri… Sponsor şirketten elde edilen gelen gelir… Stat ismi hakkı ve diğer sosyal tesis geliri… Hediyelik eşya mağazalarından elde edilen gelir… Spor okulları geliri… Şirketleşme ile borsadaki hisse senedi satışları geliri… İlgili bölge belediyesinden araba park yerleri, su, aydınlatma ve temizlik vb. faturalardan katkı payı geliri… Kulüp tescilindeki kredi kartları geliri… Sporcu satışı ile ilgili bonservisten elde edilen gelirler… Balo ve diğer sosyal toplantı gelirleri’ ve diğer gelirler olarak devam eder. İşte, yukarıdaki gelir kalemleri şu anda bizim için ‘fantastic ve de bombastic’ olabilir. Kim bilir? 28 Ağustos 1963 tarihindeki Martin Luther King’in 300 Bbin kişi huzurunda ‘ırkçılık’ ile ilgili yaptığı konuşmadaki; “I have a dream”i kadar meşhur olmasa da, sonuçta bizim hayalimiz de bu işte. Sevgili Mustafa Özsoy Müdür’ün bu tip gelir getirici yatırım yazıları çok. E müdürün de bu tip fantezist duygular var işte. Hayallerimiz ölünce mi ölürüz? E pek tabii ki de. Sağlıkla…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil